Bayramlar Bayram Olmalı
Gerçek kurtuluş, toplum olarak, ümmet olarak yaşantımıza bir şekil verebilmektir.
Her bayram öncesi müthiş güzellikte öneriler, telkinler ve
tavsiyeler yapılır.
Küskünlükler dargınlıklar üzerine nutuklar atılır.
Ramazan Ayı için de öyle.
Ama bu söylemlerin arka planına baktığımızda, gördüğümüz
manzara taban tabana zıttır.
Allah’ın rızası için tutulan bir orucun, ihya edilen mübarek
bir ayın günlük yaşantıya yansımaları pek de iç açıcı değildir.
Kendimizi bir daha hesaba çekip, söylenilenler ile
uygulamadaki davranışların ne kadar eşleştiğine bir bakmak gerekir.
Bu mübarek günlerde hata yapan bir akrabasının cezasına
ortak ederek, ilk çocuğuna kavuşmak için gün sayan bir insanın, yalvarmalarına
kulak asmadan işten atan bir mevki sahibinin, mevkiinde bulunduğu STK nın
mangırları ile iftar düzenleyip medyatik olmasından sonra, acaba “bizlerin
bayrama hakkımız var mı?” diye düşünmeden edemiyoruz.
Hakkında yapılan tek satırlık ve yüzde yüz bir haklı
eleştiriye bile katlanamayıp, insanlara hizmet, memlekete yatırım ve geleceği
inşa için bulunduğu makamın gücü ile sağa sola telefonlar ederek, tehditler
savuran, şantajlar yapan, bu eleştiriyi haklı bulduğunu ifade eden devlet
memurlarını bu mübarek günlerde, tayin, sürgün tehditleri ile huzursuz eden,
ailesine acı veren şaşkınlar olduğu sürece, “bu bayrama ne kadar hakkımız var?”
diye bir muhasebe yapmalıyız.
Bu kabil insanların yüzde yüz, su katılmamış haksızlıklarını
tasdik ederek yine de o kişilere yağcılık yalakalık yapanların olduğu bir
ortamda Bayram ne anlama gelir ki?
Örnekleri çoğaltmak mümkün…
Huzur ve güven ortamındaki özgürlüğü kötüye kullanıp Ramazan
Ayında alenen yiyip içenleri,
Orucunu bahane edip karşısındakine saygısızlık edenleri vs.
gibi daha onlarca konuyu da sayabiliriz.
Ama eğer çok cüzi bir hak ediş arıyorsak elbette görüş
açımıza bağlı olarak yüzlerce güzelliği de sayabiliriz.
Yardım kurumları ve kuruluşları bu ayda sessiz ve hummalı
bir çalışma ile pek çok kapıyı çalıp, dert kaynayan tencerelere mutluluk
doldurmayı başardılar.
Belediyemiz başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlar,
hayırseverlerin de desteği ile on binleri bir sofrada buluşturup, aynı anda
dualarla iftar etmenin mutluluğunu yaşattılar. Bu hizmetleri için günde 4-5
saatlik uyku ile bir ay geçirenleri, çırpınıp, çabalayıp daha güzeli ve insana
layık olanı yapmaya çalışanları yakından gördük tanıdık, tebrik ederiz.
Her camimiz teravihlerde ve vakit namazlarında doldu taştı.
Mukabeleler, hatimler güzel insanları bir araya getirdi.
Mahallelerde gizli yardım ve destek ekipleri kendiliğinden
oluştu. Bunlar “nereye vereyim” diye hayır hasenat noktası arayanlar ile
çaresizleri ve darda olanları buluşturdu.
Yılın en uzun ve en sıcak günlerine de denk gelmiş olsa bile
insanlarımız sahur vaktinde ışıklarını karanlığı aydınlatırcasına yaktılar ve
iftar anına kadar, soğuk sulardan lezzetli yiyeceklerden uzak kaldılar. Akşam
ezanı ile birlikte tabakalarındaki bir kaşık aşı büyük bir heves ve heyecanla
paylaştılar.
Bu yıl belki de binlerce çocuğumuz ilk oruçlarını tutma
sabrını gösterip, büyüklerinden oruç satma parası almayı hak ettiler. Binlerce
insanımız geçmişte olan yanlış ve kötü ameller için Yaratandan “AF” diledi.
Bundan sonraki yaşantısı için kendisine yeni ve düzgün bir yol çizdi. Pek çok
hevesli kardeşimiz Kur’an okumayı, namaz kılmayı ve İslam’ın şartları ile güzel
ahlakını öğrenme fırsatı buldu.
Vs…
Onlarca olumsuzluğa
karşılık yüzlerce, binlerce güzellik da yaşandı. Bu güzelliklerin hatırına
Bayramı yine de BAYRAM gibi kutlayalım.
Duamızı da eksik etmeyelim: “Allah’ım seni tanıyan, bilen ve
inandığı konusunda beyanları olan şaşkınlara da Sen gerçek İslam’dan
nasiplenmeyi, yaşantılarını bu doğrultuda düzene sokmayı ve SALİH kullarından
olmayı nasip et. Onlara dünya nimetlerinin, mevki ve makamın Senin bir hediyen
olduğunu, ancak doğru yolda kullanıldığı sürece bir anlamı olduğunu kalplerine
nakşet. Baki Alemde onların bu şaşkınlıklarından dolayı çekecekleri ezalardan
dolayı bizler de mahcup olacağız, kendimizi sorumlu hissedeceğiz, bizlere de o
kardeşlerimizin güzelliklerini göster ve bizleri mutlu et. Onların KUL HAKKI’na
tecavüz etmelerine engel olmak üzere
kalplerine güzellikler ihsan et…”
İslamiyet bir toplumsal kurallar bütünüdür. Fert olarak
sorumluluklarımızdan çok daha fazlası toplum olarak bizlere emredilir ve
önerilir.
“Ben gereğini yaptım kurtulurum” demek kurtuluş değildir.
Gerçek kurtuluş, toplum olarak, ümmet olarak yaşantımıza bir
şekil verebilmektir.
Güzellikleri oluşturanlara minnet ve şükranlarımız, diğer
kardeşlerimize de dualarımız ile birlikte; Kutsal bir hediye olan Bayramımızı
sağlık, sıhhat, esenlik içinde kutlamak dileği ile Bayramınız Mübarek Olsun…









