Kültür Aşevlerine Olan Acil İhtiyaç
Okul dışında da bir kanser gibi toplumu saran kafe ve internet kültürü tecessüs kavramını köreltiyor ve ilgi alanını tehlikeli mecralara taşıyor.
Açlık çok kötü bir şey. Büyük kuraklıkların, kıyımların ve
felaketlerin arkasından baş gösteren açlık suçları da beraberinde getiren büyük
bir tehlike. Bu gün dünyanın pek çok yerinde kendisini hissettiren açlık ciddi bir
sorun.
Açlık denince ilk akla gelen, nedense beslenmeden kaynaklanan
açlık.
Ama çağımızda obezite sınırlarının çok üstünde, patlayıncaya
kadar yiyen kişilerde de açlık var.
Pırıl pırıl gençler. Tertipli ve saygılılar. Nezaketlerinden
de tavizleri yok. Bir dostumla olan sohbetin ortasında geliyorlar ve tanışıp
hal hatır sorduktan sonra gözlerinde açlığı görüyorum. Evet, açlığı… Her birisi
derin bakışlarla bu ortamda konuşulanlar neler diye soruyor. “Bu
konuşulanlardan birkaç kırıntıyı fikir dağarcığıma, kültür torbama atabilir
miyim? Merak edip de bu güne kadar cevabını bulamadığım sorulardan bu ortamda
cevap çıkar da manevi açlığım giderilebilir mi?” merakı içindeler.
Bu tespitimiz görevimizi hatırlatıyor ve önemini ortaya
koyuyor.
Sorularla başlıyoruz. “Nasıl gidiyor dersler” ya da “E
gençler gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz?” sorularını anahtar
kullanıyoruz. Birinci sorunun cevabı malum… Lise son sınıfta dönemin eğitim
sistemini protesto için müzik ve beden hariç 11 dersi 1 olan bir karne için verdiğimiz
cevabı alıyoruz: “İyi”
Ama ikinci soru endişeleri, tartışmaları belirsizliği ve
görüş ayrılıklarını getiriyor ama fikirler yüzeysel, kişisel, endişelerle dolu,
tutarsız.
Açlığın verdiği halsizlik kendisini gösteriyor. Fikri açlık
ortada.
Yasakların hakim olduğu bir toplumun üzerinden kalkan
baskılar, tam bir özgürlük çılgınlığına dönüştüğünden beri, dengeli fikir
beslenmesi dozunu bir türlü ayarlayamadık.
Geçmişte merak ettiğimiz ama yasaklı bir kitabı temin etmek
için en büyük kaçakçılık organizasyonlarını kıskandıracak taktikler
geliştirirdik. Evimde 3 siyasi görüşün yüklü miktarda kitabını yakalayan
emniyet güçleri sayesinde, iki günümü siyasi şubede geçirip adliyeler de
uğraştığımı, ekmek paramdan, cıgara paramdan kısarak aldığım, el konulan koliler
dolusu kitaplarımı hatırladıkça hala içim sızlar. Hele bir de 12 Eylül
belasının korkusu ile yakılan yüzlerce kitabım…
Bugün milyonlarca kitaba ilave olarak, her gün çıkan onlarca
kitabı takip etmek imkansız. Ama nedense en çok satılanlar listesi hep geyik
muhabbetleri ile dolu. Sapkın fikirler, tarihi uyduruk olaylarla katleden
konular, toplumu altından logar kapakları ile ile kanalizasyonlara sürükleyen
ucube fikirler…
Buradan şükranla andığım Ekrem Zeren, Mustafa Soydan, Adnan
Çağlı, Burhan Us, Emin Özdemir gibi milli eğitim Öğretmenlerinin yanı sıra,
maneviyatımıza ve kültürümüze bal kaymak olan, Mahmut Toptaş, Necati Yeniel,
Osman Sarı, Erdem Beyazıt, Üstad Necip Fazıl, Hasan Seyyithanoğlu gibi büyük
değerlerin yol göstericiliğini de yâd etmeden geçemeyeceğiz.
Bu tablo bile bu gün devletimiz ve toplumuzdaki derin
boşluğu ortaya koyuveriyor. Milli eğitim politikalarımız ve onların
uygulayıcıları maalesef gençlerimizi aç bırakıyor. Nadiren çıkan üstün
nitelikteki eğiticiler de sistemin bozukluğundan ve baskılarından öğrenci ile
ciddi bir kontak kuramıyor. Kendisini mükemmel yetiştirmiş öğretmenlerimizin
öğrenicilerine bunları aktarmasında sistemden kaynaklanan ciddi bir kopukluk
var.
Okul dışında da bir kanser gibi toplumu saran kafe ve
internet kültürü tecessüs kavramını köreltiyor ve ilgi alanını tehlikeli
mecralara taşıyor.
Kendisini mükemmel yetiştirmiş bir gurup kardeşimizin bu
tespitlerimize paralel iki çalışması var Karamanımızda. Yazarlar Birliği ve Dil
Edebiyat Derneği.
İmkânsızlıkları aşıp
iyi bir çıkış yaptılar ve ilk faaliyetleri ile de güzel bir çekirdek
oluşturdular. En verimli dönemleri için ciddi hazırlıklarını tamamlamak
üzereler.
Bu iki oluşum, Karaman’da gençlerimizdeki bu sancılı hale
gelen kültür açlığına, ciddi çözüm olabilecek yapıdadır. Gerekli yardım ve
desteklerin de sağlanması ile bu açlığın giderileceği ciddi bir kültür aşevi
oluşacak. Hatırı sayılır Kültür
Aşçılarımızın üretimlerinin servis edileceği ve dengeli kültür beslenmesini
sağlayacak.
Geçmişte Sevgili Kardeşim bir İmam Hatibin başlatıp, bizim de
naçizane yakın katkılar koyduğumuz bir çalışmada, bu tür faaliyetlerin en büyük
savaşı kazanmak olduğuna şahit olmuştuk. O faaliyetlerden sonra gençlerimizde
oluşan olağanüstü gelişmeler bizi mutlu etmiş, üstelik o gençlerin bir sonraki
nesillere olan katkılarına da şahit olmuştuk. Bir takım engellemeler ve imkânsızlıklarla
kısmen devam eden bu hizmetlerin oluşturduğu açık bu gün, bu iki derneğimiz
tarafından ziyadesi le kapanacakmış gibi görünüyor.









