Sabahın en erken saatlerinde makamı düzgün ve güzel sesli
bir hafızımızın o güzel nağmeleri ile ve tüm kâinata anlamı yayılan, o engin
sözlerle güne başlamak ne kadar güzeldir.
Her an her saniye dünyanın bir yerinde bir vakit ezanının
okunduğunu bilmek ne güzeldir. Kıyamete kadar susmayacağına inandığımız bu seda
bir semboldür.
Bu değerin hakkı ile sunulması elbette çok önemlidir.
Bir zamanlar yüksek minarelerden, hafızlarımızın beş vakit
çıkarak doğal sesle okudukları ezanlar bu gün motorize olmuş kent yaşantısı
içinde elbette çok cılız kalır. Devreye elektronik sistemler girdi. Her ne
kadar Diyanet İşleri Başkanlığımızın kontrolünde gibi gözükse de camilerimizde
gün geldi ezan okuma işi yetkisiz kişilere havale edildi.
O günler tek merkezden ezan fikrine en çok katılanlardan
birisi idim. Eğitimli, güzel bir sesle anlamına uygun bir ezanın tüm kent
semalarında yankılanması fikri doğru gibi gelmişti.
Ancak zaman içinde bu uygulamanın Ezanın ruhuna aykırı
düştüğüne şahit olmak fikrimizin yanlışlığını gösterdi. Bu konuda düşünenlerin yaptıkları
çalışmalar daha kontrollü bir biçimde Ezanın her camiden ayrı ayrı okunması
şeklinde bir uygulamanın adımları atılmış oldu.
Ne var ki uygulama olarak eskiye dönüldü dönülmesine de,
hatalar olarak da eskiye dönüldü. Mikrofonu kapan, camiye ilk gelen, liyakatine
bakmadan ezan okumaya başladı. Kent semaları yine o mübarek sedanın yanlış
okunuşlarına ve ifadelerine tanık olamaya başladı.
Ayrıca ses sistemlerinin yetersizliği ve gereksiz yere çok
açılmış volümler bu mübarek ifadelerin sunumunu da bozmakta ve lezzetini
kaçırmakta.
Bir zamanlar değil kadrolu müezzin ve yedek imam, kadrolu
tek bir imamı bile bulmakta güçlük çeken Diyanet kadroları artık yerine oturmuş
durumda. 5 vakit cemaate hizmetle mükellef, camisinden sorumlu kadrolar var.
Eğer imam ve müezzin gerçek imam ve müezzin ise görevlerinin
tekbirle selam arasında olmadığını müminlerin namazın şartlarını yerine
getirilmesi için tüm ortamın ve şartların en uygun hale getirilmesinden de
sorumlu olduklarını bilmeleri gerekir.
Caminin temizliği, bahçesinin kontrolü, ısınması,
aydınlatılması, havalandırılması korunup kollanması, inancımıza layık bir hale
getirilmesi elbette bu kadroların görevidir.
Ama bu görevler arasında İslam’ın sembolü olan Ezanın güzel
okunması ve anlamına uygun bir tarzda semalarda yankılanması da en temel
görevleridir.
Diyanetin çalışmaları ile biliyoruz ki Karamanda bülbül
sesli ve işini mükemmel yapan hafızlarımız yetişti. Bu hafızlarımızın zaman
zaman duygu seline boğan ezan okumalarına şahit oluyoruz.
Mikrofonlar 10-15 yaşındaki çocukların, cemaatten bu konuda
hiç eğitimi olmayan ve liyakati bulunmayan amcalarımızın eline verilmemelidir.
 
Ezan