Hayalden Bir Rant Hikayesi…

İngiliz müstemlekesi olduğu yıllarda Hindistan’da bir eyalette geçen gerçek bir hikaye ile anlatalım :

31 Mart 2016 15:18

Hayaller güzeldir. Hele elinizde güç varsa hayalleri gerçekleştirmek için daha da istekli olursunuz.

İngiliz müstemlekesi olduğu yıllarda Hindistan’da bir eyalette geçen gerçek bir hikaye ile anlatalım :

Memlekette çok ünlü biri olsun. Adına kısaca ÇÜB diyelim.

Onun bir de kirli işlerde ortağı can ciğer kadayıf sarması halka tatlısı arkadaşı olsun. Diyelim ki onun adı da TMS olsun.

Hikaye bu ya bir de onları dinleyen birisi olsun. Onun adı da Vicdanlı Hakkı Dosdoğru olsun. Kısacaa VİHD yani…

ÇÜB:

-Bizmolan bu günler bir daha ele geçmez. Su akar Hindu gibi bakar olmayalım. Testiyi dolduralım. Bu memleketin yatırıma ihtiyacı var. Yarın bu güçler elden gittikten sonra suratımıza tükürenden geçilmez. Paradan bir kalkan oluşturalım bari.

TMS:

-İyi diyon. Hem de bu memleketin bu tür yatırıma ihtiyacı var, istihdam, Halka Hizmet falan der bir şeyler yaparız da ne yaparız.  Ama bana tatlı, yemek aş falan deme gına geldim yemekten çatlıyacam. Belediye Kelesine döndüm… (Belediye Kelesi: Hayvancılığı teşvik etmek için belediyelere devlet Üretme Çiftliklerinden gönderilen, vatandaşın ineğinin para karşılığı tohumlanmasında kullanılan, çok iyi bakılıp beslenen çok iri boğalara verilen addır. İşleri sadece bol bol verilen yemleri yiyerek semirmek, günde birkaç kez de tohumlama yapmaktır)

ÇÜB:

-Bizmolan günümüzde ne varsa gıdada var. Akıllı ol hem biz bir tesis yapıp da ciddi ciddi üretim yapacak falan değiliz. Değersiz bir arazide, en uygun teşvikleri kullanıp, olayı ranta çevirip, köşe olmak…

TMS:

-Haaaa… Anladım. Seni boşuna başımıza ,BAŞ seçmemişiz. İyi kıvırıyon valla. Derleme, toparlama, barıştırma, kaynaştırma falan dedin milleti iyi uyuttun bizmolan.

ÇÜB:

-Bırakalım şimdi bunları. Bak geçenlerde hani yolların başı var ya orada satılık bir tarla gördüm. Bu işler çok uygun. 300 akçe gibi bir fiyat istiyorlar.

TMS:

-Ama ben arpayla buğdayı ayırt edemezken siz beni çiftlik kahyası yaptınız ama gene de yuvarlak kafamdaki üçgen ve sivri zekamın yettiği kadarı ile biliyorum ki orası tarım arazisi. Yapılaşma olmaz.

ÇÜB:

- Bizmolan Biz basarız 300 akçeyi alırız o tarlayı. Kocaman tarla. Dikeriz üstüne bir prefabrik.

Böylelikle olur sana yapılaşma. Sonra lojman ayağı ile konutları tek tek oturtur, arsaya 100 kat değer kazandırır, gerine gerine de satarız.

TMS:

-Vay canına. Şeytanın aklına gelmez bizmolan. Ama kafama bişi takılıyor da; buraya toprak koruma vezirleri izin vermez ki.

ÇÜB:

-Her şeyi biz mi anlatıcaz sana bizmolan. Kraliçenin güneş batmayan imparatorluğunda bir dünya arsa var. Bu ilin Şehrül eminine aba altından sopayı gösterir o vezirlere aktarılmasını sağlar onları sustururuz.

TMS:

-Yav sen de bizi hepten harcadın bizmolan. Şehrül emnin malum ipleri benim elimde. O iş tamam.

ÇÜB:

-Ha şöyle kafan çalışmaya başladı. Oraya bir güzel proje hazırlayıp Hindistan baş valiliğinden de  bir de kredi kopartırız. Tüm bunlar için elimizdeki güçler yeterli. Vatan Millet Ganj , yatırım, istihdam, fakire fukaraya ekmek kapısı, halka hizmet, kendimiz için bişi istiyorsak namerdiz falan deyip gözleri de boyarız.

Bir güzel et kombinası dikeriz. Yanına da bolca konutlar. Paraya bak sen. Akçeye AK ÇE demyiz valla. Akçeler  AK cebe olur.

TMS:

-Ya bu konuya abiler ne der ki? Baş abi böyle şeylere sıcak bakmaz biliyon. Onun kalfaları çömezler de bize bir şey yok mu diye tebelleş olurlarsa sorun çıkmaz mı?

ÇÜB:

-Sen nerde yaşıyon be bizmolan. Baş abinin kafası yükseklerde bir döndü adam burnunun ucunu göremiyor. Başka diyarlara sefere çıkınca biz onu yalnız bıraktık. Bir de o yüzden zaten küskün. Sırtı dönük.

