ALLAH’IN RAHMETİ ÜZERİNE OLSUN EKREM ZEREN

“Bana her şeyi öğrettiniz hakkınızı helal ediniz” dediğimde gözleriniz yaşarmış ve: “Ne demek... helal olsun. Sizleri böyle liyakatli görünce bin kez helal ederim. Ama siz asıl eksik kalan bir şeyler varsa onun için hakkınızı helal edin” demiştiniz. Baki alemde rahmet içinde uyuyun...

22 Kasım 2014 00:00

Küçüktüm ufacıktım, okuyup adam olacaktım. Beş yıl Eyüp sabrı ve büyük bir itina ile  bizleri işlediniz. Bir çocuktan bir delikanlı olmamızı sağladınız. Beşinci sınıfımızın son aylarında sık sık gözlerinizin dolmasından, yaptığımız tüm haşarılıklara, haylazlıklara gülerek müsamaha etmenizden bunun sadece bir meslek aşkı olmayıp içinde kutsal bağları da barındıran bir atalık duygusu olduğunu anlamıştık.

“Bana her şeyi öğrettiniz hakkınızı helal ediniz” dediğimde gözleriniz yaşarmış ve: “Ne demek...  helal olsun. Sizleri böyle liyakatli görünce bin kez helal ederim. Ama siz asıl eksik kalan bir şeyler varsa onun için hakkınızı helal edin” demiştiniz.

            Baki alemde rahmet içinde uyuyun.

            Ama o öğrettiklerinizin yanında öğretmediklerinizden, öğretmekten kaçındığınız ve öğrenmemize engel olduğunuz şeyler yüzünden çok çektik. Şahsım için öyle de, diğer öğrencilerinize bakıyorum onlarda da aynı sorun var. Sizin öğretmediğiniz şeyler yüzünden epeyce çektik. Bizlere şerefsizliği, hırsızlığı, uğursuzluğu, develete saygısızlığı, çevreye duyarsızlığı, insanlara kayıtsızlığı, yaşlıya hürmetsizliği, küçüğe sevgisizliği, bencilliği, düşene tekme atmayı, adam harcamayı, yalan söylemeyi, rüşveti, torpili, iltiması, yanlışa kayıtsız kalmayı, parsa toplamayı, yaratılanı hoşgörmemeyi, çirkinliği sergilemeyi, yan çizmeyi, pislik içinde ezilmeyi, haksızlığa boyun eğmeyi, pisliğimizi başkasının üzerine silmeyi, haram kazanmayı ve helalmiş gibi yemeyi vs.. öğretmediniz. Bunları bilmeyince de bu günün düzeni içinde başımıza gelmeyen de kalmadı hani.

            İlahi nizamın ve evrensel güzelliklerin bir kenara bırakılıp da bu saydıklarımızın egemen olduğu toplumda çok zorlandık.

            Sizden yediğim iki okkalı dayaktan bir tanesi kumar seyretmek, diğeri de ödevimi yaptığım defterimi evde unuttum diye yalan söylemekten dolayı idi. Bir sorunuzu bilemediğimizde yüzünüz allak bullak olur, bilemediğimize kızmak şöyle dursun, öğretememiş olmanızın vicdan azabını yüzünüzde görürdük. Bilgi öğrenilecek şey, ama ahlak yaşanılacak bir olguydu. Bilgi eksiği suç değil ama ahlaki eksiklik şiddetli suçlar arasında idi. Beş yılda o iki dayak beni iki büyük pislikten uzak tuttu. Gerçi yalanı kıvıramadığımızdan da epey çektik yani...

            Her zaman pırıl pırıl traşlı yüzünüz, başrol artisti edasında taralı ve bakımlı saçlarınız, sakız beyazlığında gömleğiniz, tiril tiril ceketiniz, jilet keskinliğinde ütülenmiş pantalonunuz ve altında ayna parlaklığında ayakkabılarınız temizlik dersini gerektirmese de siz yine de madden manen ve bedenen temiz olmayı öğrettiniz. Gün geldi yoğurt mayalamayı, gün geldi kaymaktan tereyağ çıkarmayı öğrettiniz. Gün geldi çaresizliklerin kol gezdiği dönemlerde labaratuvar ortamlarında fizik kimya biyolojinin temellerini işlediniz.

            Sizin için not iki kere ikiyi bilene değil, kaliteli vatandaş olabilecek sıfatlara erişmiş olgunlukta bireylere verilirdi. Kendi ifadenizle tek kusurunuz olan sigarayı içtiğinizi bile öğrenciliği süresince pek çok öğrenciniz görmemiştir. Örnek olmak sizin en iyi öğretim metodunuzdu. Devlete ve büyüklere saygı, millete ve küçüklere sevgi gerekirdi. Bayrak kutsal, bağımsızlık, sebebi hayatımızdı. Din insanı insan yapan bir inanç bütünü, iman yaratılmışların en büyüğü olanın içinde yaşatıp, çevresinde yaşayacağı bir kati kuraldı.

            İnsan olabilmek için, teneşirde yıkanıp da paklanmak yerine toprağa pak girmenin yolu: doğruluk, dürüstlük, güzel ahlak, ilahi kurallara uymak, devletine saygılı  milletine sevgili olmak, evrensel ahlak kurallarından kesinlikle taviz vermemekle mümkün olmaktı.

            Sizin öğrenciniz olmak Türkçeyi en güzel haliyle kullanmak, el yazısını inci gibi döktürmek, bir yazar kabiliyeti ile yazılar yazmak, hiç aralık vermeden okumak, güzel olan her şeyi sevmek, tertemiz giyinmek, güleryüzlü olmak, kavgadan uzak durmak, gerektiğinde ise hakkını canı pahasına savunmak, kendine yeterli, topluma yararlı olmaktı.

            Aradan yıllar geçip de, sık sık işyerime misafir olarak geldiğiniz günlerden birisinde şahit olduğunuz bir olay üzerine:  “Evladım size verdiğimiz değerler kurşun kalemin zor bulunduğu, penisilin kapağından silgi yapıldığı günlerde ne kadar geçerli ise, bu gün daha da fazla geçerlidir. Medeniyetin başdöndürücü bir hızla değiştiği, teknolojinin füze hızı ile geliştiği günlerde imkanlar zorlayıcı olabilir. Bu zorlamalar karşısında evrensel ahlaki değerlerden taviz vermeye başladığnızda kazançlarınız aslında kayıp olacaktır. Sakın unutmayın” demiştiniz.

            Vermedik Rahmetli Ekrem Öğretmenim. Karşılığında binlerce kaybımız olsa da taviz vermedik. Tek başımıza bu kirlenmeyi engellemeye gücümüz yetmedi. Ama engellemeye çabalamaktan da yılmadık. Daha güzeli o çarkın içinde ufalanıp gitmedik.

            Bizlere verdiğiniz katkıda sık sık birbirinize destek olduğunuz saygıdeğer Necati Güngör Öğretmenimin sağ ve sıhhatte oluşu, ondaki o üstün güzelliğin hala bu dünyada devam etmesi sizin yokluğunuzun acısını hafifletiyor. Allah onu bize bağışlasın ve uzun ömürler versin.

Günümüzde sizin ölçeğinizde değerli meslektaşlarınızı görünce sizi görmüş gibi oluyoruz. Onların önünde de saygı ile eğiliyoruz.

Sizler geçmişte yaptıklarınızla, sizin ölçeğinizdeki meslektaşlarınız da bugün yaptıkları bu devletin baki, bu milletin müreffeh olmasını sağlayacaktır. O bize öğretmediğiniz, öğrenmemize de engel olduğunuz değerler ise bu günkü liyakatli meslektaşlarınız sayesinde yok olacaktır.

Bize öğrettiğiniz güzellikler için minnet, öğretmediğiniz ve engellediğiniz çirkinlikler için de şükranlaımızı arz ederiz.

Rahmet ve nur içinde uyuyunuz.
 
Öğretmen Ekrem; Zeren
Bu Haber 2562 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin