Yeni Bir Merkez Sağ İhtiyaçtır
Türkiye’nin acilen güvenilecek bir merkez sağ görüşte siyasi yapılanmaya ihtiyacı vardır.
Genel Seçimler iktidar için umulanı vermedi. Gündem
koalisyon veya erken seçim arasında bir tercihe odaklandı.
Elbette geçen dönemin muhalifleri, birkaç sandalye ile de
olsa Hükümetin bir yerlerinde yer almak isteyeceklerdir. Hatta daha hayalci bir
mantıkla, bir erken seçim olsa da Ak Parti biraz daha erise diye de ümit
edeceklerdir.
Yıllardır tek başına iktidar olan, son yıllarda iyice
kaybolan dağılan muhalefet sayesinde de “dediğim dedik” bir rahatlık içinde
olan bir parti, koalisyon içinde gücü paylaşma hazmını gösterebilecek mi? Çok
zor. Öyle olunca da seçim sonrası birkaç pişmanlıktan ve yanılgı
değerlendirmelerinden hevesle, eski seçimlerin özlemi ile, bir erken seçim
denemesine girecektir.
Muhtemelen Eylül ayı olarak dile getirilen bu erken seçimde
ne değişir. Güneş görmüş kar yumağı gibi eriyen Ak Parti acaba bu eriyişi yeni
bir toparlamaya çevirebilir mi?
Çok zor…
O bahsettiğimiz “dediğim dedik” mantığı, bu toplumun asla
affetmeyeceği yanlışlardan birisidir. “Biz sadece Türkiye’nin değil, Dünyanın
da umuduyuz” diye bas bas bağırsalar, ak günlere selametle çıkılacağını da vaat
etseler, yeniden büyük Türkiye diye yırtınsalar acaba vatandaş bunu nasıl
değerlendirecektir.
Türkiye ölçeğinde küçük bir birimde yaşıyoruz. Ama iletişim
çağı her şeyden haberdar olmamızı sağlıyor. Fani ömrümüz de küçülen Türkiye’nin
muhtelif bölgelerinde eş dost edinme şansı tanıdı. Onlar sayesinde değişik
bölgelerden de haberimiz oluyor. Manzara hep aynı…
Siyasi tarih DP için, dış güçlerin iç siyasi muhaliflerle
birleşerek devirdiklerini, ANAP için dış güçlerin gelişmeleri ve itaatsizliği
affetmeyerek devirdiklerini yazarken, Ak Parti için de, “dış güçlere bile boyun
eğmeden kafa tutabilen Ak Parti iktidarı, taşra teşkilatlarındaki kargaşa ve
temel politikalardan taviz vererek aşırı kapitalist çıkarcı çevrelerin hâkim
olması ile yıkıldı” yazacaktır.
Seçmen karar vermek için değerlendirme yaparken, şehrindeki
teşkilatları görecek ve ona göre değer verecektir.
Hak etmiş yüzlerce insan evladı dururken, açık bir işe
onlarca müracaat yapılmış iken, bunların arasından hak eden ve liyakatli
olanların değil, parti kaydı olan ve partili kurmayların olur verdiği
liyakatsiz kişilerin işe yerleştirilmesi sonucu buğuz edenleri, gözyaşı
dökenleri dikkate alacak mıdır?
Yüzlerce kişiden oluşan taşra teşkilatlarında yüzde 95 i
sağlam, karakterli, seviyeli insanlar olmasına rağmen 3-5 kişiden oluşan ve her
türlü kirliliğe bulaşmış, ama tüm ekonomik kanallara hakim olmuş kimselerin
teşkilatları parmaklarında oynatmalarını nasıl değerlendirecektir?
Ankara’daki tek adam
yönetiminin taşrada da uygulanıp, itiraz eden ve ses çıkaranın kellesini alan
bu 3-5 kişinin oluşturduğu bu korku ortamının, tüm bürokratlara hatta vatandaşa
yöneldiğini değerlendirecek midir?
Gelir dengesinin siyasi güçlerden yana, kapitalistlerden
yana, yasal yollardan uzak olanlardan yana hızla kaydığını, kesin çizgilerle
ayrışmaya başlayan ekonomik sıkıntıların oluştuğunu değerlendirecek midir?
Bir türlü kontrol edemediği eğitimdeki kalite düşüklüğünün,
kültürdeki yozlaşmanın, ahlaktaki çöküntünün, sosyal yaşamdaki kokuşmuşluğun,
hayatın her anına ve kademesine yerleşmiş olan iltimas ve torpilin
değerlendirmesini yapacak mıdır?
Bir ucunun Milli Görüşe dayandığını iddia ettikleri
politikalarının artık görüşsüzlük haline dönüştüğünü ve milli tek bir
noktasının kalmadığını değerlendirecekler midir?
Daha fazla kesime yayılması gereken yetki ve sorumlulukların,
giderek daraldığını ve bu yetkilerin ve sorumlulukların liyakatlilerin değil de
aşiret haline dönüşen kendi kast yapısındakilere tevdi edildiğini
değerlendirecekler midir?
Yerel yönetimlerde gerek olsun ya da olmasın çok yüksek
seslerle konuşulan usulsüzlük, yolsuzluk ve vurgunların bir türlü kamuoyunu
tatmin edici yalanlanmamasını değerlendirecek midir?
Bu değerlendirmeler geçen seçimde yapılmış olmalı ki yüzde
80 hedef konulan, 65-70 arası kesin alınabilecek oylar bile hezimete dönüşmüş,
bazı pişkinler ve siyasi diktatörler bunun dile getirilmesine bile tahammül
edemez hale gelmişlerdir.
Türkiye merkez sağ görüşteki insanların çoğunlukta olduğu
bir ülkedir. Yıllardır merkez solun oyu belli ve sabittir. Sağ parti olup da
ideolojik çizgisi olan partilerin de birkaç puan aşağı, birkaç puan yukarı bir
yapıları yıllardır değişmemiştir.
Merkez sağ olan DP ve ANAP ın akıbetleri ortadadır. Tüm
ümitler Ak Partiye bağlanmış iken son 3-4 yılda Ak Partinin bu hızlı çöküşü
zamanı iyi değerlendirip, güçlü teşkilatlar oluşturmamasının yanı sıra,
özellikle taşra teşkilatlarına tebelleş olmuş, gelenekten gelmeyen ve
kapitalist örgütlenme ile teşkilatlara hâkim olan ve oransal değerleri yüzde
3-5 civarında olan kişilerdir.
Yerelde çok iyi tanınan ve bilinen bu kimselerin
ayıklanmaması son seçimlerdeki Ak Parti hezimetini doğurmuştur.
Genelde de partinin en üst seviyelerinde bulunmuş, halkın
olağanüstü sevgisini, güvenini kazanmış kişilerin “rakip olur” düşüncesi ile
önlerinin kesilip bir kenara itilmelerini vatandaş görmekte, bilmekte ve hoş
karşılamamaktadır.
Nasılsa Ankara’da Tayyip ve Davutoğlu işi götürüyor, biz
burada yolumuza bakalım zihniyeti seçmen tarafından çok iyi gözlemlenmektedir.
Hatta Mahalli, İdarelerdeki aynı zihniyet de kamuoyunda genel bir hoşnutsuzluk
ve sevimsizlik oluşturmaktadır.
Tüm bu değerlendirmeleri göz önüne alırsak, toparlama
aşamasını kaçırmış olan Ak Parti, artık siyasi tarih arşivinin raflarında
yerini almayı hak etmiş ve vatandaş da bunu değerlendirmektedir. Bu dağılış da
tamamen kapitalist çıkarlara dönüşen kadrolar için hiç zor değil, bilakis çok
hızlı olacaktır.
Ancak yerine tatmin edici bir alternatif Merkez Sağ görüş
yokluğu, bu değerlendirmede karar vermeyi zorlaştırmaktadır.
Türkiye’nin acilen güvenilecek bir merkez sağ görüşte siyasi
yapılanmaya ihtiyacı vardır. Yoksa kararsız vatandaş, çaresiz kalarak oyunu
rastgele ve inanarak vermeyecek, koalisyonlar dönemi yıllarca sürüp memleketi
perişan edecektir.
Bu tür bir siyasi
oluşumu gerçekleştirebilecek kadrolar mutlaka çok güçlü bir şekilde mevcuttur.
Geçmişten de güzel intibalar bırakmış ve güzelliklerden, fikirlerinden,
çizgilerinden de asla tavizleri de olmamıştır.
Ama en sağlam ve yararlı çözüm Ak Partinin kendi içindeki bu
yüzde 3-5 civarındaki yanlışlarını temizleyip, kayan tabanına bir çeki düzen
verip, merkez sağ tabanının beklentilerine kulak verip temiz siyasete
dönmesidir.









