Rahatı Kaçan Basın

Sayın Atalay nedir bu olanlar. Siz durup dururken neden geldiniz Karamana? Üstelik gelir gelmez sanki sittin senedir bu şehirde yaşıyor ve elli yıllık medya mensubu havalarında tutup bir sürü şey konuşuyorsunuz.

17 Aralık 2014 00:00

 

Sayın Atalay nedir bu olanlar. Siz durup dururken neden geldiniz Karamana?

Üstelik gelir gelmez sanki sittin senedir bu şehirde yaşıyor ve elli yıllık medya mensubu havalarında tutup bir sürü şey konuşuyorsunuz.

Yok "Daha iyi bir ürün sunabilmek için de daha iyi bir matbaa, daha güzel bir kağıt, daha iyi sayfa çizebilen operatörler, sekreterler, daha iyi manşet haber verebilecek muhabirlerle el ele kol kola çalışmak gerekiyor" muş da…

Yok Bunların çoğalabilmesi için merkez medyanın pastasından veya yeni doğacak pastalardan da pay alabilmeniz için hem yazılı basının hem televizyonlarımızın hem de internet medyamızın, radyolarımızın daha iyi kaynaklara kavuşması için kendimizi geliştirmemiz lazım. Daha iyi bir ürün sunabilmek için de daha iyi bir matbaa, daha güzel bir kağıt, daha iyi sayfa çizebilen operatörler, sekreterler, daha iyi manşet haber verebilecek muhabirlerle el ele kol kola çalışmak gerekiyor. Eleman sıkıntısı çektiğinizi söylemiştiniz sanıyorum. Hamle yaptığınızda Türkiye’nin dört bir yanından o elemanları toparlayabileceksiniz” muş da…

Biz bir altın madeninin üstünde dişleri dökük, sırma saçlı kel kafası, ahu gözleri ile kör, dalyan boylu kambur hatunumuzla, çerden çöpten kulübemiz, tenceresinde pişirip kapağında yediğimiz bulgur aşımızla, iki keçi, bir danalı ineğimizle masal deryasında yaşayıp gidiyorduk.

Her 15 yaşını geçen gencin içindeki gazeteci olma hevesini körükleyip, sigortasız, tek aylarda yarım maaş verip çift aylarda dürüm ekmekle besleyip, cep telefonları ile fotoğraf çekip, kopyala yapıştır yöntemi ile haberler üretip, aslanlar gibi şaheser döküntü medyalar üretip gidiyorduk.

Para kazanabileceğimiz yerlere önce en kallavisinden sıfır asit sızma yağlar çekip, reklamı alamaz isek abanın altındaki sopayı gösterip, almaktan ümidi kesince de kılıcı kamayı çekip liğme liğme doğrayıp çöpe atıp mesleğimizi icra ediyorduk.

On binlerce kişiye ulaşan internet medyaları, o sizin destek olsun diye dağıttığınız “resmi ilan” pastasının kokusunu dahi alamazken, uyduruk makinelerde birkaç gazetemsi,  mevkutemsi, bültenimsi bir şeyler üretip, toplamda elli-yüz kişiye ulaşmayan ilanlarınızla, sizden aldığımız mangırları başka mecralarda bir güzel eziyorduk. Siz yerel basın güçlensin, daha iyi makinelerde, daha yeni teknolojilerle daha kalifiye elemanlarla, daha bilinçli ve çağdaş bir gazetecilik yapın diye hayaller kurarken biz o paraları çok daha verimsiz ve cukkalı işlerde kullanıp işimize bakıyorduk.

Bir küçük ilde 3-5 (veya bilmem ki kaç oldu) dernekler oluşturup yaldızlı cakalı, fiyakalı BAŞKAN lıklara oturup sıfatlar kazanıyor, o kurumlarla ilgili tek bir faaliyet yapmak şöyle dursun, bazen varlıklarını bile unutuyorduk.

Bu kadar kuruluş varken size bir birfing verdik mi? Karaman’da yazılı, görsel ve dijital medyanın sorunlarını içeren bir dosya takdim ettik mi? Etmeyiz… Öyle bir sorunumuz ve derdimiz de yok zaten.

Son otuz yılda bu mesleğe girip de “ben gazeteciyim” diyen ve bu gün bu mesleği yapmayanların sayısı bir büyük kasaba eder. Bundan daha üretken bir ortamı nerede bulabilirisiniz ki.

Üstelik biz fotoğraf yayınlarken olaya bakmayız. Olayla ilgisi olmasa da amirimiz, patronumuz, büyüğümüz, işimizi görecek birisinin fotoğrafını koyar, haber metnini de bilmece gibi yazarız. Öyle üç-beş okumada anlarsanız dâhisiniz demektir. Böylelikle halkımızın beyin jimnastiği yapmasına yardımcı olur, zihinlerini açarız. Örneğin sizin Karamana geliş haberinizi yapar ama adınızı değil sadece soyadınızı yazarız ki insanlar araştırmayı öğrensin…

Biz hiç kavga dövüş etmeyiz. Sadece birbirimizin arkasından konuşur, kuyusunu kazar, onu yok etmek için senaryolar kurar ve bir güzel uygularız. Bir dakika önce elini ayağını öper sonra gider, kapalı kapılar arkasında onu şikâyet eder, onunla ilgili iftiralar sıralarız. Kendi beceremediğimiz işleri yaptırdığımız insanı bile beceriksiz, kabiliyetsiz yaftası ile şikâyet eder, ayağını kaydırıp yerine oturmayı planlarız.

Bu işlerden anlayan birsini bulduk mu, onun içinde bulunduğu çaresizlikleri kullanır, değerlendirir ve sayesinde Vali, Belediye Başkanı, İl Genel Meclisini, Rektör ve hatta milletvekili ve Bakanları “AYARLAR” işimiz bitince de bizzat bu adamlarla arasını açmak için her türlü Bizans oyununu ve taktiği kullanırız.

Bu memlekette bir cümle yazmamış asırlık “GAZETECİ!” ler vardır. Devletin memuru olup da Mülki İdarenin en yüksek kademesi olan Valisinin karşısında bacak bacak üstüne atıp “GAZETECi!” havası basanlar vardır. Tüm kazanımlarını, elindeki gücü, tahrik, tehdit ve şantajlarla kazanmış, ahlaki zafiyetlerini bile “GAZETECİ! lik ve “BAŞKAN!” lıklarla kamufle eden “ADAM!” lar vardır.

 

Kurumlardaki basın bürolarımız tam bir komplekstir. Şerrinden korktukları bir ABİ nin günde 3-5 haberini servis ederler. Metinler muammadır. Yapılması gereken haberleri ve kurumla ilgili bilgileri sır gibi saklar topluma masal ve ninnilerle büyük hizmetler veririz.

Ben bu işin virtüözüyüm diyenlerin ana sayfalarında bir ABİ ye kıyak yapmak için o ABİ nin3 haberi birden yer alır. Bu tarz bir yaklaşımın “kör gözüm kör parmağıma” tavrı ABİYİ yıprattığını veya kendi yalakalığımızı ele verdiğini düşünmek bizce densizliktir.

Şimdi işi gücü bırakmış taaa Ankaralardan kalkmış gelmiş rahatımızı bozuyorsunuz. Bizim dalgamıza taş atıyorsunuz. Etmeyin… Şimdi kim kalkacak da bu dediklerinizi yapıp da ortaya güzel bir şeyler koyacak da bu Ülke, bu Karaman, bu Karaman Basını kalkınacak.

Sayın Mehmet Atalay. Hoş geldiniz safalar getirdiniz de kafamızı karıştırıp rahatımızı kaçırdınız. Tıpkı Dikmen bağlarındaki erik ağacının* AŞK ı tanıyıp da huzurunun kaçtığı gibi.

 

Gerek var mıydı?

 

*

Ona bir kitap vereceğim

Rahatını kaçırmak için

Bir öğrenegörsün aşkı

Ağacı o vakit seyredin

 
Karaman Basın yerel basın ilan
Bu Haber 6390 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin