Kültür Aşevlerine Olan Acil İhtiyaç

Okul dışında da bir kanser gibi toplumu saran kafe ve internet kültürü tecessüs kavramını köreltiyor ve ilgi alanını tehlikeli mecralara taşıyor.

23 Şubat 2015 00:00

Açlık çok kötü bir şey. Büyük kuraklıkların, kıyımların ve felaketlerin arkasından baş gösteren açlık suçları da beraberinde getiren büyük bir tehlike. Bu gün dünyanın pek çok yerinde kendisini hissettiren açlık ciddi bir sorun.

Açlık denince ilk akla gelen, nedense beslenmeden kaynaklanan açlık.

Ama çağımızda obezite sınırlarının çok üstünde, patlayıncaya kadar yiyen kişilerde de açlık var.

Pırıl pırıl gençler. Tertipli ve saygılılar. Nezaketlerinden de tavizleri yok. Bir dostumla olan sohbetin ortasında geliyorlar ve tanışıp hal hatır sorduktan sonra gözlerinde açlığı görüyorum. Evet, açlığı… Her birisi derin bakışlarla bu ortamda konuşulanlar neler diye soruyor. “Bu konuşulanlardan birkaç kırıntıyı fikir dağarcığıma, kültür torbama atabilir miyim? Merak edip de bu güne kadar cevabını bulamadığım sorulardan bu ortamda cevap çıkar da manevi açlığım giderilebilir mi?” merakı içindeler.

Bu tespitimiz görevimizi hatırlatıyor ve önemini ortaya koyuyor.

Sorularla başlıyoruz. “Nasıl gidiyor dersler” ya da “E gençler gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz?” sorularını anahtar kullanıyoruz. Birinci sorunun cevabı malum… Lise son sınıfta dönemin eğitim sistemini protesto için müzik ve beden hariç 11 dersi 1 olan bir karne için verdiğimiz cevabı alıyoruz: “İyi”

Ama ikinci soru endişeleri, tartışmaları belirsizliği ve görüş ayrılıklarını getiriyor ama fikirler yüzeysel, kişisel, endişelerle dolu, tutarsız.

Açlığın verdiği halsizlik kendisini gösteriyor. Fikri açlık ortada.

Yasakların hakim olduğu bir toplumun üzerinden kalkan baskılar, tam bir özgürlük çılgınlığına dönüştüğünden beri, dengeli fikir beslenmesi dozunu bir türlü ayarlayamadık.

Geçmişte merak ettiğimiz ama yasaklı bir kitabı temin etmek için en büyük kaçakçılık organizasyonlarını kıskandıracak taktikler geliştirirdik. Evimde 3 siyasi görüşün yüklü miktarda kitabını yakalayan emniyet güçleri sayesinde, iki günümü siyasi şubede geçirip adliyeler de uğraştığımı, ekmek paramdan, cıgara paramdan kısarak aldığım, el konulan koliler dolusu kitaplarımı hatırladıkça hala içim sızlar. Hele bir de 12 Eylül belasının korkusu ile yakılan yüzlerce kitabım…

Bugün milyonlarca kitaba ilave olarak, her gün çıkan onlarca kitabı takip etmek imkansız. Ama nedense en çok satılanlar listesi hep geyik muhabbetleri ile dolu. Sapkın fikirler, tarihi uyduruk olaylarla katleden konular, toplumu altından logar kapakları ile ile kanalizasyonlara sürükleyen ucube fikirler…

Buradan şükranla andığım Ekrem Zeren, Mustafa Soydan, Adnan Çağlı, Burhan Us, Emin Özdemir gibi milli eğitim Öğretmenlerinin yanı sıra, maneviyatımıza ve kültürümüze bal kaymak olan, Mahmut Toptaş, Necati Yeniel, Osman Sarı, Erdem Beyazıt, Üstad Necip Fazıl, Hasan Seyyithanoğlu gibi büyük değerlerin yol göstericiliğini de yâd etmeden geçemeyeceğiz.

Bu tablo bile bu gün devletimiz ve toplumuzdaki derin boşluğu ortaya koyuveriyor. Milli eğitim politikalarımız ve onların uygulayıcıları maalesef gençlerimizi aç bırakıyor. Nadiren çıkan üstün nitelikteki eğiticiler de sistemin bozukluğundan ve baskılarından öğrenci ile ciddi bir kontak kuramıyor. Kendisini mükemmel yetiştirmiş öğretmenlerimizin öğrenicilerine bunları aktarmasında sistemden kaynaklanan ciddi bir kopukluk var.

Okul dışında da bir kanser gibi toplumu saran kafe ve internet kültürü tecessüs kavramını köreltiyor ve ilgi alanını tehlikeli mecralara taşıyor.

Kendisini mükemmel yetiştirmiş bir gurup kardeşimizin bu tespitlerimize paralel iki çalışması var Karamanımızda. Yazarlar Birliği ve Dil Edebiyat Derneği.

 İmkânsızlıkları aşıp iyi bir çıkış yaptılar ve ilk faaliyetleri ile de güzel bir çekirdek oluşturdular. En verimli dönemleri için ciddi hazırlıklarını tamamlamak üzereler.

Bu iki oluşum, Karaman’da gençlerimizdeki bu sancılı hale gelen kültür açlığına, ciddi çözüm olabilecek yapıdadır. Gerekli yardım ve desteklerin de sağlanması ile bu açlığın giderileceği ciddi bir kültür aşevi oluşacak.  Hatırı sayılır Kültür Aşçılarımızın üretimlerinin servis edileceği ve dengeli kültür beslenmesini sağlayacak.

Geçmişte Sevgili Kardeşim bir İmam Hatibin başlatıp, bizim de naçizane yakın katkılar koyduğumuz bir çalışmada, bu tür faaliyetlerin en büyük savaşı kazanmak olduğuna şahit olmuştuk. O faaliyetlerden sonra gençlerimizde oluşan olağanüstü gelişmeler bizi mutlu etmiş, üstelik o gençlerin bir sonraki nesillere olan katkılarına da şahit olmuştuk. Bir takım engellemeler ve imkânsızlıklarla kısmen devam eden bu hizmetlerin oluşturduğu açık bu gün, bu iki derneğimiz tarafından ziyadesi le kapanacakmış gibi görünüyor.

Dil Edebiyat Derneği Karaman Şubesi ve Yazarlar Birliği Karaman Şubesinin çok kısa zamanda büyük ses getirecek çalışmalarını canı gönülden ve dört gözle bekliyor, başarılar diliyoruz. 
 
Karaman kültür sanat edebiyat dil gençlik
Bu Haber 1981 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin