Affedince İnsan
Yrd. Doç. Dr. Yasin Aslan'ın "Affetmek" konulu ibretlik bir makalesi...
“Affetmek ve unutmak, iyi
insanların intikamıdır.”
Geçenlerde ünlü Alman düşünürü
Schiller’in bu güzel sözünü okuduğumda, yıllar önceki bir hatıramı sizlerle
paylaşmaya karar verdim.
Lisede öğretmenlik yaparken, bir
gün derste öğrencilerime şöyle bir teklifte bulunmuştum: “Bir hayat deneyimine
katılmak ister misiniz?” Benim onları sevdiğim kadar onların da beni çok
sevdiğini düşündüğüm öğrencilerim bu teklifimi tereddütsüz kabul etmişlerdi.
“O zaman size ne dersem
yapacağınıza söz verin!”
“Tamam hocam!” dediler hep bir
ağızdan.
“Şimdi yarınki ödevinize hazır
olun. Yarın hepiniz pazardan birer naylon poşet ve üç kilo patates alıp okula
getireceksiniz!”
Eminim ki hiçbir öğrenci, bu
işten pek bir şey anlamamıştı. Fakat ertesi sabah hepsinin sırasının üzerinde
patates dolu poşetler hazırdı. Bana meraklı gözlerle bakan öğrencilerime şöyle
demiştim:
“Şimdi, bugüne kadar affetmeyi
reddettiğiniz veya şu anda küs olduğunuz her kişi için bir patates alın ve o
kişinin adını o patatesin kabuğunun üzerine kazıyıp poşetin içine koyun!”
Bazı öğrenciler poşetlerine
yalnızca bir iki tane patates koyarken, bazılarının poşeti neredeyse ağzına
kadar dolmuştu.
İçlerinden biri “Peki şimdi ne
olacak hocam?” diye sorunca şöyle cevap verdim:
“Bir hafta boyunca nereye
giderseniz gidin, bu poşetleri yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız odada,
bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, yani sürekli size eşlik
edecek bu poşetler.”
Çoğunun yüz ifadesinden bu
durumdan pek memnun olmadıklarını fark etsem de, yine de söylediklerimi
yapacaklarından emindim.
Aradan bir hafta geçmişti. Sınıfa
henüz girmiştim ki, özellikle yükü ağır olan öğrenciler şikayete başladılar:
“Hocam, bu kadar ağır poşeti her
yere taşımak çok zor.”
“Hocam, patatesler çürüyüp kokmaya
başladı. Etrafımdakiler tuhaf tuhaf bakıyorlar bana.”
“Hem sıkıldık, hem de yorulduk
hocam.”
İdealist bir öğretmen olarak
öğretmenliğin sadece öğrencilere bilgi aktarmak olmadığını, aynı zamanda hayata
dair dersler de vermek olduğunu düşünüyordum. Bu yüzden hafifçe tebessüm ederek
şöyle dedim:
“Aslında insanları affetmeyerek
onları değil, bizzat kendimizi cezalandırıyoruz. Dolayısıyla ruhumuzda ağır
yükler taşımak zorunda kalıyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan
olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir
iyiliktir.”
Nefreti aşmanın tek yolu
affetmektir. Zira hata yapan insanları affettiğimizde biz özgürleşiriz. Nefret
ve kin yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller.
Affetmek ise insanı manevi yönden geliştirir ve derinleşmesini sağlar. Salt
kötülükleri görenler bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde
boğulurlar.
Affetmek için kişinin ruhsal ve
zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir.
Birisinin zorlamasıyla olması mümkün değildir. Affetmeyi seçtiğinizde kimse
size borçlanmayacaktır. Yani ‘koşullu affetme’ diye bir şey yoktur. Bu nedenle
karşınızdaki kişinin de sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz
gibi olmasını beklememelisiniz.
Affetmek kolay değildir. Fakat
özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz
ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini zanneder. Oysaki affetmek geçmişte
yaşanmış kötü anıların boyunduruğundan kurtulmak, bütün yaşamımızı kontrolü
altında tutmasına son vermek demektir. Bir başka deyişle, affetmek affeden
kişinin rahatlamasıdır.
Unutmayalım ki affetmek,
Affettiğimiz
kişiyi sevmek veya kucaklamak değil...
O kişiyle
konuşmak zorunda olmak değil...
O kişiyle ilişkiyi
sürdürmek için verilen bir taviz hiç değil...
O kişinin
beklentileri doğrultusunda davranmak değil...
O kişiyi
tamamen haklı bulmak değil...
O kişinin
verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil..
Affetmek, artık acıyı
hissetmemektir. Yani kırgınlığın, kızgınlığın, nefretin hapishanesinden barışa
ve özgürlüğe kanat çırpmanın adı... Soyadı ise "Duygusal unutma"
olsa gerek...
Küçük büyük sayısız günahımızı
affeden Yüce Allah'ın (c.c.) kulları olarak, bizler neden hata yapan insanları
bağışlamakta bu kadar zorlanıyoruz! Affedince insan hiçbir şey kaybetmediği
halde, çok şey kazandığı kesin. O halde burada affedelim ki, ötelerde de
affolunalım!









