KMÜ, Birol HOCA, Girişimcilik ve Fırıldak…
Sağ ol Sayın Prof Birol Mercan, Sağ olunuz Değerli Dostlar; Zeynep Turudi, Ahmet Ferruh Öncü, Dr. H. Hakan Yıldırım…
Geçtiğimiz yıllarda beton varlığını baş döndürücü bir hızla arttıran KMÜ, bir yandan da mevcut değerlerini bir bir harcamıştı.
Akademik kadrosundan onlarca değerin başka ufuklara uçmasına
vesile olmuştu. Bu değerlerin en değerlilerinden bir tanesi de Sayın Birol
Mercan’dır. Hani şu Karaman için çırpınan, yakın çalışma arkadaşları ile
faaliyetler yapmaya çabalayan, fikriler üreten Sayın Prof. Dr. Birol Mercan.
Kendi evladımız Habiller köyünün çocuğu…
Geçtiğimiz yıllarda kaybedilen değerleri kadro değişikliği ile
yeniden toparlamaya başlayan KMÜ, bazı günler 4-5 etkinliği aynı anda
gerçekleştirip adeta bir hizmet patlaması yapıyor.
Bu faaliyetlerin büyük bir bölümünü de öğrenci
topluluklarına yaptırarak da, kafe köşelerinde harcanan zamanlarını sosyal
faydalara çevirmelerine sebep oluyor.
Konya’ya gitmeye zorlanan Sayın Birol Mercan Püf
Noktalarının tespitinde bir uzmandır. Yine öyle bir nokta yakalamış ki bunu
toplum yararına anında çevirmiş. Tabi ki KMÜ de bu güzelliğe hemen talip olmuş.
25 Nisan Çarşamba günü birkaç etkinliğin aynı saatlerde
uygulayan KMÜ de “Londra’dan Girişimciliğe Davet Var” adındaki bu etkinlikte
idik.
Ekonomik Savaşın Akıncıları diyebileceğimiz pırıl pırıl iki “İş Adamı” ve bir “İşkadını” Birol
Beyin yönetiminde harika mesajlar verdiler.
Her biri neredeyse sıfır sermaye ile, hayatı iyi tahlil
edip, çevrelerini çok iyi gözlemleyip, kendi kabiliyetleri ile örtüşen yönleri
le katalizör yaparak büyük başarılar elde etmişler.
Tüm konuşmanın bizde bıraktığı temel izlenimler;
*Her üçünün de işlerini çok ama çok sevmeleri,
*Yaptıkları işin toplumların mutluluğuna katkısı,
*Kendilerini ifade etmekte çok başarılı olmaları idi.
Toplantı da o çok güzel anlatımlar içinde en dikkat çeken
cümlelerden birisi Dünyaya Türk Lokumunu sevdiren Sayın Zeynep Turudi’nin birkaç
kelime bilgi için çok uzun yollara gitmeyi göze alırım” cümlesi olmuştur.
İngiltere’de Türk öğrencilerinin uyum sorunlarına köklü
detek veren Study A Course kurucusu, Sayın Ahmet Ferruh Öncü’nün fırsat
eşitliği sendromunu çöpe atıp, hayatının en zor anlarından ders çıkarıp, başka
insanlara bu tür sıkıntıları yenmek konusunda yardımcı olmayı düşünmesi ve bu
düşüncenin günümüzde uluslararası bir iş organizasyonuna dönüşmesi harika bir
örnek idi. Sayın Öncü bunları kendine has sıcak anlatımı ile bir bir ortaya
koyup, bir kurtuluş çabasının nasıl verimli ve yararlı bir iş hayatına
dönüştüğünü gözler önüne serdi.
Study A Course Yöneticisi Sayın Hakan Yıldırım ise Akademik
bilgilerin sosyal hayatta nasıl kullanılması gerektiğinin anlatımını en anlaşılır
biçimde verdi bizlere. Aynı zamanda güçleri birleştirmenin, yetenekleri
kanalize etmenin ve ön hazırlık çalışmalarının faydalarını bir bir sıraladı.
Çok güzel mesajlar aldık. Sayın Turudi’nin ifadesi ile birkaç
kelime değil onlarca kelime bilgi aldık. Hem de çok çok uzak yollara gitmemize
gerek kalmamıştı. Sayın Birol Mercan’ın çabası ve üç değerli katılımcının fedakârlıkları
ile.
Gönül isterdi ki Karaman Sanayicileri Salonu doldursun ve
ayakta izlesin. KPSS batağında debelenen gençlerimiz bu fırsata koşsun ve
değerlendirsin.
Bu harika fikirlerin kendilerinde var olduğuna inandığımız girişimcilik
dürtüleri için kıvılcım olmasını sağlasın. Ama tespitimiz o dur ki; bizler bilgiden
kaçan ve bildiğimizin doğruluğunu kontrolden korkan bir toplumuz.
İnsanın en büyük başarısının hatalarından çıkardığı ders
olması güzeldir ama hata yapmamak için de geçmiş tecrübeleri olanların bilgi
ile harmanladıkları fikirlerini dinlemek ve bilmek gerekir.
O gün o salonda bunun en güzel örneği vardı.
Bunların detayına girip neler olduğunu yazmayacağız. Gelmek
lütfunda bulunup da gelip dinleseydiniz…
Toplantı sonrası alışveriş yaptığım bir kırtasiye dükkânında
net bir örnek gördük ve dükkândaki gençlerle bu toplantı üstüne ayaküstü
konuşuverdik.
Renkli asetatlardan yapılmış cıvıl cıvıl fırıldaklar vardı tezgâhta.
Tüm dükkânları dolduran Çin mallarından idi. Sorduğumuzda hatırı sayılır bir
fiyat söylendi. Evirdik çevirdik inceledik. Maliyet yok denecek kadar azdı.
Çağdaş teknoloji ile de çocuk oyuncağı kadar kolay yapılabilecek bir çocuk
oyuncağı idi.
Bu üretilemez miydi? Dükkânlara toptan satılamaz mıydı?
Bir delikanlının elindeki cep telefonunun parası sermaye
olarak yeter ve artardı. Hiçbir makine istemezdi. Parçaları plastik firmalarına
yaptırıp monte etmekten başka bir işi yoktu. Pazarlamada Çin’den gelen
fırıldağın belki de dörtte birine tüketiciye ulaştırsanız, bir seferde 2-3 cep
telefonu parasını geri alabilirdiniz.
Üstelik para Yurdumuzda kalırdı. Üstelik o cicili biçili renklere
zamanla güzel baskılar yapıp eğitici, yönlendirici ve moral değerlere katkı
verici olabilirdiniz.
Böylesi bir iş yönetiminde kullanılması gereken o cep
telefonunu, boş amaçlar için kullanmanın verdiği mutluluğa rıza gösterip daha
büyüğünü neden tepiyorduk ki?
Her gencin ilk hedefi KPSS. Neden? Sallabaşı al maaşı yata
yata beslen adam olmak için önce obez ol, onu yenmek için de otçul...
Sayın Prof. Birol Mecan’ın lütfu ile bizlere bu güzellikleri
yaşatan 3 Değerli Girişimci/İşadamı/İşkadını haçlının dilimize ve beynimize
soktuğu “fırsat eşitliği” kavramının gerçek olmadığını, adım başı fırsatın
olduğunu ama bunları görmek ve değerlendirmenin de biraz eğitim, biraz kültür,
biraz zeka, biraz çaba ve biraz da sıkıntılı ortamlarda kıvranmak yerine, çözüm
arayıp o çözümü insanlara sunmak gereğini beynimize kazıdılar.
Tonlarca lokumu dünyanın dört bir yanına TÜRK LOKUMU olarak
en lüks malzeme olarak pazarlama başarısı gösteren, ticarete evini garajını
ofise çevirip de başlayan, Katılımcı Sayın
Lokum İmparatoriçesi Zeynep TURUDİ Hanımın sık sık tekrarladığı “Para kazanmak hiçbir
zaman hedefim olmadı. Öncelikle yararlı bir şeyler yapmak, Türk ürünlerini Dünyaya
tanıtmak ve sevdirmek, en lüks marketlerin raflarında ürünlerimi görmek,
satışlarımızdan sonra nihai tüketicinin mutluluğuna sebep olmak beni çok mutlu
ediyor. Bunlar olunca bir de bakıyorsunuz para da kazanıyorsunuz” yaklaşımı ne
güzel bir örnektir.
Sağ ol Sayın Prof Birol Mercan, Sağ olunuz Değerli Dostlar;
Zeynep Turudi, Ahmet Ferruh Öncü, Dr. H. Hakan Yıldırım…









