Bürokratik Engeller
Karaman yakaladığı kalkınmışlık rüzgârını çok da iyi kullanamıyor. Son on yıldır bakanlar çıkaran, liyakatli milletvekilleri tarafından temsil edilen Karaman ne yazık ki genel kalkınmanın altında bir performans sergiliyor Öncelikle Karamanın ekonomik yapısından hareket etmek lazım.
Karaman yakaladığı kalkınmışlık rüzgârını çok da iyi
kullanamıyor.
Son on yıldır bakanlar çıkaran, liyakatli milletvekilleri
tarafından temsil edilen Karaman ne yazık ki genel kalkınmanın altında bir
performans sergiliyor
Öncelikle Karamanın ekonomik yapısından hareket etmek lazım.
Karaman temelde bir tarım bölgesi. Karaman Ovası küçük ülkelerin
tarım alanlarından daha fazlasını barındırıyor. Üstelik günümüzde en önemli
değer gıda olmaya başladı.
Bir avuç toprakta tarımın en üst seviyelerine çıkan Avrupa
ülkeleri artık artan nüfuslarını besleyemez hale geldiler. Daha çok insan gücü
isteyen tarımsal üretimlerden de uzak durmaya başladılar.
Dünyanın en verimli bölgesinde bulunan Türkiye için tarım ne
kadar önemli ise, Karaman gibi zengin topraklara sahip bir bölge için kat be
kat önemlidir.
Tarımın topraktan sonra tek ihtiyacı sudur. Yıllarca vahşi
sulama yöntemleri ile heba olan suları kayıtsızca seyreden yöneticiler birden
su perisi oluverdiler ve kotalar, yasaklamalar başladı. Geçen geçmiştir, ancak
çiftçinin de kaliteli ürünü en verimli şekilde yetiştirmesi için suya ihtiyacı
vardır.
Barajlar iklim şartlarına göre risk taşımakta, yer altı
suları tükenmek üzeredir. Asrın projesi olarak sunulan Mavi Tünel ve KOP
projeleri ise işin büyüklüğü nedeni ile yavaş seyretmektedir.
Tüm bunlardan önce de tarım kültürüne yön verecek yerel
kuruluşlar maalesef yok.
İkili görüşmelerimizde gördük ki; Karaman Milletvekilleri de
aynı görüş ve düşüncedeler. Çabaları da bu yönde.
Acilen tüm topraklarımızın kapalı devre sulama sistemlerine
kavuşmaya ihtiyacı vardır. Tüm ovanın toprak analizleri yapılarak, iklim
şartları ve toprağına uygun ürün yelpazesi genişletilmelidir. Modern tarım
teknikleri konusuna üreticiler uyarılmalı bilinçlendirilmelidir. Organize
Hayvancılık Sitesi bir an önce hayata geçirilmelidir.
Diğer taraftan kişisel girişimleri ile üreten ve istihdam
sağlayan bir gıda sanayimiz var. Onların da sorunları bir vur bin ah işit
cinsinden. En önemli sorunları ise; nitelikli işçi, ulaşım, teşvikler ve
bürokratik destek.
Her iki konu için de gerek Hükümet ve gerekse Meclisteki
temsilcilerimiz ciddi çalışma içindeler. Fakat işler kaplumbağa hızı ile
gidiyor. Karaman-Konya-Mersin hattının Türkiye’nin 2. Yatırım Cazibe Merkezi
olması bu kadrolarla mümkün görünmüyor. Milletvekili Sayın Elvan tarafından
açıklanan Lojistik Merkez de tıpkı tarafımızdan ortaya atılan ama bürokratların
“İş yapma sorun ve problem de çıkmasın” mantığına takılan Organize Hayvancılık
Sitesi gibi dumura uğrayacaktır.
Sorun bürokratik işleyişte takılıp kalıyor. Bürokrasi
yıllardır üzerine kâbus gibi çöken hantallıktan bir türlü kurtulamadı. Bir
zamanların temel düsturu “İş yapma sorun ve problem de çıkmaz” görüşü hala hâkim.
Tüm bunların yanı sıra yerel rol sahipleri de hiç sahneye
çıkmamakta kararlılar. STK lar ve özellikle Akademik kesim, yani KMÜ adeta bir
örtü altında gizlenmekte. Üstelik KMÜ yıllardır Üniversite yönetimini ve
kadrolarını dahi yerli yerine oturtup da önünü görür hale bile gelemedi.
Geçtiğimiz günlerde bir Gazetemiz Meydan için çok değerli
bir roportaj veren Sayın Lütfi Elvanı’ın da bürokratik kesimdeki bu hantallık
konusunda aynı kanaatte olduğunu gördük. Bu bizi daha da düşündürdü.
Devlet bir hizmet kurumudur. Devlete hizmet edenler de bu
hizmeti üretmekle mükellef kişiler. Ancak devlet adamlığını bir İŞ bir MESLEK
olarak görmek yanlışı topluma çok zarar vermektedir. Boşalan bir mevkie bin bir
hevesle saldıran, geçmişinde de gerçekten bir nebze güzel değerler
barındıranların, daha birkaç ay geçmeden düzene ayak uyduruverip de hizmetten
başka her türlü icraatı sergilediklerini görmek bizleri üzüyor. Başarısızlığın
sonucu görevden alınmalarla da soluğu mahkemelerde alıyorlar. Ver elini
mahkemeler, münazaralar, tartışmalar, kısır çekişmeler. Bir kişinin keyfiyeti
sonucu olan Karaman ve Karamanlıya oluyor
Merkezi yönetim yüzyıllardır ilk defa hamleler yaparak
olumlu şeyler yapmaya çalışıyor. Bu hamlelerin yereldeki uygulayıcıları merkezi
idareye ayak uydurmaz ise o zaman yerel güçler devreye girmeli ve sesini
yükseltmelidir.
Karaman için kaybedecek zaman yok. Gelecek günlerin daha
ferah, gelecek nesillerin daha mutlu, Karamanın her türlü değerinin daha da
artmasını istiyorsak otokontrol sistemlerini derhal devreye sokmalıyız. 40
saatlik bir haftalık mesaisinde Devletin onca imkânından yararlanıp padişahlar
gibi yaşayıp, aybaşında çocuklarına helal yedirmesi gereken maaşını peşin
alanların ortaya koydukları birkaç saatlik verim olmamalıdır.
Karaman bürokrasisinde acil ve köklü düzenlemelere ihtiyaç
vardır. Karamanda mevcut işleyişte
zaten ciddi sorunlar vardır. Bu sorunları çözemeyen bir ekibin yeni yatırım ve
yeni projelere katkısı ne kadar olabilir ki?
Tek tük de olsa başarı grafiği yüksek bürokratlar da
maalesef yıldırılmakta, kandırılmakta ve düzene ayak uydurmaya zorlanmaktadır.
Bazıları da siteme alışmış alt kademedekiler tarafından pasif hale
getirilmekte, bıktırılmaktadır. Kişisel istek ve çıkarcıların acımasız
baskıları da bunlara eklenince başarılı bürokrat bir anda günah keçisine
dönüşüvermektedir.









