Lütfen Saygı ve İtidal…

VATAN evinde, BAYRAK çatısı altında yaşayıp TOPRAK döşeğinde uyuyan bir ailenin evlatlarıyız.

02 Kasım 2015 13:30

Birimizin adı Ali, Bir diğerimiz Mehmet, bir başkası Mehmet Ali… Hasan, Hüseyin ya da Hasan Hüseyin.

Alparslan, Muhammed, Çağdaş, Devrim, Musab, Mustafa ya da Kemal.

VATAN evinde, BAYRAK çatısı altında yaşayıp TOPRAK döşeğinde uyuyan bir ailenin evlatlarıyız.

Bir arada yaşamanın gereği olarak sosyolojik bir idare sistemi olan DEVLET’e ihtiyacımız var.

Bizler on binlerce yıl devlet kurmuş insanlarız.

Günümüzde o devleti yönetip yasama ve yürütmeyi üstlenecek insanları seçiyoruz.

Seçtiklerimiz siyasi kişilikler.

İnceliyor, dinliyor, sorguluyor, geçmişlerine bakıyor bir kanaat sahibi oluyor ve seçiyoruz.

Bu sistemin adı demokratik sistem.

Ama gelin görün bu sistem Türkiye’de hiçbir zaman demokratik olmadı. Adı da kendisi de “SİYASİ SİSTEM” olarak kaldı.

Ne zaman birileri seçilemedi, başka güçleri ve özellikle de dış güçleri yanına alarak seçilmişleri alaşağı etmeye kalktı. Astı, hapsetti, tehdit etti, yoluna taş koydu…

35 yıldır bir yeni düzen için kavga verdik. Vereceğiz.

Bu halk kine oy verdi ise, görevi kime tevdi etti ise, o görevliyi oradan alaşağı etme hakkı yine o halkındır.

Gerçek demokrasi de budur.

Kazanamayanın hazımsızlığı önce devlet güçlerini kullanarak baskı kurması ile başlar. Tıpkı 7 Haziran seçimlerinde, yerel siyasetçilerimizin eleştiri ve yorumlara katlanamayıp, başarısızlıklarının acısını bu eleştiriyi ve yorumları yapanlardan çıkarmaları gibi. Üstelik bunların arasında millete vekil olmuşların da bulunması bir demokrasi ayıbıdır. Hatta insanlık ayıbıdır.

7 Haziranın hemen ertesi günü seçimlerden kimsenin hoşnut olmadığı görüldü. Nerdeyse tüm siyasi partiler “haydi bir daha” dediler ve seçmenin önüne yeni bir sandık konuldu.

Yapılması gereken bu sonuçları iyi tahlil edip, 1 Kasıma o çerçevede hazırlanmaktı. O eleştirilere hazmedemeyenler ne hikmetse birden akıllarını başlarına toplayıp kısmi bir toparlanma içine girdiler. Kapalı kapılar ardında yerden yere vurdukları ile kol kola girdiler. Olumsuzlukları yok etmek için çaba sarf ettiler. Halkı dinleyip anlamaya çalıştılar. Sorunlara yaklaşıp önerileri dinlediler ve çözüm önerilerini süzgeçlediler.

Sonra da tüm bu tahlillerden elde ettikleri tedavi yöntemlerini halkın anlayacağı dilden ve bir başkasına çatmadan, bir bir ortaya koydular.

Seçimi yapacaklar 7 Hazirandaki olumsuzlukların ortadan kalkmaya başladığını görüp umutlandılar ve geçmiş dönemlerdeki güzellikleri de dikkate alarak bir siyasi partiye “Buyurun, iktidar tekrar sizindir. Bizi bir dönem daha siz yönetin” dediler.

Kişilerle uğraşanlar, edep dışı laflar edenler, tüm eforlarını bir kişiyi yok etmek ve karalamak adına kullananlar, olumlu tüm çözümlere kapılarını kapatıp, kavga, küslük ve inat siyaseti güdenler kaybettiler.

Bu gün 2 Kasım 2015 tarihinde demokratik takvimin SEÇME sayfası yeni bir seçime kadar kapanmıştır.

Sistem bir partiye yetki vermiş ve görevi teslim etmiştir. Devleti yasama ve yürütme erkleri olarak bu siyasi parti yönetecektir.

Şimdi seçmene hazmetmek düşer.

Ama maalesef toplumdan yüzde değil binde küsur oy almış siyasi görüşte olanlar bile bir isyan bir feveran içindeler.

Akademisyeni, yazarı çizeri, siyasetçisi, esnafı memuru, siyasetle bir oy vermenin dışında ilgisi olmayanlardan bile hakaretlere varan, sinkaflar içeren tepkilerin gelmesi ürkütücü, korkunç ve bir o kadar da düşündürücüdür.

Daha dün seçilemeyip de bunu hazmedemeyenler, hemen ertesi günü ihtilal çağrıları yapar, orduyu göreve çağırırdı. Bugün o defterler kapandığından yargı yolları denendi. Onlarca yıl önce, temelden ve kökten siyasileştirilmeye çabalanan yargıdan da bir netice alamayanlar bu gün kontrollerini kaybetmeye başladılar.

Bir geminin yolcularıyız. Bu gemi yolcuları kaptanlık için aday olan, yüze yakın siyasi görüş içinden, ön plana çıkmış birkaç tanesi arasından tercihini yapmıştır. Üstelik ezici bir üstünlük ve inkâr edilemez bir çoğunlukla.

Bu kaptan bilinmeyen ve tanınmayan birisi de değil üstelik… On yıldan fazla bu memlekette devrim niteliğinde güzel şeyler yapmış, insanlarda moral ve huzur oluşturan işlere imza atmış bir ekip.

Bu memlekette yüzde 30 ların altında oy oranları ile iktidarlar görülmüştür. Bu gün bu oran yüzde 50 dir. Seçime giren siyasi partilerden favori olan diğer 3 partiyi de sayarsanız üçünün toplamı kadar oy almış bir siyasi partidir.

Eğer siz oy verdiğim, kazanmasını istediğim siyasi parti kaybetti diye, hakaret ederseniz, sinkaf ederseniz bu toplumdaki her 2 kişiden birisine bu hakareti yapıyorsunuz demektir. Hedefiniz sadece bu gün tüm siyasi parti liderlerinin hedef aldığı birkaç kişi değil, onlara güvenip de kaptanlık payesini veren her iki kişiden birisidir. Bu 2 kişiden birisi de belki eşiniz, evladınız, ananız babanız, kardeşiniz, komşunuz, hısım ve akrabanızdır.

“Eğer 3 kişi olursanız içinizden birisini yönetici seçiniz” mealindeki mübarek sözü unutup da, bu üstünlükte bir teveccühle seçilene, hala hakaret etme ve sinkaf etme yolunu seçiyorsanız akıl ve ruh sağlığınız tehlikede demektir. 

İdarenin uygulamaları, bizleri ilgilendiriyor ve beğenmiyorsak, eleştiri hakkımız elbette saklıdır. Bu eleştiriler insani ölçülerde, nezaket kuralları içinde kalmalıdır. Böyle eleştirilere ve ikazlar karşıdaki bazı dar karınlı ve suçlarının altında ezilenler katlanamıyor da, size saldırıyorsa, devlet gücü kullanarak sizi sindirme yoluna gidiyorsa, o da onların kişiliksizlikleridir. Ama yerel bazda liyakatsiz bir iki müstevlinin bu davranışları milyonları bulan diğer kişileri elbette bağlamaz ve onları da hedef yapmaz.

Bizler Aliyiz, Veliyiz Devrimiz, Çağdaşız, Hasanız, Hüseyiniz, Alpaslanız, Fatihiz.  Ayşe, Fatma, Asya, Ülkü, Hilaliz. Bir ailenin parçaları evlatlarıyız. Evimiz VATANIMIZ, çatımız BAYRAĞIMIZ, yatağımız TOPRAĞIMIZ dır. Bu aileyi yönetecek birilerine yetki verilmiştir. İtaat gerekir, saygı gerekir, nezaket gerekir. Beğenilmeyen uygulamalarda cesaretle ve nezaketle eleştiri ikaz gereklidir. Edilen her KEM söz kendi aile fertlerinedir.

 Bu kadar isyana sebep olan kötü unsurları ve liyakatsiz çürümüş kişileri de AK Parti bir an önce içinden ayıklayıp genel bir temizlik yaparsa aslında iyi eder. Kalanlara da siyaset akademisinden önce “Davranış Bilimleri” ve “İslam’da Hoşgörü ve Saygı” dersleri verirse bu gün insanların şuurlarını kaybedip, terbiye dışı laf etmelerine de gerek kalmaz…

Lütfen saygı ve itidal…

Seçene, seçilene, seçilemeyene, seçilemeyene oy verene, yani bu VATAN da yaşayan kardeşlerimize…

 
seçim 1 kasım ülke yerel siyaset
Bu Haber 2399 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin