SEVGİLİ “SEVGİ” yi Yaratan değilse SEVGİ Yoktur.
Hem neden sevgililer? Sevgili değil. Sevgi değil.
SEVGİLİ “SEVGİ” yi Yaratan değilse SEVGİ Yoktur.
Sanki tüm sorunları çözmüş gibi birileri 14 Şubatı yerden
yere vuruyor.
Neden sevgililer günü olarak kutlanıyormuş…
Güya haçlılardan Katolik rahibi valantin diye birisi varmış
da o gizli nikah kıymış da imparator onu 14 şubatta idam ettirmiş de… Biz
onların bu dini kaynaklı günü neden kutluyor muşuz.
Bu bir haçlı adeti imiş. Haçlılar ne yaparsa yapsın biz
taklit ediyor muşuz.
Falan filan… Bir sürü sebeple öyle bir karşı çıkıyorlar ki…
Yahu dokunmayın… Biz tüm sorunlarımızı çözmüş bir toplumuz.
Tarımsal verimi 10 katına çıkardık. Kendi nüfusumuzun 10-20 katını besleyecek
ürün üretip dünyanın 4 de birini biz besliyoruz. Milli hasıla ve kişi başı
milli gelirde dünya birincisi olduk. Üstelik öylesine adil bir bölüşüm ki en
yüksek rakamla en düşük rakam arasındaki fark sadece yüzde elli.
Kültürümüzü öyle bir oturttuk ki Toros dağları gibi ta arzın
merkezine kök salmış durumda.
Sadece kendi sınırlarımızda değil tüm dünyada bize kafa
tutacak tek bir güç yok.
İşsizlik eksi. Sınırları açıversek Asya ve Afrika’da insan kalmayacak.
Temel ihtiyaçların tümünü kendimiz üretiyoruz. Dışarıdan ise
bazı gariban ülkelere destek olsun diye ıvır zıvır alıyoruz. O da ihracatımızın
sadece yüzde üçü falan…
Araba, uçak, gemi falan artık her şehirde, onlarca fabrikada
üretiliyor, onları aştık da aya hafta sonu tatili için turlar düzenleyen şirketlerimiz
bile var.
Yer altında tüplü tünellerden saatte bin kilometreden de hızlı
giden trenlerimiz vızır vızır işliyor.
Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Dicle, Seyhan,
Ceyhan, Göksu, Menderes Irmakları ve Meriç Nehrinde bir gram su heba olmadan
enerji üretiyor sonra da tarımsal sulamada kullanılıyor, yetmiyor arıtıp içme suyu
olarak boru hatları ile aç Araplara satıyoruz.
Türkün yaşadığı ve Türkçe konuşan tüm dünya devletleri ile
kurduğumuz birlik gücümüze güç katıp dünyanın diğer devletlerine örnek oluyor, maddi
ihracatın ötesinde barış huzur ve mutluluk ihraç ediyoruz.
Tüm bunları halletmişiz. Birileri tutup 14 Şubat sevgililer
gününe takılıyor.
Elbette tüm bunlar bir mizah…
İroni, mizah bir yana…
Gerçekten haddimizi aştık. Zıvanadan çıktık. Haçlı ne
yaparsa biz ondan daha fazla abartıp kapitalizme uşaklık etmekte yarışır hale
geldik. Bu kapitalizm ve emperyalizmin bizden daha vefalı uşağı olamaz…
Hem neden sevgililer? Sevgili değil. Sevgi değil.
Kainata örnek olmuş bir SEVGİ Timsali var. Sade ümmetini
değil, yaratılmış canlı ve cansız tüm varlıkları seven bir örneğimiz var.
Yunus Emre gibi sevgiyi ilmik ilmik işleyen bir dehamız var.
Mevlana, Hacı Bektaş gibi yüzlerce erenlerimiz evliyalarımız var.
Üstelik tüm bunlar “sevgililer” demiyor. Önce “SEVGİ” diyor.
Sonra bunu tek bir noktaya toplayıp “SEVGİLİ” diyor ki; O sevgili de sevgiyi YARATAN…
Her adımı
Sevgilisinin adı ile atan, günde beş vakit sevgilisine bağlılık gösterip,
şükran belirtip, niyazda bulunanlar için 365 günün bir 24 saatini ilan etmek
komik olurdu. Esas komedi ise sevgiyi yaratana değil de Sevgilinin yarattığına
gün tertip etmek komedisi.
Aziz Valentin olayı tarihin yalancı ya da net olmayan
kayıtlarında 270 olarak gösteriliyor. Bu da İslam’ın tebliğinden önceki bir
tarih. İsa (AS) nin dininin daha belki de bozulmadığı tahrip edilmediği
tarihler. Amentüde “Peygamberlerine” diyorsak İsa (AS) dinine bağlı bir din
adamına elbet kem söz etmeyiz. Günümüzün sapkın bir dini haline getirilen
hırtıstiyanlığına etmediğimiz gibi. Sadece ALLAH Hidayet Versin der geçeriz.
Ama;
Kapitalizmin en çok kullandığı bir mecra olan dini
gerekçeleri kullanıp da tüketim ekonomisine kütük olsun diye dayattığı bir
günü, üstelik gayrı meşruluğu da körükleyen böyle bir günü daha akılcı
değerlendirmek gerek.
Binlerce kültürel değerimizi haçlı emperyalizminin ateşi ile
kendimizin yaktığı bir dönemde sevgili kavramını 14 Şubata sığdırıp geri kalan
364 günü sevgisiz ve sevgilisiz yaşama gafletine düşmeyelim.
Sevgili kavramı;
Önce sevgiyi Yaratan’dır. Sonra yeryüzünün melekleri analardır.
Sonra Ailemizin direği babalardır… Evi yuva yapan eşlerdir. Sonra bize birer
dünya değerinde hediye edilen evlatlardır. Sonra Analarımızın bizlerle sevdiği
kardeşlerdir.
Akrabalardır, komşulardır, dostlardır, arkadaşlardır,
hemşeriler, vatandaşlar, dindaşlar ve yaratılan tüm varlıklardır.
Sevgimiz bir günde bir kişiye bir atımlık barut misali
harcanacak kadar kıt ise vay halimize.









