Acil Darbeye İhtiyaç Var!

Evet, Acil DARBEYE İHTİYAÇ VARDIR. Bu darbeyi siyasi iktidar kendi kadrolarında yapmalıdır. Genel Kongre’de kısmen başlayan DARBE tüm teşkilatta uygulanmalıdır.

30 Eylül 2015 11:27

İnsanlarımızı kapalı kapılar arkasında ağlatan 1960 askeri darbesini yaşadık. Çocuktuk ufacıktık. Yüreğimizde derin yaralar bıraktı. İnsanların asılarak öldürüldüğünü öğrendik ve Devlete olan güvenimiz sarsıldı.

Sonra muhtıralar ve 12 Eylülü gördük. Bir ömre bedel gençliğimizin tam da ortasında. Gidip de gelmeyen dostlarımız arkadaşlarımız oldu. Gelip de bitmiş tükenmiş ve yıllarca suskun kalan arkadaşlarımız dostlarımız oldu.

İnsanlar insanları kırdı.

Devlete olan güvenimiz bir kez daha sarsıldı.

Tüm bu olanlar Milletin güçlenmesi bilinçlenmesi ve Devletin güçlenmesi gerektiği fikrimizi pekiştirdi.

Devleti yöneten siyasetti. O zaman siyaseti önce liyakatli olanların yapması gerekiyordu.

Vesayetin ve dayatmanın karşısına bir Tonton çıktı. Halk gibi konuştu. Milletin talep ve ihtiyaçlarına cevap verecek konulara öncelik verdi. Bir sabah bir de baktık ki terki dünya eyleyivermiş.

Bir kadayıfçı Hoca çıktı. Resmi sıfatı olanların “Allah” demesinin bile sakıncalı olduğu yıllarda genlerimizde yazılı olan inanç kavramını hatırlattı. Maneviyat diye bir kavramın önemini gösterdi.

Aslı Türk olup olmadığı belli olmayanlar, Kazan’a atıp onun Millete olan yaklaşımını bir kavga şurubu kaynatarak yok ettiler. Hoşgörüyü Sen/Ben kutuplaşmasına dönüştürüverdiler. Kaçınılmaz akıbet onu da aldı götürdü.

Derken Güllü bir Uzun adam çıktı. Bir buzdağını andıran yapı ile. Görünen 3-5 kişi idiler ama sütre gerisinde yüzlerce liyakatli ekipleri vardı. Memlekette bahar havaları esmeye başladı. Fidanlar dikildi bakımları yapıldı. Tam ilk meyveler hasat edilirken bir de Toros’un oğlu çıktı meydana…

Ama o da ne; Hocacı Uzun adamcı vesaire diye onlarca fırka oluşmaya başlayıverdi.

Tüm bu süreci, tam merkezde yaşadık. Algı, izan ve çevre olarak, görünmeyen arka planları bile analiz edecek bağlantılarımız hep oldu.

Hep gördük ki her oluşum için liyakat sahibi, canla başla çalışan, iyi niyetli kişiler maddi varlıklarını kaybettikleri gibi manevi olarak da canlarına varan bedeller ödediler. Ama bu oluşumlar yine çok kısa bir zaman diliminde çulsuzlardan ve hak etmeyenlerden bir kapitalist ordusu oluşturuverdi.

DP, AP, MSP, ANAP da bu böyle oldu, bugün Ak Parti de aynı gelişimi görmekteyiz.

Bu kapitalist ordular, din, iman, vatan sevgisi, adalet, siyaset, kültür, maliye, eğitim gibi pek çok kavramların kurallarını artık kendileri koymaya başlayıveriyorlar.

Bu oluşumların Ankara’daki kurmayları büyüyen faaliyet alanları ile boğuşurken taşradaki bu orduların faaliyetlerinden ya haberdar olamıyor, ya da haberdar olup bir türlü engelleyemiyorlar. Çünkü onlar artık kilit noktaları tutmuş durumda oluyorlar.

Karaman Dernekler Müdürlüğüne sormadık ama, Karaman’da 400 e yakın STK olarak nitelenecek dernek ve benzeri kurum olduğunu biliyoruz. Bunların temel amacı, siyaset dışında devletin yönetimini kolaylaştıran faaliyetleri göstermek.

Öyle mi oluyor?

Özel günlerde bir öndeki yıldan kopyalanmış bir demeç, protokol yerleşiminde bir sandalye, aidatlardan oluşan ya da devlet destekli ise devletten gelen paracıklarla bir beylik sürmek… Hepsi o kadar.

Sivil örgütlenmenin en büyük dayanağı olan bu kurumlar maalesef birer piyon, birer kukla veya daha da kötüsü göstermelik kalıyor. Bu 400 e yakın kurum içinde aslına uygun faaliyet gösteren TEK bir tane gören lütfen söylesin.

Bu sivil örgütlenmenin zaten kurulduğu andan itibaren verdiği en büyük mücadele yönetimi elde tutma mücadelesi. Bunun en büyük kozu da iktidara yalakalık şakşakçılık.

Durum böyle olunca siyasi gücün taşra teşkilatları, Millet kavramını görmemeye başlıyor. Bir yanda şaşkın STK ların şakşakları, öte yanda kısa bir sürede biti kanlanan kapitalist vurguncuların piyazları, kemikleri, yalları, onları havalandırıp minik tanrı haline getiriveriyor.

7 Haziranda Millet aslında bu tabloya bir sarı kart göstermiştir.

Genel Merkezleriniz ne kadar güçlü olursa olsun taşralarınız berbat, seçin diye bize dayattığınız kimseler liyakatsiz, yerel kapitalist güçler haçlı zihniyetinden fazla zarar veriyor haberiniz olsun” mesajını oy pusulasına yazmıştır.

Bu mesajı okuyamayıp da hala taşra teşkilatlarına çeki düzen vermeyen, liyakatsiz-şaşkın-makamı kaldıramayan adayları dayatan siyasi iktidar bu uygulamaları ile de Millete REST çekmekte, “ne dersem onu yapacaksın, taşı göstersem oy vereceksin, ne kadar kötü olursa olsun taşrada beni temsil edeceklere itaat edeceksin” demektedir.

Bu REST in açılımı şudur:

“Acil Darbeye İhtiyaç Var”

Ey siyasi iktidar: Bu Millete bunca yıl bu kadar iyilik ettikten sonra taşradaki üç beş şaşkına bu Milleti çiğnetmenin, kendini idare edemeyenlere oy vermeye zorlamanın anlamı var mı?

Bunun adı kaşıkla mama verip sapı ile GÖZ ÇIKARMAKTIR…

Evet, Acil DARBEYE İHTİYAÇ VARDIR. Bu darbeyi siyasi iktidar kendi kadrolarında yapmalıdır. Genel Kongre’de kısmen başlayan DARBE tüm teşkilatta uygulanmalıdır.

Yoksa Allah bu memleketi daha önce yaşadığımız darbe, ihtilal ve devrim adı ile yutturulan vesayetlerden esirgesin… 

 
Siyaset iktidar darbe devrim ihtilal karaman Ak Parti
Bu Haber 2133 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin