Hamam Aynı, Ya TAS?
7 Haziran seçimlerinde Ak Parti hak ettiği oyun 5-10 puan aşağısında kalmıştır.
AK Parti seçimleri neden yeniledi.
“Yenilen pehlivan güreşe doymaz” demiş Atalar. Bir
yenilginin sonunda bir yeni yarışmayı istemek doğaldır.
Belki de “Bizim almamız gereken oy bu değildi, tüm veriler daha
yüksek oy almamız gerektiğini gösteriyordu” diye de düşünebilirler.
İşte bunda yüzde yüz haklılar.
7 Haziran seçimlerinde Ak Parti hak ettiği oyun 5-10 puan
aşağısında kalmıştır.
Seçimlerden 3-4 ay öncesinden başlayıp bazen nezaketle ve
bazen de sertçe bir takım eleştirilerimiz oldu. Bazı olumsuzlukları ortaya
koyarak “bu olumsuzluklar düzeltilmez ise;” diye de bir takım öngörülerimiz
olmuştu. Bunlar gerçekleşti.
Bu yazılarımızı yakından takip eden pek çok aklıselim kişi
de bunları seçim öncesi ve sonrası teyit etti. Yazdıklarımızın ayni ile vuku
bulduğunu ve takdirlerini ifade ettiler.
Daha sonra da bir tek satırla bile olsa;
“Yüzde 80 çıtasını koyan Başbakana, yüzde 70 lerin kesin
alınacağı bir göstergeye rağmen çok aşağılarda kalan Karaman oylarının tesellisini,
2-0 aldık pişkinliği ile örtbas etmeye kalkanlar oldu. Her seçim bölgesindeki
bu kısmi düşüşlerin genelde memleketi ne hale getirdiği ortada” dedik. Bunu dile getirdiğimizde de tehdit, şantaj ve
baskılar devreye girdi. Üstelik milletin vekili olması gerekenler de bu
çirkinliklere iştirak edip ortak oldular.
Geldik bu güne…
Çok hızlı bir takvim işlemeye başladı. Pek çok da
belirsizlik var. Sorular cevap bulamıyor. Yine dumanlı bir hava. Yine kurtlar
sahneye inmeye hazırlanıyor.
Durum aslında çok net;
Bir tayip rüzgârı eser tüm yurdu kaplar ve sandıkları
doldururdu. Abdullah Gül ve yerelde de bir Lütfi Elvan faktörü bu rüzgârı
körükler oylar çantada keklik oluverirdi. Tabi İl yönetimlerinin de seçimlerde
etkisi oluyordu, olmalıydı. Bu yönetimlerin yereldeki kişiliklerine göre de
birkaç puan artış ve azalış gözlenirdi.
Bu seçimde öyle olmadı.
Bu seçimde birileri Tayyip aleyhine söylemlerle Davutoğlu
ismini parlatmaya çalıştı. Lütfi Elvan kim bilir hangi dengelerden dolayı
Karaman dışına kaydırıldı.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen cici adaylardan Konuk’un
yurtdışına taşan başarı grafiği kayıpların çok daha fazla olmasını engelledi.
Özellikle kırsalda iyi tanınan Konuk çöküşü yavaşlattı.
Görüldü ki;
Tayyip olmadan Ak Parti olmuyor.
10 tane de Davutoğlu olsa, yanında bir Elvan olmadan
olmuyor.
Bunlar da olsa bile artık insanlar Ankara siyasetinden çok
yerele bakıyor ve soruyor:
“Ben yarın sokağa çıktığımda Ak Parti adına kiminle yüz yüze
olacağım.
Başım sıkışınca kime koşacağım.
Yerel siyasetçilerin Ankara’daki güçleri ne?
Benim yıllardır savunduğum siyasi görüşlerimi ne kadar
temsil ediyor?
Yerel teşkilat hakkında her biri birbirinden iğrenç
dedikoduların, söylentilerin ve isnatların doğruluk oranı nedir? Doğru değilse
bu kokular ne?
Ben Ankara’da birilerini beğenip takdir edip onları
yüceltmek için oy verirken, yereldeki olumsuzlukların, çirkinliklerin vebaline
ortak oluyor muyum?”
Bunları 7 Hazirandan önce de yazdık, söyledik, dikkat
çektik.
7 Haziran günü seçmenler bunu sordular durum ortada.
Üstelik şimdi durum daha da kötüleşti. Antalya Milletvekili
olan Elvan Karaman’da başta siyasi kadrolar tarafından unutuldu, dışlandı. Halk
kırıldı. Daha birkaç ay önce nerdeyse haftada Karamana gelen Elvan Karamana çok
gelmez oldu. Gelse de önceki gelişlerinde İmparatorlar gibi karşılanan Elvan
yalnız bırakıldı.
7 Haziran öncesi defalarca bir cümle söyledik. “Kazandığımız
gün kaybetmemeli, kaybettiğimiz gün de kazanmayı garantilemeliyiz” diye.
Karaman’da siyasilerin yaptıkları bunun tam tersi oldu.
Kaybettikleri gün iyice yok olmak için, kazandıkları gün de kaybetmek için her
şeyi yaptılar.
Kendisini nezaketle eleştiren 45 yıllık kalemi şantaj,
tehdit ve baskı ile susturmaya kalkan İl Başkanı, Devletin memuruna Mübarek bir
Ramazan günü “Bavullarını topladın mı, gidiyorsun” diyerek sürgün söyleminde
bulunan ilin vekili, “artık Karaman adında bir şehir yok, sadece onun
topraklarında bir ilçe birazcık var” mantığında bu şehrin has evladı kaybetmek
için sözleşme imzalamış gibiler.
Bu Ülkenin Ak Partinin kaybetmesine tahammülü yoktur.
Tıpkı Sayın Bahçeli’nin bu gün gösterdiği siyasi
hazımsızlığa, Sayın Kılıçtaroğlu’nun gösterdiği zigzaglara tahammülü olmadığı
gibi.
Bu gün Ak Parti tek başına iktidar olamamıştır.
Yerelde sadece Karaman’da görülmeyen ve haberleşebildiğimiz
tüm illerde yaşanan bu yerel yetersizlik devam ettiği sürece gelecek seçim
bundan farklı olmayacaktır.
İşte o zaman gerek MHP ve gerekse CHP bu Ülkenin siyasi
teminatı olarak, akıl, vakar ve liyakatle üzerlerine düşeni yapmalıdır.
Karaman özelinde bu tablo değişmedikçe bu klavye ile bu
ekrana yazıyorum ki tek puan artış değil, eksilme kaçınılmazdır. 7 Haziran >
1 Kasım olacaktır.
Dere geçerken atını değiştirmeyen, dere ortasında yatıp
yuvarlanmaya başlayan atı sayesinde boğulur.
Ya mevcutların aklı başına getirilecek biçimde bir revizyon
yapılmalı, ya da kökten değiştirilmelidir.
Adaylara gelince;
Sokakta karşılaşacağınız sadece 10 kişiye sorun yeter…
Her şeyin başı sağlık değilmiş. Her şeyin başı önce akıl,
fikir ve sonra beden sağlığı imiş.
Her şeyin başı para da değilmiş. Önce huzur ve ağız tadı
imiş. Azıcık aşım kaygusuz başım imiş.
Yani oyu beni temsil edecek birisine ben vereceksem, beni
temsil edecek nitelikleri olmalı...









