24 Temmuz 2018 Bizim Günümüz mü?
Sonra 10 Ocaklar, 24 Temmuzlar gelir…
24 Temmuz 2018 Bizim Günümüz mü?
Gazetecilik, Medya, Basın kelimelerinin karşılığını aramak
üzere sözlüklere baktığınızda çok farklı tarifler bulabilirsiniz.
Ne var ki bizde gazeteciliği tarif eden bir açıklama bu güne
kadar yapılmamış, yapabilecek adam da daha anasından doğmamıştır.
Haziran ayında yarım asrı doldurduğumuz bu mesleğin mensubu
olarak biz de bu tanımları yapabilecek durumda değiliz.
Eş, dost ve kadirşinas halkımız bize bu konuda takdir
duygularını belirtirken hep kendimizi hesaba çekmişizdir. “Bu övgü ve
takdirlere layık mıyız? Bu işi hakkını vererek yapabiliyor muyuz?”
Sık sık linç girişimleri ve taşlamalarla karşılaştığımızda
da “nerede yanlış yaptık” diye düşünmek gerekir… Vicdanımız rahat ise “elinden
geleni ardına koymayın” der geçeriz.
Yasalar mı? Öyle bir karmaşa ki 8 yaşında bir çocuğun bile
sokakta konuştuğu doğruları yazıya döker de, birilerinin hatasını, eksiğini,
yanlışını ve belki de suçunu yazıya dökerseniz soluğu o yasalar karşısında alır
ve paralel paralel yargılanırsınız. Hem de paralel yok edilmelerin hedeftekilerin
şikâyeti ve desteği ile…
Sonra 10 Ocaklar, 24 Temmuzlar gelir…
Ömrünüzde hiç görmediğiniz ve kim olduğunu dahi o gün fark
ettiğiniz kişiler sayfalar dolusu kutlama mesajı yayınlar. Haber aramaktan
bitkin, habere kıran giren memlekette benim o saf, güzel meslektaşlarım da
“kopyala yapıştır” yöntemi ile sütun sütun bunlara yer verirler…
Oysa mahalle bakkalı Mehmet ağa kunduracı Ali ağa tırnak
kadar bir reklam vermeye kalksa bir çuval para isterler… Ne anlarlar bilmem
böyle yapmaktan. Kendilerine beş para maddi manevi yararı olmayan, onları emir
eri gözü ile görenlerin bu zırvalarına yer verince ne kazandıklarını sanırlar
ki?
Fakültede ders programları açıklandığında “Bilgi Kaynakları
ve Dokümantasyon” ve “Haber Sekretaryası” derslerinin yoğunluğuna hayret etmiş
ve bu dersleri işledikçe konunun önemini kavramıştık.
Ama itiraf edelim ki bunları bize öğretenler yanlış
öğretmişler… Günümüzde bu bilgilerin hepsi arık çöpte. “Güç kimde ise o safta
ol, iste, vermezlerse söv, duyduğun her söylentiyi arşivine at söverken bunları
da delil olarak “söylenti” kelimesi ilavesi ile yayınla, ya da özel görüşmede
abanın altında sopa olarak göster, sık sık olmayan iyiliklerle ilgili haberler
yaparak isteklerini yerine getireceklere piyaz yap.
Beceremedik… Becerene aşk olsun…
Gerek fiili gazeteciliğimizde, gerekse Gazeteciler Cemiyeti
Başkanlığımızda meslektaşlarımıza haklı/haksız yapılan tüm baskılarda onların
hep yanında olduk. “BİZ” kavramı içinde hareket etmeye çalıştık. Gördük ki
mesleğimiz güç kazandı ve yanlış yapanlar doğruları aramaya başladı.
Mesleğimizin olmazsa olmaz kuralları vardır. Önem sırası
kişiye göre değişse de şöyle sıralayabiliriz:
*Dürüstlük
*Kültür
*Eğitim ve öğretim
*Sosyal Çevre
*Teknolojiyi ve sosyal imkânları iyi kullanma
*Gündem takibi
*Mesleki dayanışma ve işbirliği
*Bilgi edinme kabiliyeti
Bu saydıklarımız bize göre olmazsa olmaz evrensel şartlar.
Günümüzde bu şartlara eklenen yeni şartları görüyoruz ve
üzülüyoruz.
Toplumun, özellikle
bürokrat ve siyasi kesimin bakış açısını, tüccar ve sanayicinin uzak durmak
için gösterdiği çabaları gördükçe üzülüyoruz. (Belki de haklılar!)
Halkın güven çizgisinin hızla düşüşüne üzülüyoruz.
Kalite yerine adetlerin artmasına üzülüyoruz.
Birlik olma yerine ayrışmaların yaşanmasına üzülüyoruz.
Basın, Medya ve Gazetecilik adına sık sık yeni bir ismin duyulup ömrünün
kelebek ömrü kadar olmasına üzülüyoruz.
Kendilerine sövenlerle gün gelip kol kola olup, devlet
kasasından ulufe dağıtanları görüyor üzülüyoruz.
En çok da bu 10 Ocak ve 24 Temmuzlarda üzülüyoruz. Sizi
tanımak ve kendisini size tanıtmak lütfunda bulunmayan, basını, medyayı ve
gazeteciyi yok sayıp sadece reklama ihtiyacı olduğunda hatırlayıp, basını kullananlara,
onlara kanılıp boyun eğildiğini gördükçe üzülüyoruz.
Tüm bunlara karşılık tesellimiz de var elbet.
Yıllarını bu işe vermiş, çok değerli meslektaşlarımızın,
çizgilerini asla eğmeden bu işi sürdürmelerinden mutluyuz. An gelip yazılması
gerekenleri hakkı ile ortaya koyanların olmasından da mutluyuz. Tek tük de olsa
kendisini geliştirmek adına bilgi arayan, çabalayan, gayret gösteren
gençlerimizi gördükçe mutluyuz.
Karamanın iyi gazetecilerinden Larende.com, Uyanış ve
Anadolu Ajansında işini iyi yapıp Bu gazeteciler Gününde Bolu’da Komando Çavuş
olan Muradımın (Murat Özünal’ın) baba mesleğini hakkı ile yapma gayretinden
mutluyuz.
Yayın hayatlarındaki kesintisiz yarım asırlık ömürleri ile
Türkiye’de sıralamaların en üstünde bulunan iki gazetemizin olmasından, onlara
kardeşlik eden diğer gazetelerin de olmasından mutluyuz.
(Karamana yakışacak bir televizyonun da kısa zamanda yayın
hayatına başlayacağından da umutluyuz)
Gazeteciler Günü için gereken hassasiyeti gösteren Sayın
Karaman Valisine teşekkür eder;
Gelmiş geçmiş ve görevde bulunan tüm meslektaşlarımızın
Gazeteciler Gününü kutlar, ahirete intikal edenlere Rahmet dileriz.









