Kutlama
Hiç bir çocuğumuz gencimiz, sigara, alkol, uyuşturucu, zina, kumar gibi evrensel anlamda kötülüklerin en üst seviyesi sayılan pisliklerle AR DAMARINI çatlatmaz, aksine bu kutlamalara namaz, tekbir gibi çok güzel tatbikatlarla başlar, saygı kavramını, hoşgörü kavramını, dayanışma, yardımlaşma, sevgi kavramlarını tanır, büyüklerinden görür ve bir uçtan da uygulamaya başlar.
Günün günden, zamanın zamandan farkı var mıdır?
Bazı günler diğer günlerden daha önemli ya da kutsal mıdır?
Yüzlerce yıldır kutladığımız çok önemli günlerimiz vardır.
Bunların adları da güzeldir. BAYRAM’dır, KANDİL’dir.
Üstelik onları öyle de güzel kutlarız ki...
Daha günler öncesinden bir telaş başlar. Hazırlıklar
yapılır. Güzel giysiler, yemekler hazır edilir, hediyeler alınır.
Bu kutlamalardan önce dini emirlerle de desteklenen
yardımlaşma başlar. Fakir fukara, garip gureba aranır. Gizlice onların da bu
güne hazırlanmaları sağlanır. Bu kutlamalardan bir tanesi üstelik sadece fakir
fukaraya et yesin diyedir. Kurban olarak Allah için kesilen kurbanlığın
etlerinden dağıtılması ve eş dostla birlikte yenmesi mecburidir.
Bu kutlamalarda polisler de adeta bayram yaparlar. Bizlerin
rahat ve huzuru için çabalayan bu kardeşlerimiz tabiri caiz ise ense yaparlar, nöbetçi bile olsalar dinlenirler. Bu kutlamalarda içki içilmez,
kumar oynanmaz kadın erkek karışık dans ve bilumum saçmalıkları yaparak olay
çıkarmaz, fena işleri yapanlar bu günlerde ayrı bir disipline girer ve suçtan
uzak dururlar.
Hastanelerimizin acilleri de rahatlar bu kutlamalarda.
İçkinin sebep olduğu rahatsızlıklar ve içkinin etkisi ile oluşan kavgalardan
dolayı yaralanmalar kesilir, insanlardaki moral yüksekliği şeker tansiyon vb.
rahatsızlıklarına engel olur.
Bizim bu kutlamalarımızda içki içilmez. Başka kutlamalarda
olduğu gibi “bugün içilmeyecek de ne zaman içilecek” diye gençlerimiz
hayatlarında ilk defa bu kutlamalarda içki, sigara ve uyuşturucu ile
tanıştırılmaz.
Bu gecelerde dans ve hurra gösterileri ile karmakarışık
topluluklar oluşmaz ve kadın erkek arasında haram olan ilişkiler yaşanmaz. Bu
gecelerde başka ithal kutlamalarda olduğu gibi, hiç bir genç kızın iffetini kaybetme,
namusunu zedeleme hatta genç kızlığını kaybetme olayları yaşanmaz.
Bu gecelerde bir başkasına benzeme yarışı yapılıp kafalara
aklı başında olan insanın giyemeyeceği kıyafetler, deli hunileri takılıp
maskaralık yapılmaz, ağaç kesilmez, süslenmez, bir başka dinin havarsinin bacalardan hediye getireceği saçmalığına inanılmaz ve onun kılığına girilmez. İç
çamaşırlarının renginden medet umulmaz. Kumar oynanmaz.
Bu gecelerde süsleme adına kamyonlar dolusu çer çöp sağa sola
asılıp, havalara fişekler atılıp insanlık hizmetine kullanılacak paralar ve
kıymetler heba edilmez. Bu kutlamalarda harcanan para üretenin, çalışanın, hak
edenin cebine helal olarak girer, ya da ihtiyaç sahibinin mutlu olmasında
kullanılır.
Bu kutlamalarda nasıl davranılırsa bir yılın öyle geçeceğine
inanmak gibi saçma ve akılsızca bir inanç da yoktur. Çünkü herkes tüm yıl
boyunca nasıl insan gibi davranıyorsa o günlerde de öyle davranır. Küslükler
ortadan kalkar, dargınlar barışır, kapısı açılmadık konu komşu akraba kalmaz,
herkesin gönlü alınır.
Hiç bir çocuğumuz gencimiz, sigara, alkol, uyuşturucu, zina,
kumar gibi evrensel anlamda kötülüklerin en üst seviyesinde sayılan pisliklerle AR
DAMARINI çatlatmaz, aksine bu kutlamalara namaz, tekbir gibi çok güzel
tatbikatlarla başlar, saygı kavramını, hoşgörü kavramını, dayanışma,
yardımlaşma, sevgi kavramlarını tanır, büyüklerinden görür ve bir uçtan da
uygulamaya başlar.
Bu kutlamalarda kavga çıkmaz, bıçaklar konuşmaz, sapıklar
sarkıntılık etmez, yollarda sokaklarda istifra edene, yalpalayana, nara atana, küfredene,
sarhoş direksiyon başına geçip de can ve mal kaybına sebep olana rastlanmaz. Sonuçta
da polisiye ve adli olaylara rastlanmaz.
Alkol tüketimi ve satışı neredeyse durur, trafikte bile
herkes birbirine saygılı olur, karmaşa ortadan kalkar, insanların yüzü hep
güler ve insanlar birbirini tanımasa bile selamlaşır, birbirlerini kutlar.
Bu kutlamaları yapanlardan erişkin yaştaki herkese sorsanız,
bu kutlamaları neden yaptığını bir manzum eser okur gibi anlatır. Kutlama
kelimesinin özüne sadık kalır.
Bizim kutlamalarımızın bir sebebi vardır, bir amacı vardır
ve sonuçları da hep mükemmel olur. Kutlamalar bitip de ertesi gün normal hayata
başlanınca pişman olan tek kişi yoktur. Kutlama süresince oluşan güzellik devam
eder. O güzellikler insan olmaktan kaynaklanan ve daha iyi insan olmayı
amaçlayan güzelliklerdir.
Bizim kutlama diye bir eksiğimiz ve ihtiyacımız da yoktur. Bizde en alası en güzelleri mevcuttur.
Güzeli alıp çirkini elimizin tersiyle
itmeyi bilmeliyiz...









