Karamanın eski okullarını sayarken en başta gelen isimlerden
birisi de İstiklal İlkokuldur. Kafalarımız öylesine karışık ki günümüzde bu
okuldan hangi isimle bahsedeceğimizi bilemiyoruz.
60 lı yılların başında bu okul Karamanın en kenarında
bulunurdu. Konya Yolu tabir edilen yoldan sonra bahçeler ve birkaç bahçe evi
vardı.
Güzel ve şirin bir okuldu. Çok güzel bir bahçesi vardı. Geniş
ve kullanışlı.
O günlerdeki okul idarecileri tarım derslerini de
değerlendirerek okulda bir de koruluk oluşturmuşlar harika ağaçlar yetiştirmişlerdi.
Günümüzde Karamanın hiçbir yerinde öylesine güzel bir ağaçlık yok.
Güzel bir çeşmesi vardı. Öğrencilerin ihtiyacını fazlası ile
karşıladığı gibi o bölgelerde su şebekesinin olmamasından dolayı mahalle
halkının da su ihtiyacını karşılardı.
Zaten o dönemler okullar örnek binalar, çevreleri de örnek
alanlar olurdu. 10-20 kurnalı, depolu ve kullanışlı bir çeşmesi, uygun tuvaletleri,
tarım dersleri için bir uygulama alanı, oyun oynamak için uygun mekânlar ve çok
güzel duvarları olurdu. Ama olmazsa olmaz bir şey daha vardı o da ağaç ve
yeşillik. O mekânlarda yaşayan insanlar o güzellikler arasında güzel düşünür,
güzel yaşardı.
Bu yazıya sebep olan da o çeşme.
İstiklal İlkokulu ile ilgili bir haber dolaşıyor yerel
basında. O haberi okurken paylaşılamayan bir çeşmeden bahsediliyor. Fotoğrafa baktığımızda
yıllar öncesi yapılmış iğreti bir yapı gözleniyor.
Çağ atlıyoruz deniliyor ya. Bu fotoğraf bunun yalan olduğunun
en güzel kanıtı.
Bir zamanların bu
mükemmel okulu gasp edildi. Yağmalandı, talan edildi.
Önce bir Öğretmenevi kararı alındı.
Defalarca yazdık çizdik yalvardık. Gelin buraya yapmayın. Gelecekte
otopark ve trafik sıkıntısı olacak. Bahçesi dar olacak. Üstelik okulun
bahçesini daraltacak. Öğretmenler okul ile duvar duvara olan mekânda rahat
edemeyecek. Bu güzelim yetişmiş ağaçları kesmeyin yazıktır dedik. Arşivlerde
var bunlar.
|
Al eline kalemi, sayfalar dolusu yaz
babam yaz, Kimisi eleştiri, kimisi teklif, kimisi ikaz, kimisi niyaz… Ne okuyan anlar ne de atfedilen muhteremler; İçinde olmayınca ince yağ ve biraz da soğanlı piyaz… |
|
|
Yetmedi bir ek bina yapılamaya kalkışıldı. Alan biraz daha
daraldı ve yeşil daha azaldı betonlaştı. Teneffüs saatlerinde çocuklar koşmak
oynamak için değil yürümek için bile alan bulamıyor.
Yapılan öğretmenevi de kuşa benzedi. Ne otoparkı, ne de açık
alanları yeterli. Üstelik trafik yoğunluğundan, ne girişi rahat ne çıkışı. Üstelik
öylesine göz önünde ki istifade edenler rahat edemiyor. Çayını kahvesini rahat
içip oyununu rahat oynayamıyor. Hatta orucunu bile rahat rahat yiyemiyor.
Bu konuda daha bunlardan pek çok şeyi yazabiliriz. Aslında bilinen
ama dile gelmeyen konular.
Buradan bir gerçek ortaya çıkıyor. Biz eğitime gereken
ehemmiyeti vermiyoruz ve eğitim sorunlarını çözerken olgun bir gözle
bakmıyoruz.
İstiklal İlkokulunu konu ettik ama diğer okullarımız farklı
mı? Hepsi içler acısı. Eskisi de yenisi de…
Kıyaslamaya 1960 yılından başlamıştık. O günün mükemmel
eğitim kurumlarına ve bu günün profesörleri ile kıyaslanacak eğitimcilerine karşı
bu gün bunları söyleyebiliyorsak değil çağ atlamak, geri kalmışız demektir.
Kendimizi kandırmayalım.
Bu mezbeleliklere rağmen müdür odaları görkemli ve şaşalı. Bir
birim müdürünün odasına edilem masrafla nerdeyse birkaç derslikli okul yapılır.
Bu gösterişli mekanlarda yaşayanlar buradan aldıkları gücü;
Çağdaş, modern ve mükemmel okullar yapmaya
Bu okullarda geleceğe hükmedecek kabiliyet ve kültürde
örenciler yetiştirmeye,
Bir ülkenin kalkınmışlığının okulları ile ölçüleceği
gerçeğine uygun bir ortam hazırlamaya,
Harcadığımız gün “çağ atlamadan” “eğitimde muasır
medeniyetler seviyesine ulaşmaktan” “yetişmiş ve eğitilmiş insan gücünün
varlığından” bahsedebiliriz.
Yoksa azıcık resmi, biraz siyasi, biraz ideolojik, pek çok
da köşe dönücü, çıkarcı mantıkla; vatana, görevimize, andımıza, insanlığa, sabi
sübyanların hakkına ihanet etmiş oluruz.
Sorun yumakları içinde başlayan eğitim dönemi İnşallah
hayırlı ve uğurlu olur.
 
Karaman,
Eğitim,
istiklal,
ilkokul,