Sahi Biz Bu muyuz?

Tüm telkinlere cevap vermekte güçlük çekiyoruz.

11 Şubat 2019 13:02

Sahi Biz Gerçekten Bu Muyuz?

 

Sabra zorluyorum aklımı.

Hoşgörü telkin ediyorum gönlüme.

Sakinlik öneriyorum fikirlerime.

Olmuyor…

Uluslararası ilişkiler var biliyoruz. Dünya’da dengeler var. Bu dengeler son yollarda sırat köprüsünden beter. Biliyoruz.

Türkiye ateş çemberinde.

Nüfusu Müslüman olan ve mahvedilmemiş son ülke Türkiye, onu da  görüyoruz.

Ama yine de olmuyor… Sabredemiyoruz, aklımız almıyor…

İşyerlerindeki ürünlerin büyük çoğunluğu uzak doğu malı. Onların da neredeyse tamamı çin malı. Kalitesiz, pespaye, değersiz.

Ama hanelerin bütçelerinden büyük bir pay onlara gidiyor.

Ticari dengelere bakıyoruz. Bizden bir alıyor, on satıyorlar. Üstelik bizden aldıklarını işleyip gene bize satıyor.

Tüm bunlara rağmen nesilleri yok etmek adına önüne geleni yok ediyor.

Tüm dengeleri, şartları bilsek de sabredilmiyor, sakin olunamıyor, hoşgörü sınırlarına nokta kadar da olsa girmiyor olanlar.

Biz onların pespaye mallarına çuvallarla para ödedikçe, onlar bu paralarla soydaşlarımıza işkence dolu hapishaneler inşa ediyorlar. Sudan bahanelerle onları öldürüyor yok ediyorlar.

Ne kadar zorlansak da genç kızların köpek, yılan, çıyan, hamamböceği yiyen pis çinli evlerinde halayık, cariye, kapama, köle olarak kullanılmalarına rıza gösteremiyoruz.

Kaldı ki; bu kızlar Türk kızı değil de haçlı kızı, yunan kızı olsa da fikirlerimiz yine isyan olurdu.

Halk olarak duyarsız kalıyor, onların mallarına rağbette yarışıyor, alıp satmaya can atıyoruz.

Devlet olarak, Orta Asya’dan seçim müzikleri getirip oy toplarken tanıdığımız insanları, hapislerde işkence ve zulüm altında ölürken tanımıyor, unutuyor, görmüyor, ilgilenmiyoruz.

Milyonlarca Suriyeliye insani yardım mantığı ile toprağımızı, hazinemizi, tüm benliğimizi açarken var olan vicdanımız, merhametimiz, o âli insanlık duygularımız, söz konusu Türkistan Türkleri olunca tüm hassasiyetimiz uykuya dalıveriyor…

Kaldı ki kapı komşularımıza yapılması gereken tam da bu idi...

Dünya‘da az yetişen ve özümüzün özünden sanatçılarımıza sahip çıkamayıp, haçlının, kültür emperyalizminin misyonerleri olan pisliklerine çılgınca bağlılık duyuyoruz.

Ey Abdurrehim Heyit! Aylardır neler çektiğinden haberi bile olmadı bu Türkiye’nin. Hatta hapse girmen bile kimsenin kılını kıpırdatmadı. Çoğumuz duymadık bile. Kaşıkçı cinayetinin binde biri kadar sesin çıkmadı. Bu güne kadar birkaç yıldan fazla insanın dayanamadığı işkence odalarına 8 yıllık mahkumiyetle atıldığında, bu gün, bu akıbet belli idi. Ama fark etmedik, umursamadık, duymadık, bilmedik.

Türk Televizyonu adı altında yayın yapıp da, falanca kokonanın hangi yemekte, hangi küpeyi taktığına saatler ayıranlar seni haber dahi yapmadılar.

Soframızdaki soğan, patates ve bir bağ yeşil soğan kadar hükmü yokmuş kültürün, ahlakın, edebin, geçmişin, tarihin, maneviyatın, köklerin, genlerin, sanatın ve insanlığın.

Utanıyoruz.

Sabredemiyoruz.

Susamıyoruz.

Üzgünüz.

Tüm telkinlere cevap vermekte güçlük çekiyoruz.

Sahi: BİZ GERÇEKTEN BU MUYUZ…

Not: Yazıyı yayınladıktan kısa bire süre sonra çin haber ajansları Ozan Yaşıyor konulu haber yapmaya başladılar. 
Tüm kalbimizle doğru olmasını diliyor, dua ediyoruz...
Şayet öyle ise özgürlüğü için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.

 

 
Şehit abdurrehim abdurrahim heyit türk sanatçı ozan çin zulüm
Bu Haber 2961 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin