Sanal Katliam Eğitimi
Medeniyetlerin yıkılma sebeplerini sayarken bugün içinde bulunduğumuz bürokratik kast yapısını da görüyoruz. Ama buna rağmen bu memleket yine de ayakta. Yüzlerce yıl önce temelini atan internette adam öldürerek atmamış.
Eve misafir
gelir. Evin küçük çocuğu bilgisayarının başında, kendisini dış dünyadan
soyutlamış bir şekilde, bir şeylerle meşguldür.
Sorarsınız;
“Ne yapıyorsun?
Cevap; “Oyun
oynuyorum”
Renkli
grafiklerle bezenmiş, muhtelif aşamalardan oluşan bir savaş oyunu. Oyun, adam
öldürmeye ve öldürülen adam başına para kazanmaya dayalı. Ne kadar katil
olursanız o kadar para kazanırsınız. Ne kadar para kazanırsanız da o kadar
öldürücü silah alırsınız.
Sorarsınız;
“Bu adamları neden öldürüyorsun?”
Cevap;
“Oyunun kuralı bu…”
“Burası
bizim ülkemiz mi? Topraklarımıza bağımsızlığımıza göz mü dikmiş? Hangi
milletten?
Cevap
enteresan; “Öylesine”
“Peki bu
işaretler nedir?”
Bu cevap
daha da ilginç: “Amca buradan oyunun hileleri var. Onları alıyorsunuz. Daha çok
adam öldürüyorsunuz.”
Yani
psikolojik yıkım sebebi bir oyunda bile hile, hurda, desise ve sahtekarlık
aşılanıyor.
Tıpkı
günümüzde birilerinin Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Mısır’da ve
hatta Türkiye’de uyguladıkları sahtekarlıklar gibi.
Ahlak
karakter ve fikri yapısının oluşması gereken bir çağda çocuklarımızın durumu
maalesef bu. Hem de her bilgisayar olan evde tekrarlanan sıradan bir hadise. Bu
oyunlar nedeni ile psikolojik sorun yaşayan ve sonu ölümle biten olayların
olduğu bir ülkedeyiz.
Ama bu garip
ülkede adı Milli olan ve Eğitim-Öğretimle meşgul olan birimler de var. Üstelik
Kadın ve Aile kavramını içeren Bakanlığımız bile var. Var da protokol denilen
baş belası kurallarla uğraşmaktan fikir üretmeye, ya da ortaya atılan fikirleri
değerlendirmeye ne zamanları var ne de şartları uygun.
Medeniyetlerin
yıkılma sebeplerini sayarken bugün içinde bulunduğumuz bürokratik kast yapısını
da görüyoruz. Ama buna rağmen bu memleket yine de ayakta. Yüzlerce yıl önce temelini
atan internette adam öldürerek atmamış.
Bu konuda
birilerinin bir şeyler yapması lazım. Hem de acilen. Bir alet olarak bilgisayar
hayatımızı kolaylaştıran, zaman kazandıran bir icat. Ancak bunun eğitim
çağındaki çocuklara sunumunda, onların eğitim ve öğretiminde kullanılmasında,
doğru kriterlerin uygulandığı bir kurallar manzumesi gerekli. “Herkes kendi
çocuğuna sahip çıksın” demekle bu işten sıyrılmak mümkün değil.
Bu kararları
almak durumunda olanların bile çocuklarının aynı sorundan etkilenmediklerini
söyleyemeyiz.
Gelecekte
psikolojik yapısı bozuk, milli ve manevi değerleri sıfır bir nesil yönetimi
devralırsa akıbet ne olur.
Daha dün
Taksim’de ortalığı bir birine katanlar, adeta bir bilgisayarda sanal bir oyun
oynar, o oyunda figüranlık eder gibiydiler. Birilerinin renkli grafiklerle
süslediği oyun senaryosunu az önceki çocuk gibi sorgulamadan, sentezlemeden,
akıl süzgecinden geçirmeden “öylesine” uyguladılar. Sorulan sorulara onlar da makul ve mantıklı
tek cevap veremiyor, birilerinin senaryoda yazdıklarını tekrar etmekten başka
bir varlık gösteremiyordu.
Düşünen,
sorgulayan, yargılayan, bunları da belirli ahlak ve maneviyat kriterleri içinde
yapması gereken bir nesil şu an bilgisayar başında sanal “İNSAN ÖLDÜRMEKLE”
meşgul
(ABOV) Ancak Bukadar Olur
Vesselam.