Çömezlerin derdi başlarından aşkın. Tıfıl çömez bir şifahane kurdurup gelecekte başına baş müderris olmak için hayaller ve planlar peşinde. Bu konuyu pazarlık yaparız o tamam. Kaşarlı çömez de yakalayabileceği en büyük gücü elde etti. Bu güçle tek adam olma yollarında emin adımlarla ilerlediğini sanıp buz üstünde dansettiğinin farkına varmadan boyuna figürler sergilemekle ve aldığı alkışla mest olmuş durumda.

Halk desen askerin pencapta yürüttüğü vatan kurtarma mücadelesini bire bir kendisi yapıyormuş gibi hissettiğinden olanı biteni göremeyecek durumda.

TMS:

-Çok kurtsun be bizmolan. Bazen senden korkuyorum valla. Kork tabi.

ÇÜD:

Biz ne badirelerden sonra buralara geldik. Şerefli, dürüst, adil, seviyeli görüneceğiz diye bir ömür harcadık. Baksana psikolojim bile bozuldu. Sinir hastası, şeker hastası oldum. Gözlerim bir 70 lik rakı içmiş gibi, sözlerim çorba gibi anlayana aşkolsun. Kimse bişi analmıyo da korkularından anlaış gibi yuapıyolar. Kolay değil aslanım bu işler.

 

Konuşmalardan haberdar olan VİHD dayanamaz:

-Sizler ne yapıyorsunuz. O bölge birinci sınıf tarım arazisi. Bir santim toprak bin yılda oluyor. Üstelik orada sanayi tesisi olmaz, pek çok sorun çıkartır. Yolların başı, pınarların başı bölgeleri bu memleketin kan ek can bitecek yerleri. Kıymayın.

Hem orada altyapı da yok.

TMS:

-Saf saf konuşma be. Senin neye aklın erer. Tutturmuşsun bir hak, hukuk, adalet, doğruluk dürüstlük. Başka laf bilmez misin sen. Yarım asırdır debelenirsin, ne kazandın, neyin var. Çok iyi bilmediğin buradan belli.

ÇÜB:

-Bu sözler ne biçim sözler. Sen seçimle göreve gelmiş benimle nasıl böyle konuşursun. Ben bu memlekette Ekselanslarının ve Hindistan Kralının temsilcisiyim. Seni perişan ederim. Ne haddine. Derhal bu sözler kalkacak. Silinecek. Senin sözlerin hangi duvarda hangi pencerede ise onların da tek kelimesi kalmayacak. Sen görürsün.

VİHD:

-Allah var. İnsanlık var. Hak var. Kıymayın bu memlekete. Herkesin ticaret ve para kazanma özgürlüğü var ama bunu yasal yollardan yapsanız ne olur sanki.

ÇÜD:

-Yapanları da görüyoruz. Kes sesini bak karışmam. TMS git kadıya söyle şunu.

TMS:

-Söyledim bizmolan. Bu sözler suç değil diyor.

ÇÜD:

-Yok ya. Ben şimdi gider gereğini yaparım. Güç bende artık.

VİHD:

-Bir insan olarak o gücü yasaları delerek, kirli pazarlıklar yaparak, Toprağı ve tarım arazilerini yok ederek, insanlar üzerinde baskı ve şiddet oluşturarak haksız kazanç elde etme yolunda değil de insanlığın yararına kullansaydın. Payitahtta yaptıklarınız zaten bu şehri bitirdi.

Şimdi de birinci sınıf arazileri yok etmeyin. Emsal teşkil edecek yarın sizin doymaz iştahınız yanına bir daha bir daha derken bölge kirlenecek, rant elde edeceğiz derken doğuda bir karışı için her gün birkaç yiğidimizin canını feda ettiğimiz topraklarımız yok olup gidecek.

Kıymayın.

ÇÜD ve TMS bir ağızdan:

-Kes be. Sana abi dedik. Bir beklentin mi var. Sen onu söyle verelim de sus. Bak o bölgede lojman kılıfı ile yapacağımız dairelerden birisi de senin olur. Ömründe ilk defa bir şey kazanmış olursun. Zaten susmaz isen biz seni susturmayı da biliriz.

VİHD:

-Allah esirgesin. Bu mideye susam tanesi kadar haram girmedi. Eviniz de barkınız da sizin olsun. Ama madem susturacaksınız nolur öle bir şey yapın. Yaş olarak haddimizi aşma çağındayız. Yeter yaşadığımız. Yapacağınız şey bize iyilik olur. Rabbin huzuruna vardığımızda:

“Ya RAB: hırsız, uğursuz, namussuz, şerefsiz, vurguncu, yalancı ve talancı kulların işler çevirirken, Dünya düzenine göre onların üstünde bulunup da onlara engel olması gerekenler şaşkınlık ve delalet içinde iken, HAK kavramına sahip çıkmaya çalıştım diye beni buraya postaladılar. SEN Bilirsin” derim.

Belki var ise az çok günahımıza kefaret olur.

Dil bu kemiği yok söyler, kalem bu zinciri yok yazar. Hikâye bu okunur. Hayal bu gerçeklerden uzak mı uzaktır. Hemi de eeen uzak Asya’dadır. Bu hikaye bir zamanlar Hindistan’da geçmiştir. Bize ders çıkarmak düşmüştür.

Yanlışı yapanın başına taş, yiyenin midesine zehirli aş olsun. 

 
hindistan. rant yatırım baskı kaos
Bu Haber 2596 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin