Yıllar 50 lerin sonu 60 ların başı. Her evin önünde 5-10 metrekare
de olsa bahçesi var. Küçük dereler şehirlerin içinden akar. En büyük
teknolojiler radyo tek tük otomobil, traktör. Evlerde gaz ocağı, odun ile yanan
ocaklar ve bahçe köşesinde çamurdan imal edilmiş mantız.
Her iş insan gücü ile. At arabaları tıkırtılı sesleri ile şehrin
sokaklarında. Geçim büyük oranda topraktan.
Çocuklar? Onlar hür ve mutlular. Yürümeye başladığı andan itibaren
tabiatla baş başa, güneşin altında. Hava sıcaklığını, rüzgarı, yağmuru, karı
tanırlar. Öyle ki oyuncakları onlar olur. İhtiyaçlarına ulaşmak için önce
düşünmeleri, sonra da çaba göstermeleri gerekir.
Her iş insan gücü ile yapıldığından onlara da ihtiyaç vardır. Kuzu
güderler, tavuklara bakarlar, kız çocukları ev işlerine erkek çocukları harman
hasat işlerinde babalarına yardımcı olur.
Oyuncakları doğaldır. Tahta parçalarından, çamurdan, meyve
çekirdeklerinden, çaput parçalarından bir şeyler üretirler.
Maddi değerleri tanırlar, manevi değerleri öğrenmeye başlarlar.
Çocuk toplumun ortak değeridir. Sabahtan akşama sadece anne baba ile değil, bir
arada yaşayan kalabalık aile bireyleri ile, sokaktaki kalabalıklarla iç içedir.
İşte okulun en güzeline daha tay-tay durmaya başladığı gün başlamıştır.
Eğitiliyordur.
Günümüzde ise; beton bloklar arasına hapsedilmiş, her şeyi hazır,
düşünmesine çabalamasına, plan yapmasına ve emek harcamasına gerek kalmadan
çocukluğunu yaşayan çocuklarımız, mutsuz bir hayat sürmektedir.
Tay –tay durmaya başladığında bilgisayarla ve sanal âlemle
tanışıp, hayattan kopuk bir dünya ile baş başadır. Televizyon onu içine almış
hapsetmiş ve dimağını köreltmiştir.
Günlük hayatın hengâmesinde olan ana-baba ne kadar da uğraşsa
çocuğuna vakit ayıramaz olmuştur.
Bu çocuklar ilerleyen yaşlarında, psikopat, sosyal olmayan, sosyal
fobi sahibi, melankolik, şizofren, hatta sapkın olacaklardır. Oluyorlar
da…
Günümüzde resmi ya da özel kreşler bu açığı kapatmada çok büyük
bir görevi üsteleniyor. İlkokul öğretmenleri bu eğitimi alan çocukların
diğerlerine göre çok daha fazla başarılı olduklarını ifade ederler.
Beton bloklar arasında, tabiattan ve toplumdan kopuk, oyun ve
hareket alanları olmayan, sevimli mahkûmları affetmenin, onlara çocuk
özgürlüğünü kazandırmanın yoludur 66 aylık eğitim.
Bu kadar itiraz edenler bile, çocukluklarını sorunlu yaşamış ve
değerlendirme yetilerinden uzak, beyinlerini ve izanlarını kullanma yeteneğinde
geri kalmış, sosyal fobi sahibi kişiler olsa gerek.
Ya da; Körü körüne siyaset yaparak, bizden başkalarının yaptığı
her şey kötüdür, hatta o nefesi biz almazsak kötüdür, bizden olmayanın nefes
almaya da hakkı yoktur diyenlerdir.
66 Aylık eğitim iyi uygulandığı takdirde bu ülkede daha sağlıklı
ve daha üretken toplum yetişecektir.
 
66,
aylık,
eğitim