Bekir Sıtkı Karaman’a Hasretti, Biz VEFA Duygusuna
En çok da Karaman aşkı güzeldi. Güzel insandı Bekir Sıtkı Erdoğan Hoca…
Bekir Sıtkı Karaman’a Hasretti, Biz VEFA Duygusuna
Duyguları, fikirleri ve sanatı güzeldi. Gülen yüzü ve
dostluğu güzeldi. İnsanlara saygısı ve yaklaşımı güzeldi.
En çok da Karaman aşkı güzeldi.
Güzel insandı Bekir Sıtkı Erdoğan Hoca…
Bu “dı” eki acı. Artık bu fani âlemde yok. 2014 yılının 24
Ağustos günü GATA Haydarpaşa Hastanesinde gözlerini yumdu. Hakka yürüdü ve
Karaman Kabristanlığının kuytu bir köşesinde dinlenmede…
Şiirleri pek çok kişinin ezberindedir. Pek çoğu bestelenmiş
ve tüm sanatçılar tarafından seslendirilerek değer kazanmıştır.
Bekir Sıtkı Erdoğan kimdir sorusunun ilk cevabı “O bir Karamanlıdır”
olacaktır. İstanbul’da yaşadığı yıllarda bile Karamansız günü geçmemiş,
şiirlerinin çoğunu Karaman üzerine yazmıştır. Hecenin ve aruzun büyük ustası
sayısız edebiyatçının da hocasıdır.
Sazı elimize alıp da “bıktık artık Konya/Karaman
denilmesinden, Karamanlıyım dediğimizde -Bu Karaman nerede- diye sorulmasından”
kırk beste yaparız. Ancak Milli Şair olarak tescil edilmiş bir değerimiz
Karaman/Karaman diye öldü gitti bunu bir türlü bilmeyiz.
Bilsek baştan savma bir caddeye isim vermekle kalmaz, kültür
sitelerine, okullara ismini verir sık sık da anma toplantıları düzenlerdik. Bestelenmiş
eserlerinin yer aldığı özel konserler hazırlardık. Hakkında kitaplar yazar
sanatını tanıtırdık. Kitaplarını yeniden bastırıp her eve bir tane dağıtırdık.
Hepsinden önemlisi de vefat yıldönümlerinde bari birkaç saatlik
o “adet yerini bulsun” toplantıları, programları, etkinlikleri düzenlerdik.
Milyonları vıttırıvızzık etkinliklere döküp, haçlı kültürünü
yayan sanatçı bozuntularına harcamak yerine böyle bir değerimiz için
kullanırdık.
Karaman, “Karaman İli” olamaz. Karamanlı gölgede kalmaktan
ve bilinmezlikten kurtulamaz. Çünkü vefamız yok. Çünkü takdir duygumuz yok.
Çünkü HATIR kelimesini tanımayız. Kimsenin hatırını saymayacak kadar yontulmamış
bir yapımız var. Kendimizi her türlü değerin üstünde ve herkesten hatırlı görme
alışkanlığımız var.
Toprağa gömdüğümüz hazine kıymetindeki insanlarımıza,
toprağa gömdüğümüz bir soğan cücüğü kadar değer vermez olduk.
Sonra da oturur asker karısı gibi ağlar “bu işler neden
böyle oluyor” diye diz döveriz…
Öz kültürümüze böylesi katkıları olanları böylesi bir
vurdumduymazlıkla yok edersek, yeni nesillerin güzel üretimlerine nasıl yol
açacağız.
Değerlerimizi tanıtmadan “Haram helal ver Allah’ım, senin
kulun yer Allah’ım” mantığı ile küp doldurmadan başka bir şey düşünmez isek,
maddi değerleri üreten o kültürel değerleri yok edersek, ekmeğe muhtaç hale
geleceğimiz günler yakındır.
Bu görevler kimindir?
Bu görevleri üstlenmeyen, bana ne diyen, ilgisiz kalanlara
karşı hangi toplumsal yaptırımları uyguluyoruz?
Nurlar içinde uyu güzel insan. Senin gibi güzel insan olmak
isteyenlere seni tanıtamadığımız için affet. Gençlerimize ve çocuklarımıza
senin gibi olmak yerine vurucu, kırıcı, vurguncu, köşe dönücü, çıkarcı, her
adımı maddiyat olan kapitalist düzenin uşağı olmakta örnek olduğumuz için affet…
Senin Karaman sevdanı ve Karaman için yaptıklarını takdir etmediğimiz içi bizi
affet. Sağlığında kıymetini zaten bilmedik, bilemedik, Hakka yürüdükten sonra
bilmemize imkân yok.
Senin Karaman’a hasretliğinden daha fazla bizler VEFAYA
hasretiz.
Sana minnet ve şükran borçluyuz. Rabbimiz Rahmetini bol
etsin…
Hasan ÖZÜNAL
Gazeteci - Yazar









