Üretmek ve Üretememek
Bize düşen bir şey kalıyor üretmek… Bir fikir üretmek, bir mal üretmek, bir hizmet üretmek, bir anlamda da yaşamın gereğini yerine getirmek.
Bir karış toprak, birkaç damla su, biraz güneş var olması için yeter.
Bir tohum bir fidan bir bitki bir ağaç olup ilk fırsatta da meyveye dönüşür.
İnsanoğlu akıl ile donatılarak dünyaya şekil verecek bir yapıya ve güce erişmiştir. Çok küçük çağlardan itibaren ailesi ve çevresi tarafından da bir bilgi bombardımanına tutulur ki bunlardan nerdeyse tamamı kendisine de lazımdır aslında.
Bize düşen bir şey kalıyor üretmek… Bir fikir üretmek, bir mal üretmek, bir hizmet üretmek, bir anlamda da yaşamın gereğini yerine getirmek.
Bizim en büyük derdimiz ve sorunumuz da budur kanımca. Üretmek ya da üretememek. Kısırlık. Durgunluk. Hazır yiyicilik.
Hayatı boyunca tükettiğinin yüzde birini üretmemiş insanlar tanırım. Fiziki üretimde katkı olmayabilir. Fikir ve hizmet üretimi özellikle günümüzde materyal üretiminden çok daha fazla önem kazanmıştır. Materyal üretmek için bedenini, fikir üretmek için kafasını yormaya, hizmet üretmek için de zamanını harcamayanlar bu toplumun sırtında birer asalaktırlar.
Karaman bu anlamda çok ama çok şanslı. Sanayicimiz bedenen çalışan için geniş bir saha oluşturmuş. Sık sık işçi ilanlarına rastlamak mümkün. Bedenen çalışarak emtia üretmek isteyenler için imkân çok. Hatta bir sohbetimizde Dünya sanayi sektöründe köşe başı reyonu ele geçiren Saray Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Sami Özdağ, Karaman sanayisi için en önemli sorunun işçi olduğunu ve işçi göçü sağlamak için de, mal ve hizmetlerde hayat pahalığını düşürücü çalışmaların bir an önce yapılmasını ifade etmişti.
İşte domino etkisi de burada başlıyor. Sanayicimiz işgücü ihtiyacında. İşçimiz konut, iaşe ve hizmet ihtiyacında. Bunları üretecek olanlar için de yine işçi ihtiyacı söz konusu.
Demek ki bizde bedenen üretecek insanların arz ve talebinde sorun yok. Bu sanayicimiz oldukça işsiz insan kalmayacak. Geriye hizmet ve fikir üretimi kalıyor.
Üretilecek hizmet için, fikirlere ihtiyaç var. Bir noktaya giden bin çizgi çizebilirsiniz. Ama bunların içinden en kısa olanını çizerseniz onun adı doğrudur. Doğru fikir üreten insana ihtiyaç var.
Bazı sosyologlar İslami yapıya atfederek büyük bir hata işleseler de bizdeki fikir kısırlığını, fikir üretimine saygıyı, fikir adamına rağbeti bir sorgulamak gerekir aslında. Neden? Çok basit yine bir üretimin eksikliğinden; eğitim üretimi eksik, oluşan cehalet cahil olduğunun bile farkına varmayacak boyutlarda. Yanlış verilen dini eğitim gereksiz bir pısırıklığa ve yanlış bir kaderciliğe sevketmekte.
Fabrikanın birisinde önemli bir makine arızalanır. Uğraş, çaba fayda vermez. Usta, bu konunun bir uzmanı olduğunu söyler. Onu çağırırlar. Üretim hattı durmuş fabrika her saniye zarar etmektedir. Adam arızalı makineye kulağını dayar bir müddet çalışmasını dinledikten sonra bir çekiç alıp makinenin bir noktasına 4-5 sefer vurur ve makine çalışmaya, eski halinden daha da randımanlı üretmeye başlar. Patron sevinir. Ucuz atlatılmıştır. Sorar uzmana: “borcumuz ne kadar?” Uzman bir meblağ söyler ama patronun gözleri fal taşı gibi açılır. Rakamı çok fazla bulmuştur. Az önceki çaresizliğini unutup efelenir: “El insaf kardeşim 4-5 çekiç darbesi için bu kadar para olur mu?”
Adam “Elbette çekiç darbeleri birkaç kuruşluk iş. Ama benim istediğim ücret 15 yıllık tahsilim ve 20 yıllık tecrübem içindir.”
Bu Şehr-i Karamanda öylesine güzel insanlar yaşadı ki, kimi bedenen üretti, kimi hizmet üretti. Eh tek tük fikir üreten de oldu. Üretilen mal ve hizmetlerin bile temeli o fikirlerdi. Ancak sağlıklarında her birisi birer deha olan bu insanlar, anlaşılmadı, zor anlaşıldı ve belki de ters anlaşıldı. Vefatlarından sonra da çok yakınları ve birkaç kadirşinas arkasından Fatiha yolladı, andı ise andı.
İşte Karaman’da bizim en önemli sorunumuz: Valisi, Belediye Başkanı, Daire Müdürü, sanayicisi işadamı ve özellikle önde gelen STK Başkanları, Karaman da fikir üreticilerine ortam hazırlamıyor, değer vermiyor, kulak asmıyor, değerlendirmiyorlar. Bu fikirlere değer vermemekten dolayı uğranılan kayıp ve zararların da farkına bile varmıyorlar. Uygulamalarda yeni fikirler yerine, hatalı sonuç verse bile süregelen yöntemler uygulanmakta. Buna yüzlerce örnek saymak mümkün.
Hizmet üreteceklere bu fikirleri aktarmıyorlar, gerekli altyapıyı hazırlamıyor, verimliliği arttırıcı uygulamaları hayata geçirmiyorlar. Özellikle hizmet sektöründe eğitim tam anlamı ile sıfır. Yıllardır çap büyüme yerine kutur büyütmeyi başaranlar, mesleki eğitim ve öğretim konusunda tek bir şey yapmamışlardır. Üstelik “Şşt uyandırmayın milleti. Varsın böyle kalsınlar. Çok bilen iyi olmaz” gibi bir de pişkinlik gösterisi yapanlar bile var.
Bedenen çalışarak üretenler için de bu memlekette sağlıklı, rahat ve huzurlu bir ortamda yaşayacak, temiz ve ucuz bir çevre tanzim edilmiyor. Kötü fiziki ortamlarda yaşayıp zor şartlarda huzursuz çalışmak zorunda kalıyorlar. Oysa insanlar düşündükleri gibi yaşayamazsa yaşadığı gibi düşünmeye başlar. Bu yaşadıkları ortam kötü ise düşünceler de kötüleşir, üretim bozulur, suçlar artar.
Her ne kadarı naçizane fikri adamı sayılmasak da bu da bir FİKİR dir: Karaman’da fikriler, mal ve hizmet üreticileri ile buluşmalı. Bunu da İlin Valisi; Belediye Başkanı ve özellikle de önde gelen STK ları yapmalıdır.









