Tarih İyi İnsanları da Yazmalıdır.
Tüm bu siyasi fikirler arasında en hızlı yükselen elbette kapitalizm olacaktır. Çünkü insanların bir türlü dizginleyemedikleri nefislere hükmeder.
Tarih İyi İnsanları da Yazmalıdır.
Tarihin sayfalarında pek çok ünlü isim var. Bu güçlü insanların hayranları da her zaman olmuştur. Aslında onları ünlü yapan bu hayranları ve ona çeşitli sebeple itaat edenlerdir.
Hitler, Mussolini, Stalin gibi doktrinlerle ünlü olanlar da vardır, Arşimet, Aristo, Anştayn gibi bilgi ve bilim ile de meşhur olanlar vardır. Hatta hollyvood denilen hayal perdesinde eti ile kemiği ile meşhur olan Rita Hayworth, Brigitte Bardot gibileri de vardır.
Güç nedir?
Ya da meşhur olmayı sağlayan şey nedir?
Siyaset Bilimi açısından baktığımızda fikir, doktrin , yöntem ve biçimlerin hepsinin bir noktada güç noktasında birleştiğini görürsünüz.
Halkalara özgürlük diye slogan atanların da benim ırkım üstündür deyip milyonları katledenleri de ve hatta hakça bölüşüm adı altına halkları sömürüp faşist ideolojilere taş çıkartan insanlık dışı hareketleri yapanları da görmek mümkündür.
Hep hayret etmişizdir, Türklük diye yola çıkan milliyetçilerin karşısında, Dünya halkları kardeştir diye yola çıkan solcuların Öztürk’çe savunmaları olmuştur. Yine halklara özgürlük diyen solcuların gün gelip de ana dilde eğitim ya da çocuklara ana dilinde isimler konulması söz konusu olunca nasıl feryat ederek karşı çıktıklarına şahit olmuşuzdur.
Siyaset yelpazesindeki en uç iki noktayı da ele aldığınızda görünen bir şey vardır. O fikrin bir burjuvası kendi içinden türeyivermiştir. Bu gurup gücü kazandıkça, kazandıkları gücü daha güçlü olmak ve yönetim hakkını elde tutmak için kullanmaya başlayıvermişlerdir.
Rüşvete insanlık suçu diyenler gücü korumak için rüşvet ve torpili en temel yöntem olarak kullanmaktan geri durmamışlardır. Adalet diyenler kendilerine yöneltilen en basit eleştirilerde bile adalete hükmederek hep haklı olmayı başarmışlardır.
Bir anlamda siyasi tarih aynı konuların işlendiği aynı senaryolardan oluşan sadece aktörleri değişmiş bir filmin defalarca tekrarından ibarettir.
Bu filmlerde iyi adamlar, kötü adamlar değişmekte ama figüranlar hiç değişmemektedir. Bu figüran ise her toplumun avamıdır.
Bir adam “netekim” diye kürsüye çıkınca can verecek kadar bağlı milyonlar alkışlamaktan avuçlarını patlattıkları olmuştur.
Sandıkta oy veren milyonlar canları kadar sevdikleri kişinin, düzmece mahkemelerde ve komik dosyalarla yargılandıktan sonra idam edilmesine ses çıkarmamış kapıların aralığından olayı izlemekle yetinmişlerdir.
Türkiye’de az bulunabilecek siyasetçiler trafik kazalarına ya da en yakınları tarafından üç beş metrelik teyp kasetlerine kurban edilmişlerdir.
Rusya sosyalist idi, Amerika da kapitalist. En faşist uygulamaları uygulayan Rusya idi. Beşikteki bebekleri öldürüp dünyanın tüm servetine göz diken de Amerika. Üstelik her ikisinde de toplumun büyük çoğunluğu mutsuz, sefil ve çaresizdi. Adına devlet denilen çarkı idare edenler de sınırsız maddi ve manevi güce sahiptiler.
Aslında siyasi fikir falan yoktur. İdeoloji denilen şeyler bir çuval zırvadan ibarettir. Yelpazenin neresinde olursa olsun bu söylemler bir güç savaşının farklı telaffuzudur.
Bu nedenle tarihte güzel iz bırakanlar herhangi bir ideolojinin uygulamalarını mükemmel ortaya koyanlar değil, kötüler olmuştur.
Oysa bilim, sanat, kültür adına tarihe yön verenlerin yerleri hep altın harflerle tarihin baş sayfasında yer almaktadır. Türkiye’de batı hayranlığı sebebi ile bilinmese de İbni Sina tüm dünya tıp tarihinde hala kitapları okutulan bir dehadır. Da Vinci pek çok dalda bu gün bile kullanılan bilimsel temellerin sahibi, Piri Reis coğrafyanın dehası olarak tarihte yer almaktadır.
Siyasi gücü elinde bulunduranları oralara taşıyanlara baktığımızda acı bir tablo ortaya çıkıyor. Cehalet…
Tıpkı “netekim”i alkışlayanların gün gelip tiksinti duydukları gibi. Tıpkı bir ihtilalden yıllar sonra aynı yanlışları yapan toplumlar gibi.
Siyasi gücü elinde bulunduranlar bu cahil zümrelerin birer balonudur.
Her siyasi gurubun içinde türeyen burjuva zümresi de bu cahil avamı ikna etmek için her yolu dener. Bu yollar her ideoloji ve siyasi fikirde de bire bir aynıdır.
Tüm bu siyasi fikirler arasında en hızlı yükselen elbette kapitalizm olacaktır. Çünkü insanların bir türlü dizginleyemedikleri nefislere hükmeder.
50 yıl öncesinden kapitalizmin bir sinsi yılan olup toplumu sarıp perişan edeceğini söylediğimizde çocuktuk. Olgunlaşan fikirlerimizle birlikte mücadelemizi verdiğimiz kapitalizm bugün felaketi başlatmış bulunuyor.
Güzel ve unutulmaz bir reklamdı. “Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz … bankasıyız” derdi. Sanıyor musunuz ki bu gün iktidar ve muhalefet için birkaç küçük ayrıntı dışında farklılık sayabileceksiniz. (Meclisin terör temsilcilerini istisna tutuyoruz. O bu memleketin yüz karasıdır. Değerlendirmeye bile değmeyecek şekilde konu dışıdır)
Davamızın adamı deyip de tiksindiğimiz öylesi bariz örnekler var ki. Buna karşı benim kadim siyasi rakibimdir deyip de hayran olduklarımız da.
İyi ideoloji, iyi siyaset, iyi düzen diye bir şey yoktur.
İyi insan vardır. İyi insanı başarılı kılan da eğitimdir. Kültürdür, vicdanın eğitilmesidir, yaratılış gayesinin öğretildiği bir sistemden geçmesidir.
Rabbimiz memleketimizin yönetimlerini İyi İnsanlara, eğitilmiş insanlara, vicdanları düzgün çalışan insanlara emanet etsin. Toplumun genel seviyesini yükselterek sürü mantığı ile değil de akil insanlar topluluğu eylesin…









