Nimeti Ziynete Değişen Aç Kalır
Aç insanı altın kaplı saraylarda oturtsanız da karnı doymaz. Ona en gerekli şey önce ekmektir.
Nimeti Ziynete Değişen Aç Kalır
Dünya coğrafyasında bazı bölgeler vardır ki altınla akçeyle
değişilmez. Türkiye bu coğrafi bölgeler içinde yer alır. Türkiye’de bölgemiz
ise daha da bir kıymetlidir.
Milyarlarca yılda oluşan toprağın en kalitelisi bu
bölgededir. Derinkuyu sondajlarında bile metrelerce derinden hala kaliteli
topraklara erişilmekte, hububat tarımından sebze tarımına, bahçe tarımından
bakliyat tarımına, aromatik bitki tarımına en uygun toprak yapısı bu
bölgededir.
Temel gıdaların hammaddesi olan tarım ürünlerinin yetişmesi
için olağanüstü uygun iklim şartları yine bu bölgededir.
Yine yıllar süren mücadeleler sonucu sulu tarımın, kapalı
devre sulamanın en güzel örnekleri bu bölgede uygulanmakta dekar başına
verimlerde rekorlar kırılmaktadır.
Bir yandan da Göksu Nehrinin boşa akan suları ovamıza
indirilerek daha da mükemmel sonuçlar arzulanmaktadır.
Ne var ki ancak bizde olur dediğimiz çapraşık uygulamalarla
yine karşı karşıyayız.
Bu can bitecek araziler maalesef insan ihtiyaçlarının son
sırasında yer alan bir madde için, mermer için feda edilmeye kalkışılmıştır.
Aç insanı altın kaplı saraylarda oturtsanız da karnı doymaz.
Ona en gerekli şey önce ekmektir.
Tarımda çağın öncüsü devletlerin bile artan nüfus nedeni ile
üretimleri yetersiz kalmaktadır. Oysa Ülkemiz tarımda düzgün politikalar
üreterek dünya nüfusunun çeyreğini besleyecek kapasitede üretime ulaşabilir.
Ne yazık ki çok kötü bir politika sonucu bu can biten
araziler, mermer ocağı, termik santral, çimento fabrikası gibi kavramlarla
katledilmeye çalışılmaktadır.
Ülkemiz dünyanın en kaliteli mermer yataklarına sahiptir.
Bunların teşvik edilerek işlenmesi ile büyük bir döviz girdisi sağlanabilir.
Ama tarıma zarar vermeyecek, yerleşim yerlerine zarar vermeyecek bölgeler
varken kolaycılığa kaçılmakta ve gözler tarım arazilerine dikilmektedir.
Kim bu kararları veriyor, hangi amaçla bu kararları veriyor,
Devlet Kurumları pek çok izne tabi olması gereken bu tür işletmelere nasıl göz
yumuyor anlamak mümkün değil.
Bunlar geleceğimizin katlidir.
Gözümüzü bu toraklarda açtık. Dizlerimizin üzerinde yolma
yolduk, gırtlağımıza kadar çamurlara batarak tarla suladık, gün geldi
kuraklıkla karşılaşıp avuçlarımızla kavrulmuş ekinlerden rızkımızı aradık.
Ellerimiz nasır oldu, toprağı alın teri ile suladık.
Şimdi masa başında ayağı toprağa değmemiş, buğdayın ağaçta,
mercimeğin kavakta, fasulyenin saksıda yetiştiğini sananlar karar verip güya
sanayi ve maden sektörüne yol açıyorlar. Öyle bir tesisten elde edilecek katma
değerin binlerce katı toprakların verimden düşmesi nedeni ile insanlığın kaybı
olacak ve yüzyıllarca o araziler tekrar verim vermeyecektir.
Bölgede çalışmaları bölge köylüsüne rağmen endişe ve telaşla yapan işletmeciler
de bilmelidir ki o bölge köylüsünün o topraklara döktüğü alın teri onlara zehir
zıkkım olarak geri dönecektir.
Yurdun çok geniş bir bölümünü kaplayan dağlarımızda,
özellikle Toroslarda sayısız mermer yatağı açılabilir. Üstelik ne tarıma ne de
yerleşime zarar vermeyecek alanlarda. Devletin sadece ulaşım faktörü ile
işletmecinin işine gelen alanlara izin vermesi yerine, bu alanlara ulaşım
imkanı sağlaması gelecek için çok yararlı olacaktır.
Çağları sıralarken, son çağa atom çağı diyenler, yavaş yavaş
yeni bir çağın, Gıda Çağının açıldığı konusunda hemfikir olmaktadırlar. Gelecek
yüzyıl insanların en büyük sorunu sadece karın doyurmak olacaktır. Zira tarım
dışında hiçbir sektör ve medeniyet aç insanın karnını doyurmaz.
Bu sebeple bölge, günümüzün değil, geleceğin hazinesidir. Böyle
bir gıda hazinesini basit bir ziynetle değişmek geleceği katletmek, aç
kalmaktır.
Bir karışı için can feda edilen mübarek topraklarımızı kısa
vadeli lüks kazançlar için feda etmek önemli bir hatadır.
Dileriz, Karalgazi gibi Karamanın tarım lideri olan bir
köyümüz başta olmak üzere, altın değerinde topraklara sahip, Mesudiye,
Mandason, İstisar, Yağmurlar, Sinci ve kısmen de Yollarbaşı ve Kâzımkarabekir
arazilerini katledecek bu işletmeler için verilen kararlar daha vicdanlı bir
biçimde gözden geçirilip iptal edilir.









