Ezan Saygı Bekler
Diyanetin çalışmaları ile biliyoruz ki Karamanda bülbül sesli ve işini mükemmel yapan hafızlarımız yetişti. Bu hafızlarımızın zaman zaman duygu seline boğan ezan okumalarına şahit oluyoruz. Mikrofonlar 10-15 yaşındaki çocukların, cemaatten bu konuda hiç eğitimi olmayan ve liyakati bulunmayan amcalarımızın eline verilmemelidir.
Sabahın en erken saatlerinde makamı düzgün ve güzel sesli bir hafızımızın o güzel nağmeleri ile ve tüm kâinata anlamı yayılan, o engin sözlerle güne başlamak ne kadar güzeldir.
Her an her saniye dünyanın bir yerinde bir vakit ezanının okunduğunu bilmek ne güzeldir. Kıyamete kadar susmayacağına inandığımız bu seda bir semboldür.
Bu değerin hakkı ile sunulması elbette çok önemlidir.
Bir zamanlar yüksek minarelerden, hafızlarımızın beş vakit çıkarak doğal sesle okudukları ezanlar bu gün motorize olmuş kent yaşantısı içinde elbette çok cılız kalır. Devreye elektronik sistemler girdi. Her ne kadar Diyanet İşleri Başkanlığımızın kontrolünde gibi gözükse de camilerimizde gün geldi ezan okuma işi yetkisiz kişilere havale edildi.
O günler tek merkezden ezan fikrine en çok katılanlardan birisi idim. Eğitimli, güzel bir sesle anlamına uygun bir ezanın tüm kent semalarında yankılanması fikri doğru gibi gelmişti.
Ancak zaman içinde bu uygulamanın Ezanın ruhuna aykırı düştüğüne şahit olmak fikrimizin yanlışlığını gösterdi. Bu konuda düşünenlerin yaptıkları çalışmalar daha kontrollü bir biçimde Ezanın her camiden ayrı ayrı okunması şeklinde bir uygulamanın adımları atılmış oldu.
Ne var ki uygulama olarak eskiye dönüldü dönülmesine de, hatalar olarak da eskiye dönüldü. Mikrofonu kapan, camiye ilk gelen, liyakatine bakmadan ezan okumaya başladı. Kent semaları yine o mübarek sedanın yanlış okunuşlarına ve ifadelerine tanık olamaya başladı.
Ayrıca ses sistemlerinin yetersizliği ve gereksiz yere çok açılmış volümler bu mübarek ifadelerin sunumunu da bozmakta ve lezzetini kaçırmakta.
Bir zamanlar değil kadrolu müezzin ve yedek imam, kadrolu tek bir imamı bile bulmakta güçlük çeken Diyanet kadroları artık yerine oturmuş durumda. 5 vakit cemaate hizmetle mükellef, camisinden sorumlu kadrolar var.
Eğer imam ve müezzin gerçek imam ve müezzin ise görevlerinin tekbirle selam arasında olmadığını müminlerin namazın şartlarını yerine getirilmesi için tüm ortamın ve şartların en uygun hale getirilmesinden de sorumlu olduklarını bilmeleri gerekir.
Caminin temizliği, bahçesinin kontrolü, ısınması, aydınlatılması, havalandırılması korunup kollanması, inancımıza layık bir hale getirilmesi elbette bu kadroların görevidir.
Ama bu görevler arasında İslam’ın sembolü olan Ezanın güzel okunması ve anlamına uygun bir tarzda semalarda yankılanması da en temel görevleridir.
Diyanetin çalışmaları ile biliyoruz ki Karamanda bülbül sesli ve işini mükemmel yapan hafızlarımız yetişti. Bu hafızlarımızın zaman zaman duygu seline boğan ezan okumalarına şahit oluyoruz.
Mikrofonlar 10-15 yaşındaki çocukların, cemaatten bu konuda hiç eğitimi olmayan ve liyakati bulunmayan amcalarımızın eline verilmemelidir.









