1 Kasım, 1 Oy ve Bir Ülke

1 Kasım zora giren Ülke huzurunu geri kazanma, ya da daha büyük huzursuzluğun daveti noktasında bir tek oyun bile önemli olan bir seçimdir.

28 Ekim 2015 21:50

Karaman’dan bir süre ayrı kaldık. Giderken bıraktığımız Karaman yerinde duruyor. Gidip gezdiğimiz yerlerde de gördük ki siyasi tansiyon hep aynı.

Beş aydan daha kısa bir süre sonra tekrar sandığa gidecek seçmen 7 Hazirandaki gibi heyecanlı ve coşkulu değil. Sessiz ve düşünceli.

Son aylarda olanlar büyük bir huzursuzluk sebebi oldu.

Her siyasi kesim de, farklı yorumlar, fikirlerle olayların anlaşılmasını zorlaştırdı ve nerdeyse gerçek sebeplerin bir kenara bırakılmasına çabaladı.

Ama sebep, aynı sebep, hedef, aynı hedef… Müslüman Dünyasında ayakta kalan tek Ülke Türkiye’de bir kaos karmaşa oluşturup Haçlı zihniyetinin son darbesini indirmek.

Elbette avuçlarını yalayacaklar ve bu güne kadar yaşadıkları mağlubiyetin bir yenisini tadacaklar. Bu memleket sahipsiz değildir. Doğan her yeni can, son nefesine kadar Vatan toprağının bekçisi, Bayrağın sahibi, bağımsızlığının koruyucusudur. Bu binlerce yıldır böyle olmuştur ve asla da değişmeyecektir.

 Bu gün yaşanan siyasi çalkantıların altında da bu yatmaktadır.

Senaryonun bir parçası olan, siyasi hırs ve emellerin kullanılması noktasını iyi kullanan senaristler muhalefet liderlerinden tutun da kendi oyundan başka tek bir oya hükmedemeyecek olan muhalif görüşleri bile kışkırtarak, korkutarak, gaza getirerek, vaatler üreterek, en çok da iftira ve provokasyonlar tertip ederek yıkmak ve yok etmek adına başarı beklemektedirler.

 Daha düne kadar bir dini oluşum olarak gördüğümüz paralel cemaat içinde bile öylesine mübarek, öylesine değerli ve samimi insanlar var ki. Ama bu gün gelinen noktada küfre varan, vatan hainliğine varan, hiçbir mantığı olmayan fikirlerin ve davranışların savunucusu oluverdiler.

İktidar partisinde, tepede olmanın rehaveti içinde, taşra teşkilatlarına karşı vurdumduymaz bir tarın sergilenmesi de başlı başına bu senaristlerin ekmeğine yağ sürdü.

Yakından takip imkânı bulduğumuz ve bu son seyahatlerimizde de müşahede ettiğimiz kadarı ile bu sadece Karamanımıza has bir olay değil. Tüm illerde, yerel siyasetçilerin hataları iktidar partisine karşı bir soğukluk ve uzaklaşma vesilesi olmuş.

7 Haziran sonrası Genel Merkez teşkilatlarında başlayan değişim zaman darlığı nedeni ile taşralara intikal edemedi. Bu seçimlerde de bu soğukluk sürer mi bilmiyoruz. Ama sürer de bu seçimler bir 7 Haziran tekrarı olursa o zaman büyük çalkantılar yaşanacak demektir.

Milli irade beyanı için 1 Kasımda sandığa gidecek seçmendeki sakinlik, suskunluk ve düşünceli tavır biraz da bundan kaynaklanıyor.

Ama yerelde pire kadar rahatsızlık veren yerel siyasetçiler için de yorgan yakmak elbette gerekmez.

Ülke bir önceki seçimde önemli bir dönemeçten geçti. Bir yalpalama ve sendeleme oluştu. Bu tür olumsuzluklar nedeni ile 1 Kasım günü aynı sonucu yaşamak büyük sorunlara yol açacaktır.

İktidar Partisi ciddi anlamda da 7 Haziranın bir ikaz olduğunun farkına varmış olmalıdır. Umalım ki bu düzen değişecektir.

Taşradaki bu olumsuzluklar, ateşler içindeki Ülkemizin akıbetinden önemli değildir. Yerelin öz eleştiri yapmama, yanlışlar karşısında susma, çirkini çıkar için kollama, liyakatsiz de olsa mevki sahibine piyaz yapma alışkanlıklarının oluşturduğu bu teşkilatlar elbet baki değildir. Ama Türkiye Devleti baki kalacaktır. Kalmalıdır.

Sandığa giden kararsız, suskun, düşünceli seçmen, yerel siyasetçilere değil ülkenin geleceğine oy vereceğini bilmelidir. Zaten bir parça izan olsa yerel siyasetçiler de 7 Haziran hezimetinin en önemli belki de tek sebebinin kendileri olduğunu anlar, ya durumlarını düzeltir ya da çekip giderlerdi.

Başta, en yukarıda, en yüce olmak demek despotluk, faşistlik, derebeylik değildir, İmkânları nefsani arzular için kullanmak hiç değildir. Toplumda ötekileştirme ayrıştırma ve eleştirilere Devletin gücünü kullanarak tepki göstermek hiç değildir. Yani bu günkü davranışları hiç ama hiç uygun değildir.

Karamanın Lütfi Elvanı başka şehre uğurlama kaybına karşı, Recep Konuk gibi liyakatli bir adayı bulması bir şanstır. Verilen oyların yerel siyasiler için duyulan endişeyi ortadan kaldıracak kadar güçlü bir seçenektir.

Allah’ın Lütfu ile bir şans yakalayan Recep Şeker de en kötü ihtimalle mecliste bir oy demektir. Dileriz Yine Allah’ın lütfu ile kazanacağı mevkiinin sadece ve sadece Allah Rızası için, bu Millete hizmet için olduğunun farkına varıp, tanrısal bir güç olmadığını da fark eder. Kişilerle değil de sorun ve çözüm yolları ile odaklanıp, kitlelere hizmetin lezzetini tadar.

1 Kasım zora giren Ülke huzurunu geri kazanma, ya da daha büyük huzursuzluğun daveti noktasında bir tek oyun bile önemli olduğu bir seçimdir.

Bir oy bile olsa bir Ülke İçindir…

 
seçim 1 kasım ülke yerel siyaset
Bu Haber 2077 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin