Karaman'da Anarşi Ortamı
Konuşmayan fısıldayan, ifşa etmeyip saklayan, ikaz etmeyip iftira atan, koruyup kollamayıp adam harcayan, maddiyat için dini duyguları, maneviyatı satan bir toplum olduk.
60 yıldır bu şehrin mukimiyiz.
45 Yıldır basın camiası ile iç içe ve olayların merkeze
yakın noktalarında yer aldık.
60 ihtilali sonrasını bilinçlenme çağındaki bir çocuk olarak
iliklerimize kadar hissederek yaşadık. Yaşlıların sakalları ucundan akan gözyaşlarını
gördük.
70 li yılların sağcı ve solcusunun verdiği huzursuzluğu ve
onlara aldanıp da şaşkınlık içinde taşkınlık yapan kardeşlerimize,
arkadaşlarımıza acıyarak geçirdiğimiz dönemleri de yaşadık.
Faşist 12 Eylül Paşalarının eziyetlerini de gördük.
Karamanın çamurlu yollarında, 500 metre mesafeden sırtımızda
su taşıdığımız gaz lambasında ders çalıştığımız yılları da yaşadık.
Ama Karamanın anarşist yıllarını yaşamak da kısmet
olacakmış. Keşke yaşamasaydık.
Halka Hizmet Hakka Hizmet laflarını konuşarak, derleyeceğim
toparlayacağım, ahlak dışı tüm davranışların önünü alacağım diye iş başına
gelip de, hayatın eşiğindeki insanlara parti üyesi olmadı diye işe girişlerine
engel olanlar, iki işçinin işe alımı için devletin en üst kademlerine rest
çekenler, dosdoğru 10 yaşında çocukların bile net tespiti olan eleştirileri
yapan gazetecileri susturmak için her türlü dalavereleri çevirenlerin şehrinde
bir anarşi ortamı yaşıyoruz. Onların bu beceriksiz, basiretsiz ve faşist
davranışları Karamanı öyle bir hale getirdi ki Karamanı tanıyamaz olduk.
Karaman bir anarşist şehir oldu.
Allah korkusu, yasalara bağlılık kavramlarını unutup
siyasilerden ürken yöneticilerin yönettiği bir toplum olduk. Rızkı Allah’ın
değil de siyasilerin verdiği, varlık sebebimizin Yaratan değil de BAŞ
Kanlarımız olduğu fikri sabitine kapıldık.
Yalan da olsa nefsi okşayan yalakalıkları yapanların baş
tacı olduğu bir toplum olduk.
En doğru şeyleri birilerinden korktuğumuz için söyleyemeyip,
susup, hatta bazen tam aksi ifadeleri söyleyenlerin çoğaldığı bir toplum olduk.
Konuşmayan fısıldayan, ifşa etmeyip saklayan, ikaz etmeyip
iftira atan, koruyup kollamayıp adam harcayan, maddiyat için dini duyguları,
maneviyatı satan bir toplum olduk.
Toplumda bir düzen ve denge unsuru olana mahalle baskısı
kavramını yanlış yönlendirmelerle fikir ve vicdan hürriyetinin düşmanı gibi
gösterip yok ettik, ondan boşalan yere de siyasi ve ekonomik baskıyı
oturtuverdik.
Bu da suçu ve suçluları arttırdı. Sapkınlıkları körükledi.
Dedikodular gerçeklerin önüne geçti. Herkes her duyduğuna
inanır hale geldi. Televizyon ve internetin yıkayıp mankutlaştırdığı beyinler,
en acımasız senaryoları yazmaya başladı.
Eleştiri adına kin kusmayı, fikrimizi söyleme adına karşı
fikre saldırmayı adet haline getirdik.
Bilelim bilmeyelim, sorumluluğumuz alanında olsun olmasın,
yetkimiz bulunsun bulunmasın, incelemeden araştırmadan üstüne ilaveler de
yaparak, içimizde birikmiş kini de katarak çirkin şeyleri kamuoyuna açıklamayı
görev saydık.
Son günlerdeki olayın aslı astarı elbette çıkacak. Ama
anarşi yaşayan Karaman’da bu işi çığırından çıkaran bu başıboşluktur.
Bu gün bu tür konuları haber yapmadı, yangına körükle
gitmedi diye eleştirilen yerel basında öylesine kahraman kardeşlerim vardır ki…
Daha önce bu tür olaylarda kendilerini kanıtlamışlardır. Bu haberleri işleyip
de reyting yapacak kişilere, binlerce dolara satabilecekleri haberleri, en
küçük detaylarına kadar kayıt altına alsalar da, meslek ahlakı ve Karaman
sevgisi yüzünden bir “tık” ile siliverip çöpe atmışlardır. Böylece toplumda
infialin önüne geçilmiştir. Ama suçluların gereken takibat ve
cezalandırılmasında da aynı hassasiyet gözlenmiş, adaletin sağlanmasında da
yerel basın görevini yapmıştır. Hala işlerinin başında ve liyakatle götüren bu
3-4 meslektaşımı fikirlerimize saygılarından, dayanışmalarından ve Karamana
yaklaşımlarından dolayı alınlarından öperiz.
Bu gün son 5-10 yıldır Karaman’da iktidar olduk, tanrısal
bir güce sahibiz diyenlerin tüm toplum üzerinde kurdukları baskı gibi yerel
basın üzerindeki oynadıkları oyun toplumu bu hale getirmiştir.
Bir olayın aslı astarı belli olmadan, gerçek bilgilerden çok
uzak, Karamanın abartılı fısıltılarından duyumlarla, şaşkın bir haber yapan tek
bir ulusal basıncığa, anında ve gereken cevap verilmeyince olanlar oldu.
Rakamlar abartıldı, senaryolar şekillendi. Kim kime kızgınsa, kıskanmışsa onu
da işin içine kattı.
Konulan gizlilik kararı son derece yerinde makul ve adaletli
olsa da çarpıtıldı.
Karaman adına yetkili, sorumlu ve etkin tek bir kişi çıkıp
bu malum basıncığa anında bir tekzip ile cevap vermedi.
Çok seri bir şekilde uygulanacak bu tekzipten hemen sonra da
etkili, yetkili ve sorumlu bir kişi mahkemenin gizlilik kararının tüm
hassasiyetine uyarak net ve güvenilir birkaç cümle ile açıklamasını yapıp toplumun
sonsuz bir açlık içinde olan merakını giderebilirdi.
Bunlar yapılmadı.
Yine son günlerde zimmet ile suçlanan bir insana, adalet
gereken yargılamayı yapıp yasalarda öngörülen cezaları uygulasa da, bu yetmedi.
Şahsın, sosyal medya üzerinden ulaşılan tüm bilgileri kullanılarak, evladı,
ailesi ve sülalesi adeta linç edildi. Tüm fotoğrafları hiçbir perdeleme gizleme
yapılmadan tüm açıklığı ile kamuoyu ile paylaşıldı.
Şimdi sormak lazım: İlk tür olaylarda soruşturma bitmeden,
olay netleşmeden, belki de söylentilerin yüzde birinde kalacak bir olay ortaya
çıkması da muhtemel iken, söz konusu okulun şanlı tarihini, o okulun
yetiştirdiği on binlerce mükemmel insanı, mevcut tüm öğrenci ve öğretmenlerini,
onların aile efratlarını, adı geçen STK ları, özellikle bu suçu işlemiş
karakter yoksunu kişi ile herhangi bir şekilde irtibatta bulunmuş öğrenci,
veli, ya da meslektaşları üzerinde oluşan olumsuz etkinin sorumluluğu kimindir?
Söylenilenlerin yüzde birini bile yapmış olsa dünyanın en
çirkin cürmünü işleyen bu kişi mi, yoksa bu suçun mağdurları olarak ilan
edilenler mi cezalandırılmıştır.
Zimmet olayında, herkesin güvendiği ve bir mutemet olarak
görevlendirilen bir kişinin büyük bir zafiyetle işlediği bir suçtan dolayı,
evladının aile efradının çevresindekilerin bir takım şaşkın yayınlarla
cezalandırılması adaletin hangi noktasında vardır. Aynı kurumun ya da başka
kurumların, başka kirlilikleri var mıdır, varsa onlar için de aynı şey mi
yapılacaktır. Yoksa bu kişi özellikle günah keçisi olarak seçilip dikkat
dağıtımı mı yapılmaya çalışılmaktadır.
Karaman’da bir anarşi hüküm sürüyor. Bu anarşinin sebebi
oluşturulan faşist baskıdır. Devleti yönetmek, hak, hukuk, adalet, sosyal
refah, kamusal hizmet, güvenlik, asayiş, eğitim, sağlık gibi konularda
insanlara hizmet etmeyi hedefleyen siyasi gücün Ankara’da farklı Karaman
yerelinde ise çok farklı bir tablo sergilemesinin bir tezahürüdür.
Hiçbir anarşistin ortada olmadığı, ama bizzat her
muhatabının hazırladığı bir anarşi ortamında yaşamayı kim ister?
Kendimize bir çeki düzen vermek, Devleti yönetmeye talip olup
da, ben yüzde bilmem kaç oy aldım diyerek kabaranların tüylerini bir güzel
epilasyondan geçirmek gerek. Onlara o oy oranın şahıslarına değil Ankara’daki
kadrolara verildiğini bir güzel anlatmak gerek…
Karaman’daki Milletin Vekillerine, bu memleketten çıkmış ve
siyasetin en üst kademesinde bulunanlara bunları anlatmak gerek…









