Devlet Kendine Gelmelidir

Toplumun enerjisi kötü yönetimden dolayı patlamaya hazır bir barajın arkasında depolanmış bentleri zorlamaktadır.

03 Şubat 2018 10:21

Bir de Devletimiz Kendisine Gelse…

 

Devletçilik bir ilke olarak uygulanmalıdır.

Devlet Milletin lehine kararlar alırken de acımazsız olmak zorunda kalabilir.

Ayakkabının olmadığı, bezin, tütünün, petrolün ve çayın olmadığı dönemlerde devlet bu sektörlerde acımasız kararlar alarak hem vatandaşa ürün arz etmiş, hem de bu sektörlerdeki vurguncunun önüne geçmiştir. En büyük kazanım olarak da ihtiyacı yurtdışından karşılayarak milli servetin dışarı çıkmasına engel olmuştur.

Televizyon, bilgisayar ve cep telefonunun yaygınlaşması bu Ülkeyi 10 yıl geri götürmüştür.

Yanlış okumadınız geri götürmüştür.

Çöplükler her yıl yeni teknoloji ile gelişen televizyon, kamera, bilgisayar ve cep telefonu ile doludur.

Net bir rakam olmasa da cep telefonu kullanılmaya başladı başlayalı yüz milyonlarca cep telefonu girdi bu ülkeye. Resmi yoldan ve kaçak yollardan. Hala da girmekte.

Her an herkesin elinde telefon ve sürekli açık, kullanımda. Sanırsınız ki 4-5 fabrikayı aynı anda yönetiyor. Ya da akuttan yardım istiyor. Her yüz konuşmadan 1 ya da ikisi elzem olan milyarlarca görüşme gerçekleşiyor.

Asgari ücretlinin cebinde 6 aylık maaşına denk gelen cihazlar…

Televizyon, video, bilgisayar, cep telefonu gibi, üretimde ve hizmette kullanılan cihazların keyfi amaçlarla ve boş işlerde kullanılması alışkanlığı öyle noktalara geldi ki günlük hayatı unuttuk.

İşin mali boyutunu mali müşavirler hesaplasın, ama tahminimiz odur ki bu sektörlerde israf edilen paralar şu an içinde bulunduğumuz hayat şartlarını 10 yıl daha ileri götürecek boyutlardadır.

Şaşkın kel merhemi başına süreceğine kıçına sürer diye bir atasözümüz vardır. Elindeki sermaye sayılabilecek rakamla aldığı bir cihazı, yüzde birlik bir verimle kullanan şaşkın bir güruh oluştu. Kişiliğini elindeki telefon ile ispata çalışan saplantılı tipler yetişti.

Gelelim asıl konumuza:

Birkaç gün önce yılın ilk elektrik faturaları geldi. Sosyal medyada pek çok paylaşımda haddi aşan eleştirilerle bu faturaların yüksekliği tartışıldı.

Elinde 2-3 yıllık elektrik faturasına tekabül eden telefondan insanlar aydınlanmadan ısınmaya, temizlikten eğlenceye, sağlıktan eğitime kullandıkları bu büyük nimetin parası için veryansın ettiler.

Evet rakamlar yüksek idi.

Yıllardır elektrikle çalışan ürünlerin roket hızı ile artmasını, sanayinin gelişmesini göz önüne alıp da gereken tedbirlerle üretim yapmazsanız arz/talep kavramı gereği bu rakamlar yükselecektir.

Çözüm güneş enerjisi. Yani gün ışığını enerjiye çeviren paneller.

Bir araştırma yapıverdik. Türkiye’de satılan bir enerji panelinin uzak doğuda aynı marka ve aynı ürün olmak şartı ile 10 kat daha ucuz olduğunu gördük. Avrupa’da bile 4-5 kat daha ucuz.

Ama her yurtiçi satıcısı sanki büyük bir zafer kazanmış edası ile bu ürünlere koskoca İTHAL yazmakta mahsur görmemiş.

Milyonlarca cep telefonundan bilgisayardan ve televizyondan yola çıkarak bu teknolojinin geleceğini devletçi bir mantıkla hazırlamak için ne bekliyoruz ki?

Bu sektörde üretim yapacaklara o makam arabalarınızda yaktığınız, temsil ve ağırlama adı altında savurduğunuz, bilinçsiz bürokrat ve siyasilerin yanlış yatırımları ile çöp ettiğinizi rakamlarla teşvik verseniz ne olur?

Bu tür malların ithalinde acımasız kısıtlama ve kurallar koysanız dünyanın sonu gelmez.

Kimse 7-8 bin TL lik cep telefonu yerine 100 Tl lik cep telefonu kullandı diye gebermez.

Dün bu tür ürünlerin üreticilerine teşvik değil engel koyup Milleti haçlıya yoldurdunuz. Bari bu gün bu tür yatırımlara destek olunuz, teşvik veriniz, bürokratik yardımlarda bulununuz.

Türkiye iddia edildiği gibi iyi yönetilmiyor.

Yönetici sınıf kavramı hala var. Bu yönetici sınıf burjuvazi bir bakışla halktan toplumdan kopuk. Danışman adı ile etrafında besledikleri şaşkınların zırvalarından başka bir şey bilinmiyor, bildiklerini de unutuyorlar. Dün ak dediklerini bu gün kara görmekte direniyorlar.

Bu düzen değişmelidir.

Türkiye’nin idari yapısında ciddi bir sıkıntı vardır. Yasama ile yürütme arasında arz/talep ilişkisi yoktur. Siyaset sağ/sol farkı gözetmeden kapitalist kazanımlar peşinde koşanların eline düşmüştür. Merkezdekilerin önüne konulan kocaman mercekler sadece iyiyi abartıp kötüleri karartmaya programlanmıştır.

Gelir dengesi uçuruma dönüşmüştür, Adalet siyasallaşmış, eğitim tükenmiştir. Toplumun genel psikolojisi bozulmuş adli olaylar ve yeni suç çeşitleri artmıştır. Sokaklar potansiyel kavgacı gençliğin işgalindedir.

Enerji mi demiştik…

Toplumun enerjisi kötü yönetimden dolayı patlamaya hazır bir barajın arkasında depolanmış bentleri zorlamaktadır.

Devletimizin kendisine gelme zamanıdır.

 
Türkiye idari yapı enerji millet
Bu Haber 5657 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin