Karaman'da Anarşi Ortamı

Konuşmayan fısıldayan, ifşa etmeyip saklayan, ikaz etmeyip iftira atan, koruyup kollamayıp adam harcayan, maddiyat için dini duyguları, maneviyatı satan bir toplum olduk.

16 Mart 2016 12:05

60 yıldır bu şehrin mukimiyiz.

45 Yıldır basın camiası ile iç içe ve olayların merkeze yakın noktalarında yer aldık.

60 ihtilali sonrasını bilinçlenme çağındaki bir çocuk olarak iliklerimize kadar hissederek yaşadık. Yaşlıların sakalları ucundan akan gözyaşlarını gördük.

70 li yılların sağcı ve solcusunun verdiği huzursuzluğu ve onlara aldanıp da şaşkınlık içinde taşkınlık yapan kardeşlerimize, arkadaşlarımıza acıyarak geçirdiğimiz dönemleri de yaşadık.

Faşist 12 Eylül Paşalarının eziyetlerini de gördük.

Karamanın çamurlu yollarında, 500 metre mesafeden sırtımızda su taşıdığımız gaz lambasında ders çalıştığımız yılları da yaşadık.

Ama Karamanın anarşist yıllarını yaşamak da kısmet olacakmış. Keşke yaşamasaydık.

Halka Hizmet Hakka Hizmet laflarını konuşarak, derleyeceğim toparlayacağım, ahlak dışı tüm davranışların önünü alacağım diye iş başına gelip de, hayatın eşiğindeki insanlara parti üyesi olmadı diye işe girişlerine engel olanlar, iki işçinin işe alımı için devletin en üst kademlerine rest çekenler, dosdoğru 10 yaşında çocukların bile net tespiti olan eleştirileri yapan gazetecileri susturmak için her türlü dalavereleri çevirenlerin şehrinde bir anarşi ortamı yaşıyoruz. Onların bu beceriksiz, basiretsiz ve faşist davranışları Karamanı öyle bir hale getirdi ki Karamanı tanıyamaz olduk.

Karaman bir anarşist şehir oldu.

Allah korkusu, yasalara bağlılık kavramlarını unutup siyasilerden ürken yöneticilerin yönettiği bir toplum olduk. Rızkı Allah’ın değil de siyasilerin verdiği, varlık sebebimizin Yaratan değil de BAŞ Kanlarımız olduğu fikri sabitine kapıldık.

Yalan da olsa nefsi okşayan yalakalıkları yapanların baş tacı olduğu bir toplum olduk.

En doğru şeyleri birilerinden korktuğumuz için söyleyemeyip, susup, hatta bazen tam aksi ifadeleri söyleyenlerin çoğaldığı bir toplum olduk.

Konuşmayan fısıldayan, ifşa etmeyip saklayan, ikaz etmeyip iftira atan, koruyup kollamayıp adam harcayan, maddiyat için dini duyguları, maneviyatı satan bir toplum olduk.

Toplumda bir düzen ve denge unsuru olana mahalle baskısı kavramını yanlış yönlendirmelerle fikir ve vicdan hürriyetinin düşmanı gibi gösterip yok ettik, ondan boşalan yere de siyasi ve ekonomik baskıyı oturtuverdik.

Bu da suçu ve suçluları arttırdı. Sapkınlıkları körükledi.

Dedikodular gerçeklerin önüne geçti. Herkes her duyduğuna inanır hale geldi. Televizyon ve internetin yıkayıp mankutlaştırdığı beyinler, en acımasız senaryoları yazmaya başladı.

Eleştiri adına kin kusmayı, fikrimizi söyleme adına karşı fikre saldırmayı adet haline getirdik.

Bilelim bilmeyelim, sorumluluğumuz alanında olsun olmasın, yetkimiz bulunsun bulunmasın, incelemeden araştırmadan üstüne ilaveler de yaparak, içimizde birikmiş kini de katarak çirkin şeyleri kamuoyuna açıklamayı görev saydık.

Son günlerdeki olayın aslı astarı elbette çıkacak. Ama anarşi yaşayan Karaman’da bu işi çığırından çıkaran bu başıboşluktur.

Bu gün bu tür konuları haber yapmadı, yangına körükle gitmedi diye eleştirilen yerel basında öylesine kahraman kardeşlerim vardır ki… Daha önce bu tür olaylarda kendilerini kanıtlamışlardır. Bu haberleri işleyip de reyting yapacak kişilere, binlerce dolara satabilecekleri haberleri, en küçük detaylarına kadar kayıt altına alsalar da, meslek ahlakı ve Karaman sevgisi yüzünden bir “tık” ile siliverip çöpe atmışlardır. Böylece toplumda infialin önüne geçilmiştir. Ama suçluların gereken takibat ve cezalandırılmasında da aynı hassasiyet gözlenmiş, adaletin sağlanmasında da yerel basın görevini yapmıştır. Hala işlerinin başında ve liyakatle götüren bu 3-4 meslektaşımı fikirlerimize saygılarından, dayanışmalarından ve Karamana yaklaşımlarından dolayı alınlarından öperiz.

Bu gün son 5-10 yıldır Karaman’da iktidar olduk, tanrısal bir güce sahibiz diyenlerin tüm toplum üzerinde kurdukları baskı gibi yerel basın üzerindeki oynadıkları oyun toplumu bu hale getirmiştir.

Bir olayın aslı astarı belli olmadan, gerçek bilgilerden çok uzak, Karamanın abartılı fısıltılarından duyumlarla, şaşkın bir haber yapan tek bir ulusal basıncığa, anında ve gereken cevap verilmeyince olanlar oldu. Rakamlar abartıldı, senaryolar şekillendi. Kim kime kızgınsa, kıskanmışsa onu da işin içine kattı.

Konulan gizlilik kararı son derece yerinde makul ve adaletli olsa da çarpıtıldı.

Karaman adına yetkili, sorumlu ve etkin tek bir kişi çıkıp bu malum basıncığa anında bir tekzip ile cevap vermedi.

Çok seri bir şekilde uygulanacak bu tekzipten hemen sonra da etkili, yetkili ve sorumlu bir kişi mahkemenin gizlilik kararının tüm hassasiyetine uyarak net ve güvenilir birkaç cümle ile açıklamasını yapıp toplumun sonsuz bir açlık içinde olan merakını giderebilirdi.

Bunlar yapılmadı.

Yine son günlerde zimmet ile suçlanan bir insana, adalet gereken yargılamayı yapıp yasalarda öngörülen cezaları uygulasa da, bu yetmedi. Şahsın, sosyal medya üzerinden ulaşılan tüm bilgileri kullanılarak, evladı, ailesi ve sülalesi adeta linç edildi. Tüm fotoğrafları hiçbir perdeleme gizleme yapılmadan tüm açıklığı ile kamuoyu ile paylaşıldı.

Şimdi sormak lazım: İlk tür olaylarda soruşturma bitmeden, olay netleşmeden, belki de söylentilerin yüzde birinde kalacak bir olay ortaya çıkması da muhtemel iken, söz konusu okulun şanlı tarihini, o okulun yetiştirdiği on binlerce mükemmel insanı, mevcut tüm öğrenci ve öğretmenlerini, onların aile efratlarını, adı geçen STK ları, özellikle bu suçu işlemiş karakter yoksunu kişi ile herhangi bir şekilde irtibatta bulunmuş öğrenci, veli, ya da meslektaşları üzerinde oluşan olumsuz etkinin sorumluluğu kimindir?

Söylenilenlerin yüzde birini bile yapmış olsa dünyanın en çirkin cürmünü işleyen bu kişi mi, yoksa bu suçun mağdurları olarak ilan edilenler mi cezalandırılmıştır.

Zimmet olayında, herkesin güvendiği ve bir mutemet olarak görevlendirilen bir kişinin büyük bir zafiyetle işlediği bir suçtan dolayı, evladının aile efradının çevresindekilerin bir takım şaşkın yayınlarla cezalandırılması adaletin hangi noktasında vardır. Aynı kurumun ya da başka kurumların, başka kirlilikleri var mıdır, varsa onlar için de aynı şey mi yapılacaktır. Yoksa bu kişi özellikle günah keçisi olarak seçilip dikkat dağıtımı mı yapılmaya çalışılmaktadır.

Karaman’da bir anarşi hüküm sürüyor. Bu anarşinin sebebi oluşturulan faşist baskıdır. Devleti yönetmek, hak, hukuk, adalet, sosyal refah, kamusal hizmet, güvenlik, asayiş, eğitim, sağlık gibi konularda insanlara hizmet etmeyi hedefleyen siyasi gücün Ankara’da farklı Karaman yerelinde ise çok farklı bir tablo sergilemesinin bir tezahürüdür.

Hiçbir anarşistin ortada olmadığı, ama bizzat her muhatabının hazırladığı bir anarşi ortamında yaşamayı kim ister?

Kendimize bir çeki düzen vermek, Devleti yönetmeye talip olup da, ben yüzde bilmem kaç oy aldım diyerek kabaranların tüylerini bir güzel epilasyondan geçirmek gerek. Onlara o oy oranın şahıslarına değil Ankara’daki kadrolara verildiğini bir güzel anlatmak gerek…

Karaman’daki Milletin Vekillerine, bu memleketten çıkmış ve siyasetin en üst kademesinde bulunanlara bunları anlatmak gerek…

 
Karaman medya olay internet dedikodu anarşi yetki
Bu Haber 2263 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin