Yeni Bir Merkez Sağ İhtiyaçtır

Türkiye’nin acilen güvenilecek bir merkez sağ görüşte siyasi yapılanmaya ihtiyacı vardır.

06 Temmuz 2015 05:12

Genel Seçimler iktidar için umulanı vermedi. Gündem koalisyon veya erken seçim arasında bir tercihe odaklandı.

Elbette geçen dönemin muhalifleri, birkaç sandalye ile de olsa Hükümetin bir yerlerinde yer almak isteyeceklerdir. Hatta daha hayalci bir mantıkla, bir erken seçim olsa da Ak Parti biraz daha erise diye de ümit edeceklerdir.

Yıllardır tek başına iktidar olan, son yıllarda iyice kaybolan dağılan muhalefet sayesinde de “dediğim dedik” bir rahatlık içinde olan bir parti, koalisyon içinde gücü paylaşma hazmını gösterebilecek mi? Çok zor. Öyle olunca da seçim sonrası birkaç pişmanlıktan ve yanılgı değerlendirmelerinden hevesle, eski seçimlerin özlemi ile, bir erken seçim denemesine girecektir.

Muhtemelen Eylül ayı olarak dile getirilen bu erken seçimde ne değişir. Güneş görmüş kar yumağı gibi eriyen Ak Parti acaba bu eriyişi yeni bir toparlamaya çevirebilir mi?

Çok zor…

O bahsettiğimiz “dediğim dedik” mantığı, bu toplumun asla affetmeyeceği yanlışlardan birisidir. “Biz sadece Türkiye’nin değil, Dünyanın da umuduyuz” diye bas bas bağırsalar, ak günlere selametle çıkılacağını da vaat etseler, yeniden büyük Türkiye diye yırtınsalar acaba vatandaş bunu nasıl değerlendirecektir.

Türkiye ölçeğinde küçük bir birimde yaşıyoruz. Ama iletişim çağı her şeyden haberdar olmamızı sağlıyor. Fani ömrümüz de küçülen Türkiye’nin muhtelif bölgelerinde eş dost edinme şansı tanıdı. Onlar sayesinde değişik bölgelerden de haberimiz oluyor. Manzara hep aynı…

Siyasi tarih DP için, dış güçlerin iç siyasi muhaliflerle birleşerek devirdiklerini, ANAP için dış güçlerin gelişmeleri ve itaatsizliği affetmeyerek devirdiklerini yazarken, Ak Parti için de, “dış güçlere bile boyun eğmeden kafa tutabilen Ak Parti iktidarı, taşra teşkilatlarındaki kargaşa ve temel politikalardan taviz vererek aşırı kapitalist çıkarcı çevrelerin hâkim olması ile yıkıldı” yazacaktır.

Seçmen karar vermek için değerlendirme yaparken, şehrindeki teşkilatları görecek ve ona göre değer verecektir.

Hak etmiş yüzlerce insan evladı dururken, açık bir işe onlarca müracaat yapılmış iken, bunların arasından hak eden ve liyakatli olanların değil, parti kaydı olan ve partili kurmayların olur verdiği liyakatsiz kişilerin işe yerleştirilmesi sonucu buğuz edenleri, gözyaşı dökenleri dikkate alacak mıdır?

Yüzlerce kişiden oluşan taşra teşkilatlarında yüzde 95 i sağlam, karakterli, seviyeli insanlar olmasına rağmen 3-5 kişiden oluşan ve her türlü kirliliğe bulaşmış, ama tüm ekonomik kanallara hakim olmuş kimselerin teşkilatları parmaklarında oynatmalarını nasıl değerlendirecektir?

 Ankara’daki tek adam yönetiminin taşrada da uygulanıp, itiraz eden ve ses çıkaranın kellesini alan bu 3-5 kişinin oluşturduğu bu korku ortamının, tüm bürokratlara hatta vatandaşa yöneldiğini değerlendirecek midir?

Gelir dengesinin siyasi güçlerden yana, kapitalistlerden yana, yasal yollardan uzak olanlardan yana hızla kaydığını, kesin çizgilerle ayrışmaya başlayan ekonomik sıkıntıların oluştuğunu değerlendirecek midir?

Bir türlü kontrol edemediği eğitimdeki kalite düşüklüğünün, kültürdeki yozlaşmanın, ahlaktaki çöküntünün, sosyal yaşamdaki kokuşmuşluğun, hayatın her anına ve kademesine yerleşmiş olan iltimas ve torpilin değerlendirmesini yapacak mıdır?

Bir ucunun Milli Görüşe dayandığını iddia ettikleri politikalarının artık görüşsüzlük haline dönüştüğünü ve milli tek bir noktasının kalmadığını değerlendirecekler midir?

Daha fazla kesime yayılması gereken yetki ve sorumlulukların, giderek daraldığını ve bu yetkilerin ve sorumlulukların liyakatlilerin değil de aşiret haline dönüşen kendi kast yapısındakilere tevdi edildiğini değerlendirecekler midir?

Yerel yönetimlerde gerek olsun ya da olmasın çok yüksek seslerle konuşulan usulsüzlük, yolsuzluk ve vurgunların bir türlü kamuoyunu tatmin edici yalanlanmamasını değerlendirecek midir?

Bu değerlendirmeler geçen seçimde yapılmış olmalı ki yüzde 80 hedef konulan, 65-70 arası kesin alınabilecek oylar bile hezimete dönüşmüş, bazı pişkinler ve siyasi diktatörler bunun dile getirilmesine bile tahammül edemez hale gelmişlerdir. 

Türkiye merkez sağ görüşteki insanların çoğunlukta olduğu bir ülkedir. Yıllardır merkez solun oyu belli ve sabittir. Sağ parti olup da ideolojik çizgisi olan partilerin de birkaç puan aşağı, birkaç puan yukarı bir yapıları yıllardır değişmemiştir.

Merkez sağ olan DP ve ANAP ın akıbetleri ortadadır. Tüm ümitler Ak Partiye bağlanmış iken son 3-4 yılda Ak Partinin bu hızlı çöküşü zamanı iyi değerlendirip, güçlü teşkilatlar oluşturmamasının yanı sıra, özellikle taşra teşkilatlarına tebelleş olmuş, gelenekten gelmeyen ve kapitalist örgütlenme ile teşkilatlara hâkim olan ve oransal değerleri yüzde 3-5 civarında olan kişilerdir.

Yerelde çok iyi tanınan ve bilinen bu kimselerin ayıklanmaması son seçimlerdeki Ak Parti hezimetini doğurmuştur.

Genelde de partinin en üst seviyelerinde bulunmuş, halkın olağanüstü sevgisini, güvenini kazanmış kişilerin “rakip olur” düşüncesi ile önlerinin kesilip bir kenara itilmelerini vatandaş görmekte, bilmekte ve hoş karşılamamaktadır.

Nasılsa Ankara’da Tayyip ve Davutoğlu işi götürüyor, biz burada yolumuza bakalım zihniyeti seçmen tarafından çok iyi gözlemlenmektedir. Hatta Mahalli, İdarelerdeki aynı zihniyet de kamuoyunda genel bir hoşnutsuzluk ve sevimsizlik oluşturmaktadır.

Tüm bu değerlendirmeleri göz önüne alırsak, toparlama aşamasını kaçırmış olan Ak Parti, artık siyasi tarih arşivinin raflarında yerini almayı hak etmiş ve vatandaş da bunu değerlendirmektedir. Bu dağılış da tamamen kapitalist çıkarlara dönüşen kadrolar için hiç zor değil, bilakis çok hızlı olacaktır.

Ancak yerine tatmin edici bir alternatif Merkez Sağ görüş yokluğu, bu değerlendirmede karar vermeyi zorlaştırmaktadır.

Türkiye’nin acilen güvenilecek bir merkez sağ görüşte siyasi yapılanmaya ihtiyacı vardır. Yoksa kararsız vatandaş, çaresiz kalarak oyunu rastgele ve inanarak vermeyecek, koalisyonlar dönemi yıllarca sürüp memleketi perişan edecektir. 

 Bu tür bir siyasi oluşumu gerçekleştirebilecek kadrolar mutlaka çok güçlü bir şekilde mevcuttur. Geçmişten de güzel intibalar bırakmış ve güzelliklerden, fikirlerinden, çizgilerinden de asla tavizleri de olmamıştır.

Ama en sağlam ve yararlı çözüm Ak Partinin kendi içindeki bu yüzde 3-5 civarındaki yanlışlarını temizleyip, kayan tabanına bir çeki düzen verip, merkez sağ tabanının beklentilerine kulak verip temiz siyasete dönmesidir.

 
Siyaset karaman seçim merkez sağ DP ANAP AKP Ak Parti
Bu Haber 2281 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin