80 Yıllık Beyin Yıkama

Önce VATAN....

20 Şubat 2016 11:29

Bu Ülke sağ/sol kavramları ile yandı tutuştu. Bu uğurda can alana da, can verene de sorsanız derdi memleket meselesiydi. Türkiye’nin daha iyi yönetilmesi ve insanların daha mutlu olma idealleri vardı. Ama vuruyorlardı, yakıyorlardı, öldürüyorlardı. Siz/biz hitapları ile insanlar iki buçuktu. Buçuk, olanları anlamakta güçlük çekiyor, üzülüyor kahroluyordu.

Bayrak biziz, devlet biziz diyenler Arap ve Fars dilinin karışımı olan bir dili savunurken, bu düzen değişmelidir diyenler öztürkçe adında uydurukça bir dil geliştirme çabasındaydı. Bir taraf bir etnik gurubun tek kelime kendi anadilini konuşmasına tahammül edemezken bir gurup anadilde eğitim, dil özdürlüğü diyordu. Bakmayın aynı fikir shiplerinin bugün tam tersi davrandığına. O gün öyleydiler bu gün böyle.

Din, Milliyetçilik ve Atatürk tıpkı bugünkü gibi en önemli siper, zırh ve kalkandı.

Ama bir de güzellik vardı ki o da ahlaktı. Ateistin bile bir namusu şerefi haysiyeti onuru vardı. Evrensel kötülükler herkes için kötü idi. İçki, kumar, zina vb. pislikler affı olmayan cezalarla cezalandırılırdı. Tahsil yaptığımız ve bir siyasi fikrin, ateizmin önde gelen kalelerinden olan SBF de değil aleni sevişen, adaba aykırı giyinen kimseyi göremezdiniz. Hiçbir siyasi kavgada bıçak kullanana rastlanmazdı. Bıçak kullanmak kahpelik, şerefsizlik olarak değerlendirilirdi.

O günlerin devrimcilerinin hedefinde hep Amerika denilen Avrupa’nın artıklarının kurduğu devlet olmuştur.

Milliyetçi ve muhafazakarların ise Rusya başta olmak üzere komünist ülkeler hedef tahtası idi. Kim neyi neden savunduğunu da pek bilmezdi. Bir anti komünist olarak kir komünistle tartışmaya girdiğimizde görürdük ki Marksı ondan daha çok okumuş ve fikirlerini daha iyi biliyoruz. Diğer kesim için de farklı değildi durum.

Siyasi doktrinleri derinlemesine araştırıp vardığımız yargı, komünizmin tutar tarafının olmadığı, insanları özellikle maddi değerlerine, ne kadar da az olursa olsun ölesiye sahip çıkma eğilimi nedeni ile kendi içinde yok olacağı yönünde idi. Asıl tehlike kapitalizm ve onun bir numaralı uygulayıcısı, Avrupa süprüntülerinden oluşan ABD idi.

Bu tehlike bugün en komünist ülke Rusya’yı dahi dümen suyuna sokmayı, parçala böl yut taktiğine ortak etmeyi başardı. Çünkü insanoğlunda nefis denilen kavramı dinler eğitmeye çabalarken kapitalizm nefsin tatmini için her yolu mubah sayar.

Kapitalizm ve ABD çok kaliteli bir kültür emperyalizm kampanyası yürütmüştür. Tüm Dünya filmlerde Amerikan kahramanlarını soluksuz izlemiş, çocuklar kendilerini onlarla özdeşleştirmiş, kadınlar onların saç modellerini yaptırmıştır. Malkoçoğlu, Karaoğlan Köroğlu gibi kahramanların yerini sığır çobanları ve bebek katilleri almıştır. Her filimde kötü zenci, fakir, Müslüman, Asyalı,  Afrikalı, ya da Güney Amerikalı olmuştur. Sadece filimler değil sığır çobanlarının giydiği pantolonlar karaborsaya düşecek kadar talep görmüş, içinde dünyanın her türlü necasetinin bulunduğu fast food tabir edilen gıda türü tüm dünyayı sarmıştır. Meyve suyu, maden suyu, geleneksel içecekler yerini ne olduğu hala bilinmeyen gazlı içeceklere bırakmıştır.

Avrupa’nın süprüntülerinin birbirini yiyerek bir araya geldikleri bu devlete yön veren bir avuç Siyonist olmuştur. Afrikalı zencileri mal gibi alıp satan, sömüren, Kızılderilileri arazilerin temizlenmesi için  avlanacak hayvanlar gözü ile gören, o toprakların gerçek sahibi milyonlarca insanı acımasızca katleden fikrin temelinde Siyonizm yatmaktadır. Bu gün ABD yönetimindeki figüranlar kimler olursa olsun beyin Siyonistlerdir.

1930 larda başlayan ve hala da devam eden bu kültür emperyalizmi Türkiye’de fırtına gibi esti. Her Türk çocuğunun örneği Amerikalı film kahramanları oldu. Onlar gibi yaşamaya başladık.

Doğaldır ki içimize işlemiş bir zihniyetin yaptığı kötülükleri görmekte, algılamakta ve anlamakta güçlük çekiyoruz.

Japonya, Kore, Vietnam, Afganistan, Yugoslavya, Fas, Tunus, Libya, Mısır, Irak ve son olarak da Suriye bu tuzağın şaşkın avları oldular.

Günümüzde de beğenmedikleri bir iktidarın devrilmesi için güzellikleri göstermekten aciz, seçimlerde beceriksiz, fikri yapı olarak yetersiz, halktan habersiz, gerçekler karşısında çaresizler ABD nin ekmeğine kaymağı sürdüler, üstüne de bal damlatmakla meşguller.

Başka bir VATAN aramak bu saatten sonra bu MİLLET için imkansızdır. Aynı apartmanda farklı bir daireye taşınmayı bile kabullenemeyen bu Millet bu topraklardan bir başka yeri düşünemez. Ama bu topraklarda yaşarken kendi yönetimini beceremez ise boynuna esaret tasmasını takmak zorunda kalacaktır. Bu ise belki tarihin geçmiş diliminde ölüm demekti ama uygulanan kültür emperyalizmi bombardımanı lüks kazanımlardan vazgeçmek yerine bu tasmaya razı gibi görünüyor.

Gerçek tehlike de budur.

Bu görüşler ışığında, bu kültür emperyalizminin şuaları ile yetişmiş, kendi özünü bilmeyen,  “Adalet ve Kalkınma, Halka hizmet Hakka Hizmettir, Büyük Türkiye, Osmanlı Geri Dönüyor” fasaryalarını pelesenk etmiş, ama bu söylemlerin ne anlama geldiğinden habersiz üç beş yerel siyasinin cukkalar götürmesi, faşizan yöntemler izlemesi, halkı yok sayması gayet doğaldır.

Bunlara bakıp da uçuruma sürüklenmek istenen, ABD mandası yapılmak için hazırlanan Türkiye’de şaşkın politikalar izlemek yanlıştır.

Önce VATAN….

 
Türkiye siyaset sağ sol ABD emperyalizm
Kaynak :
Bu Haber 2623 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin