Tanıtım

İnsanı tanımadan, özümüzü tanımadan, maddi varlıkları tanımak imkânsızdır. Tanımadığımız hiçbir şeyi de TANITAMAYIZ.

16 Haziran 2015 10:58

Bir tanıtım masalı tutturmuş gidiyoruz.

Kendimizi, şehrimizi, bölgemizi, ülkemizi, ürünümüzü, inançlarımızı, fikirlerimizi vs. tanıtamadığımızdan şikâyet eder dururuz.

Bir farklı açıdan bakarsak belki de tanıtmamaktan ziyade tanımamaktan şikâyetçi olmalıyız.

Şehrini tanıtamadıklarını ifade edenlere sormak lazım, “Sen ne kadar tanıyorsun?” diye.

Hatta dönüp “Dünyayı ne kadar tanıyorsun?” diye sormak lazım.

Halkların kardeşliği nutukları atanlara, Ümmetçilik konusunda ahkâm kesenlere, Milliyetçilik ateşi ile yanıp tutuşuyorum diyenlere, Şeriat isterük nidaları atanlara sormak lazım:

Her gün yanı başımızda, insanlar, Müslümanlar, masum ve sivil canlar, batının kurduğu düzmece örgüt adlı cellatlar tarafından soykırıma tabi tutulurken gerçekten bu dünyayı tanıyor musunuz?

Hümanist nutuklar atanları da ilave ederek yine aynı kişilere sormak lazım. Batının yeraltı zenginliklerini sömürmek için cahil ve geri kalmaları için, yokluk kıtlık açlık ve salgın hastalıklardan ölmeleri için, birbirlerini palalarla doğramaları için planlar uyguladığı bir Afrika kıtasını da barındıran Dünyayı ne kadar tanıyorsun?

Uzak doğuda dinlerinden dolayı insanlık dışı işkenceler gören Müslümanların, etnik kökenlerinden dolayı soykırıma tabi tutulan Türklerin varlığını ne kadar hissediyorsun?

Şu an ilk ikisinden daha kanlı, daha yok edici ve gelecekte kesin batının zaferi ile sonuçlanacak bir 3. Dünya Savaşının kıran kırana devam ettiğinin farkında mısın?

Yüzlerce yıldır Haçlı Ordularının hezimetleri ile kıvrananların, bugün içimizden örgütledikleri Haçlı zihniyetlilerle, son ve ölümcül bir Haçlı Seferi düzenlediklerini, üstelik bu seferin öncekilerin aksine batıdan doğuya değil de doğudan batıya ilerlemekte olduğunu, bunun için de milliyet ve etnik köken kavramlarını bir kenara bırakan tüm Hristiyanların tek vücut olduklarını biliyor musun?

Adriyatik’ten Çin Denizine kadar konuşulan bir dilin yerini uydurukçaya bırakmakta olduğunu, dilini kaybeden toplumların her şeylerini kaybedeceklerini düşünebiliyor musun?

 Atalarımızın kan ektiği ve can bitecek bu topraklardan kendimize bile yetmeyen üretimlerle yıllardır, yatırımsız, tekniksiz ve bilgisiz çırpınmanın, sonra da siyaset, din, mezhep, sağ sol, Kürt Türk kavgaları ile ilerlemek yerine gerilemek zorunda bırakıldığımızın farkında mısın?

Mikrofonu eline alınca mangalda kül bırakmayan siyasilere sormak lazım: Temsil ettiğini iddia ettiğin halkı, vatandaşı Milleti ne kadar tanıyorsun. Günlük hayatları nedir, sıkıntı ve dertleri nelerdir, onları bekleyecek gelecek nedir?

Her yıl 3-4 bin arası şehrimize gelen ve toplamda on bin rakamını geçen öğrencilerden birsinin çok güzel bir ifadesi olmuştu. “Karaman’da 4 yıl kaldık. Herkesin ağzında bir Yunus Emre kelimesi dolaştı durdu. “Karamanlı Yunus Emre” dediler durdular. Ama biz bu şahsiyetle bir tanışamadan gidiyoruz. Çok isterdik Yunus Emre Hz. leri ile tanışmayı. Ama adından başka bir şey duymadık ve görmedik.” Bu lafı dedirten üst düzey yöneticilere sormak lazım. “Siz Yunus Emre Hz. lerini ne kadar tanıyorsunuz?

Karaman hakkında bir şeyler söylemek gerektiği zaman yerden yere vuran, tutulacak bir yerini bırakmayıp da, az sonra  “Karaman – Konya” denildiği zaman isyan edenler Karaman için hangi güzelliği ortaya koymuşlardır. Maddi ve manevi ne üretmişlerdir.

Kalben sadece Yaratan’ın bildiği, dil ile ifade edilen bir inancı ne kadar tanıyor ve davranışlarımıza yansıtıyoruz? Bu inancı tanıtmak için ne kadar örnek olabiliyoruz?

Kişinin kendisini bilmesi kadar büyük erdem yoktur.

Tüm bunları bilmek için de insanın önce kendisini bilmesi, tanıması gereklidir.

Tanıtamamaktan şikâyet eden bizler, acaba KENDİMİZİ ne kadar tanıyoruz?

Her gün bir arada yaşamak zorunda olduğumuz bir birimizi ne kadar tanıyoruz?

İnsanı tanımadan, özümüzü tanımadan, maddi varlıkları tanımak imkânsızdır. Tanımadığımız hiçbir şeyi de TANITAMAYIZ.

 
tanıtım karaman dünyatanıtmak
Bu Haber 1771 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin