Seçim 2015 ve Karaman
Bu seçim sonuçlarından en büyük yarayı Karaman almıştır.
Bir geminin yolcuları veya bir ailenin fertleri isek zor
günleri aşmada bu mantıktan uzaklaşmamak gerekir.
Tüm dünyanın büyüteçle, hatta teleskopla izlediği bir ortamda
aynı topraklardan ekmek yiyip, aynı pınarlardan su içtiğimizi unutup
soluduğumuz havayı puslandırmanın âlemi yoktur.
Bu geminin kaptanlığı ya da bu ailenin yönetimi ise söz
konusu olan, elbet birileri bu yönetimi iyi ya da kötü götürecektir. Aile içine
sızmış ve insanlık dışı şeyler yapana da bu topraklarda “DUR” diyecek on
milyonlar vardır.
Kuvvetler ayrılığı demokraside bir teftiş mekanizmasıdır.
Yazdık defalarca söyledik. Muhalefet kendi içinde çekişmelerle, politika ve
proje üretmeyip, her fırsatta iktidara saldırmakla kendi kendisini bitirdi. Güç
kaybetti. Onun bu zayıf hali tek parti mantığını hortlattı. İktidar içinde -çok
az sayıda bile olsa- bu mantığa kendisini kaptıranlar oldu.
CHP Karaman’da görülmemiş oranda bir toparlanma içine girdi.
Aday Sevgili Cem Kağnıcı’nın düzgün şahsiyetinde, çok ufak tefek bazı
pürüzlerin dışında, takdir edilecek bir seçim süreci yaşattı Karamana.
MHP yönetim değişikliğinden sonra, grafiğini hızla yukarılara
taşıyarak, önce kendi partililerini sonra sempatizanlarını kaynaştırmaya
başladı. Belki tek hataları gençlerdeki deli kanı fazla ateşlendirerek toplumda
sevimsiz ve itici davranmalarına vesile olmasıydı. Bir başka olumsuzluk da,
Aday seçiminin gelecek Genel Merkez yapılanmasını hedef alan tabandan kopuk ve
altını kazıyınca pek çok bilinmez denklemin çıktığı bir şekilde yapılması idi.
Ama Karaman’daki her iki oluşum da kuvvetler ayrılığı
prensibine göre bizleri büyük bir umuda sürükledi. Ne var ki genelde parti
yapılarından ve özellikle Genel Başkanlarından kaynaklanan olumsuzluklar bu
sonucu doğurdu.
Klasik cümleye sığınıyoruz: “Milletin Takdirine ancak Şapka
Çıkartılır”
Meclis oluşur. Cumhurbaşkanı görevi verir. Bu kişi Ahmet
Davutoğlu olur ya da kenara çekilmiş gibi görünen, siyasi bir resmiyeti
kalmamış gibi görünen ve daha ılımlı bir yapıdaki Abdullah Gül olur. Bu oluşum
hükümet dışından MHP desteğini ister.
Siyasi ömrünü, partililerin sabrını tamamlamış olan Sayın
Devlet Bey, AK Parti ile tüm köprüleri ve iyi niyetleri yıktığından, ya çekilir
ya da olağanüstü kongre ile çekilmek zorunda bırakılır. Yeni Genel Başkan ile
bir koalisyon oluşumu gerçekleşir. Kısa zamanda basın ve kamuoyu bu hükümete
bir isim zaten bulur. MSH (Merkez Sağ Hareket) gibi…
Birkaç ay içinde bütün taşlar yerine oturur. Eğer gidişatta
bir aksaklık olursa o zaman “erken seçim” kapısının anahtarı zaten
Cumhurbaşkanın cebinde.
Genel Siyaset hakkında Karaman’dan ahkâm kesmek sayılmaz ise
naçizane fikirlerimizdir.
KARAMAN NE OLUR?
Bu seçim sonuçlarından en büyük yarayı Karaman almıştır.
Milletvekili olmak 2 kardeşimize nasip olmuştur. Fikrimizi
açıklamada güneş gibi olduk. Bu görev Sevgili Mustafa Cem Kağnıcı’nın da
altından rahat kalkacağı bir görevdi.
55,5 oy oranını unutup da “2-0 aldık” tesellisinde olanlar
“hedef %80” iddialarını da hatırlamalıdır. Bakkal Bayram’da satılmayan oylar
küstürdükleri, kırdıkları, incittikleri, yüksekteki gözleri ile görmedikleri,
göremedikleri, kapılarda beklettikleri, yarın hallederiz deyip unuttukları, ar
gününde-dar gününde hatır sormaya tenezzül buyurmadıkları insanların;
Fikir kısırlıklarına deva olabilecek iken küçümsedikleri
insanların;
Liyakatini
araştırmadan, bir kralın naip ataması edasında göreve yerleştirdikleri
kişilerin incittikleri insanların;
Bir oy için kapı kapı gezen kabinenin en güçlü Bakanının
danışılmayacak, bir teselli, bir lütuf olarak verdiği makamları kullanarak
azarladığı, rencide ettiği, küstürdüğü, kırdığı ve isyan ettirdiği insanların;
4 harfli “EVET” mührünün ucunda idi.
Bunu bir daha düşünmelidirler…
Sevgili Recepler hiçbir şüpheye gerek bırakmayacak kadar
liyakat sahibi kişiler. Karamanı Ankara’da en iyi şekilde temsil edip Karaman
için çırpınacaklardır.
Görev süresinin henüz başlarında, projeler üreten, umut vaat
eden ve geçmişinden referanslı bir de Belediye Başkanı ile Karaman ciddi ve
büyük bir hamle içinde idi.
Bu Hamlelerin Ankara’da en büyük destekçisi elbette Bakan Sayın
Elvan ve Başbakan Sayın Davutoğlu idi. Sorunların tespiti ve vatandaştan
derlenerek proje aşamasına getirilmesinde de Sevgili Mevlüt Akgün’ün emekleri
inkâr edilemez.
Bu yapı içinde, eksiği tespit edip, projelendirip Ankara’dan
istemek yetiyordu. Ödenek sıkıntısı yoktu. Hiçbir müracaat geri dönmeden, hatta
katkılarla derhal uygulanıyordu.
Karaman şu anda bu şansından ne kadar uzaklaştı bilemiyoruz.
Dileriz muhtemel Hükümet oluşumları hayırlı ve uğurlu
olur. Sorunsuz kurulacak Hükümet
hedeflerimize varmamızı kolaylaştırır. Sayın Elvan ve Davutoğlu ikilisine,
Sevgili Recep Konuk ve Sevgili Recep Şeker ikilisi de dahil olarak Karaman on
yıllardır, geri kalmışlığın, geri bırakılmışlığın yaralarını sarar.
13 Yıllık iktidarı oturttuğu sağlam temeller üzerinde oluşan,
ciddi kaymaları görmezden gelen ve hatta destekleyen bir siyasi anlayış da, bu
olumsuz temel kaymasına bir çözüm bulur. Yerelde daha fazla gördüğümüz bu çarpık
yapılaşmanın, siyasi heyelanın çözümü olmadan Ak Parti girdiği her seçimde
bundan daha iyi bir sonuç alamayacaktır.
Karaman yerelinde olumlu görünen Muhalefetin de genelde bir
an önce toparlanıp Ülkeyi kaosa götürmeyecek politikalar üretmesi acil
ihtiyaçtır.









