Devlet Kendine Gelmelidir
Toplumun enerjisi kötü yönetimden dolayı patlamaya hazır bir barajın arkasında depolanmış bentleri zorlamaktadır.
Bir de Devletimiz Kendisine Gelse…
Devletçilik bir ilke olarak uygulanmalıdır.
Devlet Milletin lehine kararlar alırken de acımazsız olmak
zorunda kalabilir.
Ayakkabının olmadığı, bezin, tütünün, petrolün ve çayın
olmadığı dönemlerde devlet bu sektörlerde acımasız kararlar alarak hem
vatandaşa ürün arz etmiş, hem de bu sektörlerdeki vurguncunun önüne geçmiştir.
En büyük kazanım olarak da ihtiyacı yurtdışından karşılayarak milli servetin
dışarı çıkmasına engel olmuştur.
Televizyon, bilgisayar ve cep telefonunun yaygınlaşması bu
Ülkeyi 10 yıl geri götürmüştür.
Yanlış okumadınız geri götürmüştür.
Çöplükler her yıl yeni teknoloji ile gelişen televizyon,
kamera, bilgisayar ve cep telefonu ile doludur.
Net bir rakam olmasa da cep telefonu kullanılmaya başladı
başlayalı yüz milyonlarca cep telefonu girdi bu ülkeye. Resmi yoldan ve kaçak
yollardan. Hala da girmekte.
Her an herkesin elinde telefon ve sürekli açık, kullanımda. Sanırsınız
ki 4-5 fabrikayı aynı anda yönetiyor. Ya da akuttan yardım istiyor. Her yüz
konuşmadan 1 ya da ikisi elzem olan milyarlarca görüşme gerçekleşiyor.
Asgari ücretlinin cebinde 6 aylık maaşına denk gelen
cihazlar…
Televizyon, video, bilgisayar, cep telefonu gibi, üretimde
ve hizmette kullanılan cihazların keyfi amaçlarla ve boş işlerde kullanılması
alışkanlığı öyle noktalara geldi ki günlük hayatı unuttuk.
İşin mali boyutunu mali müşavirler hesaplasın, ama
tahminimiz odur ki bu sektörlerde israf edilen paralar şu an içinde
bulunduğumuz hayat şartlarını 10 yıl daha ileri götürecek boyutlardadır.
Şaşkın kel merhemi başına süreceğine kıçına sürer diye bir
atasözümüz vardır. Elindeki sermaye sayılabilecek rakamla aldığı bir cihazı,
yüzde birlik bir verimle kullanan şaşkın bir güruh oluştu. Kişiliğini elindeki
telefon ile ispata çalışan saplantılı tipler yetişti.
Gelelim asıl konumuza:
Birkaç gün önce yılın ilk elektrik faturaları geldi. Sosyal
medyada pek çok paylaşımda haddi aşan eleştirilerle bu faturaların yüksekliği
tartışıldı.
Elinde 2-3 yıllık elektrik faturasına tekabül eden
telefondan insanlar aydınlanmadan ısınmaya, temizlikten eğlenceye, sağlıktan
eğitime kullandıkları bu büyük nimetin parası için veryansın ettiler.
Evet rakamlar yüksek idi.
Yıllardır elektrikle çalışan ürünlerin roket hızı ile
artmasını, sanayinin gelişmesini göz önüne alıp da gereken tedbirlerle üretim
yapmazsanız arz/talep kavramı gereği bu rakamlar yükselecektir.
Çözüm güneş enerjisi. Yani gün ışığını enerjiye çeviren
paneller.
Bir araştırma yapıverdik. Türkiye’de satılan bir enerji
panelinin uzak doğuda aynı marka ve aynı ürün olmak şartı ile 10 kat daha ucuz
olduğunu gördük. Avrupa’da bile 4-5 kat daha ucuz.
Ama her yurtiçi satıcısı sanki büyük bir zafer kazanmış edası
ile bu ürünlere koskoca İTHAL yazmakta mahsur görmemiş.
Milyonlarca cep telefonundan bilgisayardan ve televizyondan
yola çıkarak bu teknolojinin geleceğini devletçi bir mantıkla hazırlamak için
ne bekliyoruz ki?
Bu sektörde üretim yapacaklara o makam arabalarınızda
yaktığınız, temsil ve ağırlama adı altında savurduğunuz, bilinçsiz bürokrat ve
siyasilerin yanlış yatırımları ile çöp ettiğinizi rakamlarla teşvik verseniz ne
olur?
Bu tür malların ithalinde acımasız kısıtlama ve kurallar
koysanız dünyanın sonu gelmez.
Kimse 7-8 bin TL lik cep telefonu yerine 100 Tl lik cep
telefonu kullandı diye gebermez.
Dün bu tür ürünlerin üreticilerine teşvik değil engel koyup
Milleti haçlıya yoldurdunuz. Bari bu gün bu tür yatırımlara destek olunuz, teşvik
veriniz, bürokratik yardımlarda bulununuz.
Türkiye iddia edildiği gibi iyi yönetilmiyor.
Yönetici sınıf kavramı hala var. Bu yönetici sınıf burjuvazi
bir bakışla halktan toplumdan kopuk. Danışman adı ile etrafında besledikleri
şaşkınların zırvalarından başka bir şey bilinmiyor, bildiklerini de
unutuyorlar. Dün ak dediklerini bu gün kara görmekte direniyorlar.
Bu düzen değişmelidir.
Türkiye’nin idari yapısında ciddi bir sıkıntı vardır. Yasama
ile yürütme arasında arz/talep ilişkisi yoktur. Siyaset sağ/sol farkı
gözetmeden kapitalist kazanımlar peşinde koşanların eline düşmüştür.
Merkezdekilerin önüne konulan kocaman mercekler sadece iyiyi abartıp kötüleri
karartmaya programlanmıştır.
Gelir dengesi uçuruma dönüşmüştür, Adalet siyasallaşmış,
eğitim tükenmiştir. Toplumun genel psikolojisi bozulmuş adli olaylar ve yeni
suç çeşitleri artmıştır. Sokaklar potansiyel kavgacı gençliğin işgalindedir.
Enerji mi demiştik…
Toplumun enerjisi kötü yönetimden dolayı patlamaya hazır bir
barajın arkasında depolanmış bentleri zorlamaktadır.
Devletimizin kendisine gelme zamanıdır.









